Yasal Uyari

Aksi belirtilmedikce bu sitede yayinlanan tum yazilarin ve fotograflarin telif hakki yazarina aittir. Izinsiz yapilan tum alintilar icin hukuki yollarin acik oldugu hatirlatilir.
-----------------------------------------

Tanitim

Bu blog, cok yazarli olup Montessori Egitimi mail grubu uyelerinin yazilarindan olusmaktadir ve Montessori Egitimi ile ilgili yazilar icermektedir. Yazarin ismi (ya da takma ismi) yazinin genelde basinda ya da sonunda yer almaktadir.

Buyuyorum Egleniyorum Ogreniyorum aktiviteleri her iki haftada bir konu degistiren ve uyelerimizin cocuklar ile yaptigi calismalari icermektedir.

Buyrun, hosgeldiniz...


22 Ekim 2010 Cuma

Montessori Matematik Uygulamaları Seminer Notları

Olcay & Erva - 39 aylık
http://kebelek.com

17 Ekim 2010, E-bebek Çamlıca Mağazasında Hilal Mutlusoy Öktem'in sunduğu Montessori Matematik seminerinden notlar

2,5 ile 3 yaş arasındaki bir çocuğa miktarlar aynı kalsa da formaların nasıl değişebileceğini anlatırsınız?

Bu yaşlardaki çocuklar sizin açıklamalarınıza değil de gördüklerine inanırlar. Çünkü henüz bilişsel olarak açıklamaları anlamlandırmaya hazır değillerdir. Hazır olmadıkları bilgileri de öğretmeye çalışmamalıdır. Size soru sorduklarında cevaplayın ama bilimsel gerçekleri kullanarak değil. Bu açıklamalar için belli bir yaşa gelmiş olmalarını beklemeliyiz. Belli olgunluğa erişmeden yapılan açıklamalar çocuğa iyilik yerine çocuğun gelişimini engelleyebiliyor. Matematiksel bilgileri erken vermeye çalışırsak ilerdeki matematik yaşantılarını baltalamış oluruz. Vakti gelmeden öğretilmiş kavramlar çocuğu o konudan soğutabilir. Çocuk talep etmeden zamanından önce öğretilmemelidir.

Etrafımız da çoğumuz görmüşüzdür çocuklarının çok küçük yaşlarda 20'e kadar saymalarından hoşnut ebebeynleri. Oysa ki 1,2,3 ün ne olduğunu bilmeden yapılan bu sayma çok da önemli değildir. Sadece çocuk belli bir düzende ezberden saymayı başarmıştır.

Montessori de Matematik materyalleriyle çalışmaya 3 yaş itibarıyla başlanıyor.

0 - 3 Yaş Döneminde Matematik

Bu yaşlarda parça - bütün, az - çok ilişkisiyle matematiğin temelleri atılıyor. Evde , dışarıda basit şekillerde matematiksel aktiviteler yapılabilinir. Mesela markete gidildiğinde çocuğunuzdan sepete adet belirterek elma koymasını isteyebilir ya da siz sayarak koyabilirsiniz. Apartmanda basamakları inip çıkarken hoplaya zıplaya basit saymalar yapabilirsiniz. İlk çocuklukta öğrenme en üst düzeyde olduğundan iyi yapılandırılmış sistemle çocuğu matematikle tanıştırmak iyi olur. Bu dönemde somut objelerle çocuk matematiksel miktarları öğrenir sonrasında sembollerle tanıştırılır. Tabii bu aşama da her çocuktan aynı performansı göstermesini beklemekte yanlış olur.

Çocuğa matematiksel farkındalık kazandırırken kurduğumuz cümlelerin kalitesi çok önem kazanıyor. Öğretmen havasına girmeden net cümleler kurarak doğal konuşmamızla yapmalıyız. Mesela sofra hazırlanırken " her tabağın yanına bir çatal koyalım.", "bugün herkese 2'şer köfte verelim.", " peçeteliklere bir peçete takmak ister misin?" v.b. Markette olduğumuz da da " kaç elma alalım?", " 3 tane mandalina alır mısın?" gibi yönlendirmelerle matematiksel farkındalığı arttırabiliriz. Bu örnekleri günlük yaşamın her alanına yaymak mümkün. Verilen bu çeşit uyaranlarla ileriki matematik hayatlarına hazırlıyoruz. Bunları yaparken verdiğimiz doz da çok önemli. Devamlı bir kıyaslama yapmasını beklememeli, yani bu durumlar bir görev haline gelirse zevkli olmaz. Mesela her merdivenleri iniş çıkışında basamakları sayma mecburiyeti hissediyorsa o nokta da kesinlikle durmalıyız.

Rakamları görsel olarak anlatmak çok da önemli değil. Bizim istediğimiz temelleri atmak. Günlük yaşantımızda kullandığımız büyük - küçük, az-çok, alçak-yüksek, kısa-uzun v.b çalışmalar çocukları Montessori de materyallerle çalışmaya hazırlıyor.

3 Yaş Dönemi

Bu dönem de yapılan pek çok uygulama da aslında matematik var, mesela çorap eşlestirme çalısması çiftleri bulmaya, kaşıkla aktarma - bölmeye giriş, aynı zamanda soldan sağa yapıldığından da yazmaya hazırlık var.

Matematik materyalleri ilk başta fazla hareketlilik gerektirirken zamanla bu yerini uzun süreli konsantrasyonlara bırakıyor. Montessori de Matematik somuttan soyuta doğru gittiğinden dolayı da çok anlamlı. İlk önce miktarlar kavranıyor sonrasında bunlar sembollerle birleştiriliyor. Çocuk zevkli bir süreç içerisinde matematiği sevmeye başlıyor.

Çocuklar önce sınırsızlığı öğrensinler, sınırları anlamlandırmak zamanla olacak. Çocuğa açık tekliflerde bulunmalı asla zorlanmamalıdır. Bu dönemler de bu ihtiyaçları karşılanırsa ilerike yaşlarda rahat ederiz. Hayat zaten bir süre sonra okulla beraber çocuğu zorlamaya başlayacak. O yüzden 0 -6 yaşta bırakın istediklerini yapsınlar. Mesela özgürce boyasınlar, bu açıdan baktığımız da boyama kitapları çocukları sınırlayıcı oluyor. Çocuğa hadi gel bir kalp çizelim demeyelim. Çünkü bilirler ki hiçbir zaman öğretmenleri ya da anneleri gibi başarılı bir çizim yapamayacaklardır. Bu çeşit yaklaşımlarla çocuklar sanata temkinli olabilirler.

Montessori Matematik Materyalleri

Kırmızı - Mavi Çubuklar

En küçüğü 10 cm en büyüğü 1 m olan on adet kırmızılı mavili çubuktan oluşmaktadır.

Her yeni çalışmada olduğu gibi bunda da materyalin sunumunu ilk öğretmen yapıyor. Bu aşamada önceden kırmızı çubuklarla(On adet kırmızı çubuk biçiminde tahta parçalarıdır. Tümü kırmızıdır ve boyutları 10 cm.den 1 m.ye değişiklik göstermektedir. Çocuktan en büyükten en küçüğe doğru çubukları düzenlemeleri istenir.) çalışma yapmış olduğumuzu varsayıyoruz.

Çubukları birim olarak tanıtmaya çalışıyoruz. Karışık olarak kırmızı kısımları başa gelecek şekilde halımızın üzerine sıralıyoruz. Ellerimizle ilk duyusal olarak çubukları tanıyoruz - renk ayırımlarını elimizin gidişiyle hissettiriyoruz. İlk üç çubukla başlıyoruz. Bunların tanıtımı bittikten sonra çocuğa devam etmek isteyip istemediğini soruyoruz. İsterse bu birinci çubuk, tutmak istermisin, bu ikinci çubuk, bu üçüncü çubuk şeklinde devam ediyoruz. Senle bunlarla bir oyun oynayalım diyoruz.

Bana birlik çubuğu verir misin?

Bu kaçlık çubuk?

Saymak ister misin? gibi sorular şeklinde. Eğer herhangi bir aşama da takılma oluyor, ilerlenemiyorsa çocuğu kesinlikle zorlamıyor, o nokta da şimdilik bu kadar diyerek bırakıyoruz. Devam etmek istiyorsa aynı şekilde bir sonraki ilk üç çubuğu tanıtıyoruz.

Özetleyecek olursak;

1. aşama da çocuğa çubukları gösterip tanıtmış olduk. 2. aşama da çubukların isimleri söylüyor, ismi sözel olarak hatırlatıyoruz. 3. aşama da onun hatırlamasını istiyoruz. Sorular sorarak bunu pekiştiriyoruz. Buna üç aşamalı ders diyoruz. Dersi başarıyla tamamlarsa, ilgisi devam ediyorsa devam etmek istermisin diye sorarak bir sonraki adıma geçiyoruz. Birkaç gün sonra tekrardan çalışılacaksa 1/2/3 çubuk yeniden tanıtılıyor. Diğer yeni üç çubuğa geçiliyor. Ve ilk üç çubuk için oynanan oyundan bu sefer altı çubukla oynamak isteyip istemediği soruluyor. Burada amacımız bildiklerinden yola çıkarak bilmediklerine köprü kurmak.

Hata yapıldığında aynı soru bir kere daha soruluyor.

Zımpara Rakamları

0'dan 9'a kadar rakamların yazılı olduğu zımpara kartlarından oluşmaktadır.

Yer de ya da masada çalışılabilir. Üçlü üçlü gidilerek rakamlar tanıtılıyor. Başta sayılar kapalı olarak duruyor. Sayıları çocuktan gizlemek değil sadece merak duygusunu tetiklemek amacımız. Kartların ebatları büyük, çocuk kolayca tutup hissedebilsin diye.

Çalışma şu şekilde ilerliyor:

Bugün seninle zımpara rakamlarla çalışacağız. Rakamı iki parmakla (işaret ve orta parmakla) hissediyoruz. Rakamların kalınlığı iki parmağın kalınlığında olmalı, daha fazla kalın olmamalı.

Tanıtım dersi: 1,2 ve 3 tanıtılıyor. Sonra rakamları onun bulması isteniyor. Sonraki sorular bu hangi rakam? Bunun adı ne?Bana 1'i verir misin? v.b.

Daha fazla rakam tanımak ister misin? diye soruyoruz. İsterse diğer rakamlara da geçebiliriz.

Sayıyla miktarı ilk kez beraber mekik kutusunda tanıtıyoruz. Tüm sayılardan sonra sıfırı gösteriyoruz. "0" ın çocuğa önceden anlatılmış olması gerekiyor. Günlük yaşamda " evimiz de hiç elma kalmamış, pastanın hepsi bitti" gibi örneklerle yok kavramını benimsetmeye çalışıyoruz. En sonunda sana çok özel bir rakam göstermek istiyoruz denilip 1 ve 0 yanyana getirilip 10 sayısını oluşturuyoruz. Bu ondur demiyoruz.

( 1 2 3), ( 4 5 6), ( 7 8 9) olarak üç seferde sayıları tanıtıyoruz.

Çocuk sembolleri öğrenince çeşitli oyunlar oynanabilinir. Örneğin; kartları halıya sıralayın, üzerlerinde yazılı miktar kadar herhangi bir objeyi bulup getirmesini isteyin. İş bitince çocuk objeleri tekrar yerlerine kaldırsın.

Mekik Kutusu

Çalışmamız kutu aralıklarındaki rakamları parmakla hissetmekle ve söylemekle başlıyor. Gruplandırarak ve lastikleyerek mekikleri yerlerine yerleştiriyoruz. Lastiklemeyi her sunumda gösteriyoruz, 8 adet lastik olmalı, sayı 1'e lastik takmıyoruz.

Farklı olarak çocuğa mekikleri kurdaleyle bağlamak ister misin diye sorabiliriz. Bu da günlük yaşam çalışması, işin süsü. Bu bağlamalar ilerde ayakkabı bağlamaya ya da saç bağlamaya destek veriyor.

Hata kontrolü kutunun kendi içerisinde. Bir yerlere olması gerekenden farklı sayıda mekik konulmuşsa, 9'a gelindiğinde mekikler eksik kalıyor.

Sayılarla ve Pullarla Çalışma

Sayıların ters konulmasını engellemek için eşleştirme çalışmasıyla başlıyoruz.

Daha sonra rakamın söylediği kadar ki miktarı pullarla yapıyoruz. Pullar yerine dekorasyon çakılları ya da küçük ahşap modeller kullanabiliriz.

Yanında arkadaşı olmayan rakamaları indirme yaparak (kalemle pulların ortasından aşağı doğru inerken kaleme hiçbir pul takılmıyorsa) da tek ve çift sayıları çalışmış oluyoruz.

Kartlarla Çubukların Eşleştirilmesi

2'li çubuğa uygun olan rakamı gösterir misin gibi.

Kırmızı Mavi Çubuklarla Tahmin Etme Oyunu

Gözlerini kapayarak eline verilen çubuğun kaçlık olduğunu tahmin etmeye çalışıyoruz.

Boncuklarla Sayma

Yaş büyüdükçe çalışılan materyaller küçülüyor. Boncukları birden 10'a kadar sayarak piramit şeklinde sıralıyoruz. Bu şekil sola yatılı da olabilir ama piramit çocuğun ilgisini daha çok çekiyor. Sayma aparatıyla boncukları sayıyoruz. Elimizdeki kağıda renkli kalemlerle benzer piramit şeklini çiziyoruz.

Sayılarla Miktar Avlamaca

1'den 10'a kadar sayılar kadar çeşitli objeleri bulup halının üstüne koyuyoruz.

1'lik, 10'luk çubuk, 100'lük yüzey, 1000'lik küp

İlk kez 100 ve 1000 lerle tanışıyoruz. 1000 'i tanıştırırken üç tane sıfır var demiyoruz. Sadece adını söylüyoruz. Tanıştırdıktan sonra çocuğa sorular sorarak pekiştiriyoruz.

Boncuklarla Yılan Oyunu

Öğrendiklerimizi pekiştirmek için bir oyun. Renkli boncukları halıya sıralıyoruz. Sonra saymaya başlıyor 10 olunca onu alıp yerine 10luk altın boncuk koyuyoruz. 10'a tamamlama çalışması yapmış oluyoruz.

Seguin Tablaları

9'dan sonra yeni bir aileye geçiliyor. ( Literatür de 9 krizi deniliyor)

Kuşbakışı Görünümü

Rakamlar kadar miktarları boncuklar, yüzeyler ve küpler kullanarak çalışıyoruz. Bu çalışma sınıfta kapladığı alan kadar çocuğa gurur veriyor, keyiflendiriyor.

Başka oynanan bir oyunda da sınıfta birisi banka oluyor. Tepside çocuğa rakamlar veriliyor ve bu rakamlar kadar miktarlari bankadan alıyor.

İki tepsideki miktarları bir başka tepside biraraya getiriyoruz, toplama işlemi.

Hep materyallerle çalışıldığı için çok keyifli bir öğrenme süreci oluyor. Tekrar tekrar deneye yanıla yapılıyor herşey. Daha sonra da kendisinden rakam oluşturması bekleniyor.

Yukarıda anlatılan çalışmalar oldukça uzun zaman dilimlerinde çocuklara veriliyor. Her aşama da başarı sağlandıkça bir sonraki basamağa geçiliyor, tüm bunları da çocuğu zorlamadan yapıyoruz.

Not: Seminer de aldığım notlar da herhangi bir düzeltme gerektiğini düşünüyorsanız bildirin lütfen. Yanlış bilgi aktarımı olmasın.

21 Ekim 2010 Perşembe

Montessori Matematik Uygulamalari Semineri


16 - 17 Ekim tarihlerinde sevgili Nuran'in onculugunde, Binbir Cicek Cocuklar Evi'nin  yoneticisi sevgili Hilal Hanim grubumuz uyelerine Montessori Egitimi'nde Matematik Uygulamalari konulu bir seminer verdi. 

Montessori felsefesinin "cocuk" temelli muhtesem sistemine ve Maria Montessori'nin her konuda oldugu gibi matematikte de essiz dehasina bir kez daha hayran kaldik, cok sey ogrendik ve cok sey paylastik.

Ankara'dan bizim icin gelen ve bilgisini bizlerle paylasan sevgili Hilal Hanim'a, hepimiz adina seminerleri organize eden ve cok yorulan sevgili Nuran'a ve katilimda bulunan duyarli ve istekli tum ailelere ve egitmenlere... Ve Maria Montessori... 100 yil sonrasindan Sana, boylesine bir deha oldugun icin cocuklarimiz  ve ailelerimiz adina sonsuz tesekkurler...






17 Eylül 2010 Cuma

Olcay & Erva ( 3 yaş)

www.kebelek.com

Bu haftanın aktivite konusu " güneş". Aklımda tam da bu temaya uygun birşeyler vardı. Erva da sulu boya yapmak istiyorum diyince güneşimizi yapmaya başladık.

Başta farklı birşey düşünüyordum asıinda, yaptıkça Erva da işin içine dahil oldukça biraz değişikliğe uğradı, daha basite indirgemiş oldum. İhtiyacımız olan büyükçe bir ince karton, makas, sulu boya, varsa kağıt tabak yine varsa bir adet çocuğunuzun resmi, yapıştırıcı.

Aldığımız kartonu büküp bir silindir elde ediyoruz.

Sonrasında bu silindirin iki uçlarında güneşin ışınları olacak şekilde uzun şeritler kesiyoruz ama tam bitirmeden ortada bırakıyoruz. Sonra diklemesine tutup altta kalan şeritleri açıyoruz, üstte kalanlarıda içe doğru yerleştirip bir kubbe elde ediyoruz. ( yapmak istediğim üstte kalanları da açıp boyatmaktı, ortadaki boşlukta taç vazifesi görecek başına takabilecekti. Siz bu şekilde de devam edebilirsiniz.)

Kesme işleminde sabırsızlanan Erva hemen boyaya sarıldı. Artık bir yandan da kendisi de katılımlarda bulunuyor, "annecim söle bakalım kaç tanesini boyadım" diye:)) beni taklit:) sonra güneşimizin kaç tane kolu olduğu ve rengi üzerinde biraz konuştuk.

Tabağımızın arkasını beraber boyadık.

Kurumalarını bekleyip resmimizi önce tabağa sonrada ortadaki kubbeye yapıştırdık. En son olarak da odasının boş duvarına bantladık 3 boyutlu Erva güneşini:))

Not:

  • Bugünlerde yolda gidip gelirken gölgelerimizi yakalamaya çalışıyoruz. Güneşin konumuna göre gölgelerin yer değiştirmesi Erva'nın çok hoşuna gitti.

14 Eylül 2010 Salı

Montessori Yöntemi ile Matematik Eğitimi

16-17 Ekim tarihlerinde İstanbul'da Montessori Yöntemi ile Matematik Eğitimi semineri düzenlenecektir. Seminere katılmak için nuranevren@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

2 Eylül 2010 Perşembe

BEO - ATATÜRK

30 Ağustos Zafer bayramını sabah balkonumuza bayrak asarak kutlamaya başladık. Sonrasında elimize bayraklarımızı alıp, sahilde yürüyüş yaptık.
Atatürk kitabı Emincan'ın kitaplığında baş köşede durur. Birlikte tekrar okuduk.
Atatürk fotoğraflarından hazırladığım kartları eşleştirdik.

30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun.

Nuran & Emincan (34 ay)

20 Ağustos 2010 Cuma

0-1 Yaş İçin Ev Yapımı Oyuncak

Şu an 11 aylık olan kızım için daha önceden malzemeden çalarak :) hazırladığım birkaç oyuncağı sizlerle paylaşmak istiyorum. Kısa sürede ve artık materyallerden hazırlandıkları için görünüşte çok amatörce ama nesnelerin sürekliliği ve el-göz koordinasyonu açısından oldukça fonksiyonel oyuncaklarımız oldu.

Ce-e makinesi :)

Ce-e yapmak isteyen kişi makineyi yüzü ortaya gelecek şekilde tutuyor. Bebek pencereyi açınca makineyi tutan "ce-e" diyor ve bebeğin o güzel gülüşüyle mest oluyor. Yatay veya dikey olarak kullanılabilir.

Arabul makinesi :)
Altı bölmeden oluşuyor. Kapaklar farklı yönlerde açılıyor. Kulplar için pipetleri kesip zımbaladım. Zemini de kapattım. Kapaklarını abisi (Yahya - 4,5) boyadı. Bölmelere nesneler (küçük oyuncaklar, yakın akrabaların resimleri vs.) koyuyoruz, kapağını kapatıyoruz, o buluyor; o bulunca biz alkışlıyoruz, o da mutlu oluyor. Dikkatle nesneyi hangi kutuya koyduğumuzu inceliyor. En sevdiği ve en çok oynadığımız oyuncak bu oldu diyebilirim.

Attııı makinesi :)
Dondurma kutusunun kapağına farklı boyutlarda iki daire çizip kestikten sonra kalan yerleri kapladım. Bin bir oyunla kızımın silindir şeklindeki oyuncağı bu deliklere atmasını sağlamaya çalıştım. En azından büyük delikten geçirmeyi başarır diye umuyordum ama olmadı. Kutuyu ısırmaya çalıştı :) Bu aralar tekrar deneyebiliriz sanırım.

Ayşe (30)
Yahya (4,5)
Zeynep (11 ay)

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Posta Gazetesi

İzmir Montessori Seminerinin ardından iletişime geçtiğimiz Evrim Hanım' ın desteği.

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Binomial & Trinomial Cube

 Esra (Archi*Sugar) ve kizi Defne (4,5 yas)
..................................................................
Tanidikca insani kendine hayran birakan dahice materyaller bunlar. Daha henuz (a + b)3  ve  (a + b + c)3  denklemlerinin manasini anlamak icin oldukca erken, onumuzde uzun seneler var ama su anda uc boyutlu puzzle olarak kullaniyoruz. Margaret Homfrey de bu yaslarda bu sekilde kullanilmasini oneriyor, yani duyusal materyal olarak. Uc boyutlu puzzle olarak. Ilkokul ve ortaokulda ise matematik materyali olacak aynisi. Dahice...

Bu iki materyal hakkinda daha cok bilgi edinmek icin:




Tatma Oyunu

Berna & Ekin (46 ay)
http://ekinvebiz.blogspot.com/

Tat alma duyusuna yönelik bir oyun oynadık geçen haftalarda Ekin'le. Amaç, her zaman olduğu gibi duyularımız için deneyim oluşturmak. Montessori eğitiminde duyu deneyimleri çok önemlidir.

"Duyu algıları çocukta bir ruhsal dünya yaratmaya yönelik yaratıcı bir içgüdü, aktif bir güçtür ve duyu organları adeta çocuğun dünyaya açılan pencereleri gibidir." (Maria Montessori Yöntemiyle Çocuk Eğitimi Sanatı, Emel Çakıroğlu Wilbrandt)

Oyun için önce 6 küçük tabağa 6 farklı yiyecek koydum. Benim seçtiklerim; haşlanmış nohut ( o günkü yemeğe eklemek için hazırlamıştım), yaban mersini, ceviz, tatlı erik, mor lahana ve bitter çikolata.

Ekin'in gözlerini benim saç bandımla kapattık. Çok eğlendi bu aşamada, fotoğrafta da görünüyor bu :)))


Teker teker yiyecekleri tattı, tahminde bulundu. Her iki tatma arasında da ağzının yeni tada hazırlanması için bir yudum su içmesini söyledim.


Çiğne, çiğne... Tahmin et...

"Hepsini bildim!"

7 Ağustos 2010 Cumartesi

İzmir Montessori Semineri

ElfAna & Alpi- 4 yaşında-
http://alpiharikalardiyarinda.blogspot.com/

3 Ağustos salı günü seminerimiz gerçekleşti ve ben hala etkisindeyim. Sadece seminerde değinilenlerin mi? Onlar elbette benim & benim gibi düşünenler için önemliydi. Yandaki fotoğrafta gülümseyen 3 bayandan bahsediyorum ben. Soldan sağa Zuhal Bilir Meier, Zeliha Dogan ve Eylem Korkmaz. Yaklaşık 24 saat geçirdim onlarla. Nasıl bir aşk ile çalıştıklarını, çevrelerine yaydıkları enerjilerini, nezaketlerini ve sabırlarını hissettim. Seminer öncesinde, esnasında ve sonrasında; teori ve uygulamada bilgilerini paylaşan 3 değerli insan, 3 değerli eğitim gönüllüsü. Sizlerle tanışmak, olgunluğunuzu izlemek ve keyifli sohbetlerinizi dinlemek benim için bir zevkti. Daha sizlerden öğreneceğim çok şey olacağına inanıyorum, üzerimde kesinlikle emeğiniz var :) Bu karede olmayan bir gönüllü daha var ki bahsetmemek, emeğini görmezden gelmek ayıp olurdu. Sevgili Başak Sarı Keskin; tatil dönüşünüzü bekliyorum :).Ve gerek duyuru, gerek materyal paylaşımında yardımcı olan sevgili Yeliz ve Buket, teşekkürler.

Seminerimiz 2 bölümden oluştu. Sabahtan öğle yemeği arasına kadarki dilimde teorik kısım anlatıldı.
*(New York) Yeni Montessori akımı Ben de henüz araştıramadım.


*Geleneksel eğitim ve buna alternatif olarak doğan eğitim sistemleri karşılaştırılması, çocuğa bakış açıları ve altında yatan nedenler (Geleneksel eğitim ve Montessori metodu karşılaştırması yerine; Montessori metodunu daha iyi alayabilmek için alternatif eğitime genel bir bakış yapıldı)

*Çocuğa yönelik toplumsal algı
-Mülk olarak görmek: Ben doğurdum, bana ait, benim malım, ben söz hakkı veririm, yaşlandığım zaman bana bakacak
-İnşaacı birey: Her şeyine saygı duymak, anne egosu & öğrenilmişliklerle mücadele etmek

*Eğitimin amacı
-Geleneksel eğitimde belirli hedefler verilir --> kazanımlar beklenir -->  iyi bir vatandaş yetiştirmek --> meslek edinme. İnsan doğası gereği iç disiplin, ödül ve ceza vardır.
-Maria Montessori böyle görmedi; çocuğun keşfi, mükemmelleşmesi ve özgürleşmesi.

*Hangi bilginin önemli olduğu değişkendir. Önemli olan, çocuğun seçtiği bilgiyi öğrenmesidir.

*Çocuğun özellikleri

*0-6 yaş dönemi
-Ruhsal embriyonik dönem: Kendimizi ve çevreyi hazırlamalıyız. Koşulsuz kabulün olduğu ve ket vurulmadığı bir çevre olmalı.
-Emici zihin: Emici zihin çok önemsenmeli. Çocuklar, 0-6 yaş döneminde birkaç dili ana dilleri gibi rahatlıkla öğrenebilirler. Yanlarında herşey konuşulmamalı; her davranış ve duygumuza dikkat edilmeli. Yine bu dönemde çocuk, herşeyin üstesinden gelebileceğini düşünür. Keşfetme arzusuyla herşeye saldırır. Çok güzel bir örnek verildi konuyla ilgili;
Öğretmen: Neden yaramazlık yapıyorsun?
        Çocuk: İçimden bir ses: YAP! YAP! YAP! diyor.
Duyarlı dönemlere karşı içsel dürtüleri vardır. Duyarlı dönemler, emici zihinle beraber işler.

Seminerin ikinci bölümü uygulama üzerineydi. Pembe kulelerle başladık. Tek tek taşındığını, çalışma alanına dağınık yerleştirildiği ve dizmeye başlandığını gözlemledik. Materyaller tanıtılırken, eğitmenlerimizin neredeyse fısıltıyla konuşmalarına isyan ettik. Yine neredeyse çok az bir farkla devam ettiler. Çocuğun konsantrasyonunu bozmamak için sınıf içerisinde parmak ucunda bile yürüdüklerini söylediler.
-"Çok güzel çalıştın bugün, teşekkür ederim. İstersen başka bir çalışmaya geçebiliriz." diyerek bitiriyoruz veya isterse sonraki çalışmaya geçiyoruz. Toplanması da mutlaka sunumdaki gibi rutinin içinde olmalı. Toplamak istemezse, "Bugün senin için topluyorum" diye belirtiyoruz bu sorumluluğu alana kadar. Bu arada ev çalışmalarında çocuklar toplamak istemezse, "Bugün senin için topluyorum" diye belirtiyoruz bu sorumluluğu alana kadar. Bu arada ev çalışmalarında çocuklar toplamak yerine sergilemek isterse, buna da saygı gösteriyoruz.

*3 aşamalı öğrenme ayrıntılı olarak anlatıldı. Örneklerden biri olan renk tabletlerini yazayım. İlk kez tanıtılacaksa, renklerin adlarını söylemeden önce eşleştirme yapılıyor.
1) Göster
2) Bu nedir?
3) Bana ver
-Bu kırmızı, bu sarı, bu mavi
-Bana maviyi gösterir misin?
-Bana sarıyı gösterir misin?
-Bana maviyi gösterir misin?

Renkler karıştırılıyor ve 8-10 kadar tekrar yapılıyor.
-Bu ne? -Kırmızı
-Bana kırmızıyı verir misin?

*Çok merak edilen müdahale konusu. Çocuk rengi yanlış verirse, "Teşekkür ederim" deyip yerine koyuyoruz.
-"Bu kırmızı" diye gösteriyoruz.
 -Bana kırmızıyı gösterir misin?
-Kırmızıyı bana verir misin?
-Kırmızı nerede? sorularıyla pekiştiriyoruz. Çalışma bitiminde;
-"Çok güzel çalıştın bugün, teşekkür ederim. İstersen başka bir çalışmaya geçebiliriz." diyerek bitiriyoruz veya isterse sonraki çalışmaya geçiyoruz. Toplanması da mutlaka sunumdaki gibi rutinin içinde olmalı. Toplamak istemezse, "Bugün senin için topluyorum" diye belirtiyoruz bu sorumluluğu alana kadar. Bu arada ev çalışmalarında çocuklar toplamak yerine sergilemek isterse, buna da saygı gösteriyoruz.

 *Benim en çok ilgimi çeken konular; özgürlük, renk tabletlerinin ilk kez sunumu & çalışması, dokunma tabletleri, kurdele çalışması, mendil katlama.

*En eğlenceli bölümler çünkü özgür bırakıldık & eğitmenlerimiz sadece gözlemledi origami, kulpsuz silindirler vee trinomial cube idi. Trinomial cube' e özellikle katıldım çünkü benim en çok ilgimi çeken materyal. Sunumla birlikte anlatılan masal hafızama kazındı. Binomial Cube ve Trinomial Cube; dürüst olmak gerekirse, kendim için istediğim materyaller. sanırım, yok yok eminim :P

Uygulama esnasında, eğitimcilerin tavırlarına özellikle değinmek istedim. Bu yaklaşımdı benim şahit olmak istediğim. Katılan arkadaşların fikirleri nasıl acaba? Çok eğlendim, çok mutlu oldum ve bir kez daha büyülendim. Tekrar buluşmak dileğiyle.

1 Ağustos 2010 Pazar

El Yapımı Alternatif Zımparalı Rakamlar / "Sandpaper Numerals"

Berna & Ekin (45 ay)
http://ekinvebiz.blogspot.com/

Bunlar kışın, yeşil zeminli olanlara alternatif olarak hazırladığımız zımparalı rakamlarımız / "sandpaper numerals".


Genellikle "sandpaper numerals"ta zeminde yeşil renk kullanılır. Çünkü Montessori eğitiminde yeşil renk, birler basamağını temsil eder. Fakat "numbers" ve "letters" yapımında orijinal renklerin dışında farklı renkler de kullanılabiliyor. Yapımı oldukça pratik (fikir ve yapım sevgili eşime ait), o nedenle aynı yöntemi kullanarak "dokunma tabletleri"ni de ben yaptım. Onları da sonra yayınlayacağım.


"Sandpaper numerals"ın nasıl sunulacağını detaylı olarak şuradan okuyabilirsiniz. Biz bir süredir Ekin'le hem rakamlara dokunarak hem de kum üzerinde çizerek oynuyoruz. Rakamları tanıma ve iki parmakla tabletlerin üzerindeki rakamları takip etme işini çoktan geçtik, kum üzerinde yazma alıştırmalarına yoğunlaştık bu aralar.