18 Eylül 2009 Cuma
BEÖ 2 KAĞIT
15 Eylül 2009 Salı
BEÖ - Kağıt
Siyah beyaz, bez kitabını daha tutamazken, ben ona kitabın sayfalarını gösterip, resimleri anlatıyordum.
Sonrasında o da kendi kitabı tutmaya başladı, sayfa çevirmeyi öğrendi, gördüğü resimleri parmakla gösterdi.
Daha sonra başka bez kitaplar, banyo kitabı eklendi. Ece'nin asıl sevdiği ise kütüphaneden alınan çeşitli kitaplardı.
Bu kitapları da, Ece sayfaları kolayca çevirebilsin ve kitaba zarar vermesin diye kalın sayfalı seçiyordum, hala öyle seçiyorum.
Bu hafta ise bir değişiklik yaptık.
Artık Ece için Ikea kataloğu ve benzer başka bol resimli, reklamlı dergileri toplamaya başladım ve beraber onlara bakıyoruz. Tanıdığımız veya öğrenebileceğimiz o kadar çok nesne çıkıyor ki karşımıza. Ece çok büyük bir merakla ve sevinçle bakıyor "okuyor". :))
Ece artık ustaca "kağıt"tan sayfaları çeviriyor o minik parmaklarıyla.
Bazen sayfaları yırttığı da oluyor, işte o zaman ona bunun bir kitap veya dergi olduğunu, ne güzel resimlere baktığını, yırtmaması gerektiğini anlatıyorum.
Ece henüz kağıda , yazı yazıldığını,resim yapıldığını, ileride belki origami yapabileceğini bilmiyor ama kağıtlara basılmış olan "gerçek dünya"dan resimlere bayılıyor.
DiLeK & Ece (13 aylık)
http://dilekingunlugu.blogspot.com/2009/09/ilk-beomuz-kagt.html
14 Eylül 2009 Pazartesi
B.E.O. *kağıt* bölüm iki
- psikomotor gelişimine yardımcı oluyor,
- çocuğa tamamen kendi ürünü olan bir materyalle çalışma zevki veriyor,
- boyarken boşalttıkları enerjiyle hareketli etkinlikten sakin etkinliğe geçişi kolaylaştırıyor
- ekonomik öğretmen oluyor
- çok kısa süren faaliyetlerin süresini uzatıyor ve kontrolü daha rahat sağlıyordum.
***bu hafta hızımızı alamadık yumurta kolisi,dergi,parşömen,mukavva......gibi ortada bulduğumuz kağıt çeşitlerini topladık.kardeşimize ve komşunun 14 aylık ikiz torunlarına dokunma kartları yaptık çok hoşlarına gitti hatta tadlarına bile baktılar :))))halleri çok komikti ama gelin ne der korkusundan resimlerini yayınlayamıyoruz.
10 Eylül 2009 Perşembe
BEÖ: Kağıt
Bunun yanında, kızımla masa başında oturmak, kesip yapıştırmak, oynayıp bozmak, yeniden yapıştırmak, hem onun sevdiği, kesme ve düzgün yapıştırma - ince motor beceri- gelişimini artıran hem de beraber kaliteli vakit geçirebildiğimiz bir etkinlik çeşidi..
Bu nedenle, Timaş yayınlarından yakın zamanda çıkan "Bugün ne yapayım" ve "Kırt kırt kağıt" adlı kitapları satın aldım ben de.. (Bir de 365 cıvıl cıvıl etkinlik var aynı yayınevinin)..
Bir kısmı Damla için ileri düzeyde olsa da, genelde çok iyi vakit geçiriyoruz..
BEÖ'nün kağıt etkinliği için de, şıpıdık terlikleri yapalım dedik kızımla..
5 Eylül 2009 Cumartesi
B.E.O. *kağıt* bölüm bir
ilk çalışmamız yaşımıza uygun makasla önce gelişigüzel daha sonra düz çizginin üzerinden kesme alıştırması yapmak oldu.bunu her faaliyet öncesi deniyoruz hem hevesimizi alıyor hemde makas kullanma becerimizi geliştiriyoruz.
aslında şekilli eşleştirme kartları olarak başladığımız faaliyet sonradan tangram resme dönüştü.
önce şekillerimizi çizdik içlerini yırtma yapıştırma ve serbest boyama stilleri ile boyadık.daha sonra çizgilerin üstünden dikkatlice kesip şekillerimizi çıkardık.fon kartonumuzun üstünde denemeler yaptıktan sonra kompozisyonumuza karar verip yerlerine yapıştırdık.
ardından boya kalemlerimizi alıp bahçemize ateş böceğimizide çizdik.
kardeşimiz de bu sırada boyamasını bitirdi.ertesi gün arkadaşlarımıza göstermek ve yaptıklarımızla gurur duymak için güzelce odamızın kapısına asıp, eleştirilerimizi de yaptık. annemde yaptığımız ilginç yorumları resmimizin üstüne yazmayı ihmal etmedi.
-inci bunlar ne?
-at...
-peki kim yaptı bunları?
-men......
filiz,sueda (42 ay ) inci ( 20 ay)
http://suinci.blogspot.com/
B.E.O *heykel*

-kızım heykel ne demek ?
-hani parkta vardıya atlar işte onlar.
1 Eylül 2009 Salı
Kulplu Silindir Bloklar / Montessori Materyalleri (Knobbed Cylinders)
Daha fazla bilgi icin:
The Joy of Learning
Montessori Mom
Montessori World (Video)
Montessori World (anlatim)
Archi*Sugar
....................................
Diger Montessori yazilarim icin link: Archi*Sugar / Montessori
Montessori Blogumuz: Montessori Egitimi
13 Ağustos 2009 Perşembe
HAVA DURUMU (gülay&talya31 aylık)
Bu konu ile ilgili ilk yaptığımız çalışma bir hava durumu kartonu hazırlamak oldu
Bu hazırladığım kartonu odamızın kapısına astık, her sabah ilk iş balkona koşup havanın nasıl olduğuna bakıp hazırladığımız kartondan uygun olan hava durumunu gösterdik.Hazırladığım bu hava durumu kartonunun taliş için en eğlenceli kısmı ise mevsimlere uygun kıyafet objelerini bulmak oldu. Resimde de görüleceği gibi güneşli havaya bikini,yağmurlu havaya şemsiye gibi ..bu da talişe tütü ile parka çıkılmayacağını veya dışarısı 40 derece iken pembe montunu giymek için anlamsız bir çabaya düşülmeyeceğini öğrettiği kanaatindeyim:)
http://uzaylianne.blogspot.com/
6 Ağustos 2009 Perşembe
B.E.Ö - Hava Durumu (Gökkuşağı)
http://bilgedemir.blogspot.com/

2 gün önce oturmuş yeni aldığımız mevsimler adında olan ama içinde hava durumlarını da barındıran kitabı karıştırıyorduk,birden gök gürlemeye başladı.Her zamanki gibi ürktü Bilge,ben de yağmurdan önce bunun normal olduğunu anlatmaya başladım gene.Biz yağmur yağıyor mu diye bakacakken bir de ne görelim, gökkuşağı .Balkonda epey seyrettik.Sonra içeri geçtik.
"Bilge kitabından gökkuşağını bulup gösterir misin?" dedim, gösterdi.
Daha sonra resim defterimizi aldık,pastel boyayla ben renkli şeritler yaptım,içini boyamasını istedim,bir iki çizik attı.Parmak boyasını getirdim,çok titiz olduğu için hevesli olmasa da.elini sile sile bir şeridi ona yaptırdım.Gökkuşağı resimlerimiz de tamamlanmış oldu.
Bugün aynı kitabı eline almış,baktım gökkuşağını gösteriyor."Nerde görmüştük Bilge ?" diye sordum.Gökyüzünü gösterdi :D
BEÖ - Ağaçlar ve Çiçekler
5 Ağustos 2009 Çarşamba
30 Haziran 2009 Salı
B.E.Ö. Etkinlikleri "Yeryüzü Şekilleri"
İnebolu’dan yola çıkıp İzmit’e gelirken yolda durup dağları ve vadileri gösterdim Defne’ye.
Anlattım biraz, anlamadı tabi ama ileride bu resimleri kullanabiliriz diye düşündüm.
28 Haziran 2009 Pazar
Montessori Egitimi: yeryüzü şekilleri
durugunlerimiz@blogspot.com
BEO: yeryüzü şekilleri
Bizi ilk aktivitemiz sırasında yanlız bırakmayan komşunun kedisi
Zarifeyede teşekkür ederiz burdan, oda bize moral desteği verdi, durunun mıncırmalarına ses çıkarmadan hiç yanımızdan ayrılmadı .

Gezintimiz sırasında birde bulut (dut) ağacı bulduk üstelik ilk defa boyu boyuma uygun bi ağaç bulduğum için de ayrıca sevinmiştim ama duru bi tane bile yemedi, -yine bir diş dönemi, yine iştehımızı kaybettik- ama güzel vakit geçirdik. Birlikte olmak güzel , birlikte birşeyler yapmak daha da güzel...
Eylemleimiz devam edecek...
BEÖ-Geri Dönüşüm / idilvenar (19 ay)

20 Haziran 2009 Cumartesi
BEÖ-Geri Dönüşüm / idilvenar (19 ay)

NAR'IN ORMANI
Nar'ın fil, timsah, gergedan, kaplan, maymun gibi orman hayvanları için atık malzemelerden orman yaptık.
Hangi malzemeleri ne için kullandık? Beyazeşya kutusundan genişçe bir parçayı zemin olarak hazırladık.
Kağıt alışveriş torbalarından doğal renkli ve yeşil olanları tercih ettik.

Yeşil torbaları çam ağacı yapmak için, doğal renklileri ise zemin ve tepeler için kullandık. Tepelerin yükseltisi için artık kullanmadığımız bir yastığın içinden çıkan sünger parçaları çok iyi uydu, süngerlere dilediğimiz şekli verip üzerini kağıtlarla kapladık. Pütürlü yüzeyler oluşturmak için mercimek ve buğdayı zamklı kağıtların üzerine serpiştirdik.

En eğlencelisi ağaçları yapmaktı, gövdesini tuvalet kağıdı ve kağıt havlu rulolarından yaptığımız ağaçların yeşil kısımları için Nar'ın şimdiye kadar yapmış olduğu parmak boyası resimlerinin arasından yeşil renk ağırlıklı olanları seçtim, Nar bir güzel avuçlayıp buruşturdu ve bunları ruloların tepesine yapıştırınca çok güzel ağaç oluverdi.
Doğa gezintilerimizden toplayabildiğimiz kozalakları da ağazların arasına maki gibi serpiştirdik.
Tavuk tabağını da küçük bir göl olarak yerleştirdik, içine su koyup timsahı ve su aygırını suyun içine koyduk.


Yeni atık malzemelerle ve Nar'la birlikte yaptığımız değişik ağaçlarla bu orman her gün biraz daha büyür umarım.
idilvenar
11 Haziran 2009 Perşembe
BEÖ Geri Dönüşüm
Aslında geri dönüşüm haftası bitti ancak esra hanım ekleyebileceğimi söylediği için paylaşmak istedim.
füsun tufan ve defne' nin geri dönüşüm çalışmaları
http://fusundefne.blogspot.com/
Eski eşya ve ambalajları atmakta hep zorlanmışımdır, o yüzden bu konuyu çok sevdim gerçekten.
Bu şifonyer ortaokul yıllarımdan kalma, iki kapılı bir dolabı da var, ikisini de yapışkanlı kağıtla kaplayıp kulplarını değiştirdik. Defne hanıma da bir oda kazandırmış olduk böylece.
19 Mayıs 2009 Salı
BEO - Geri Dönüşüm
http://www.pratikanne.com/2009/05/beo-geri-donusum.html
13 Mayıs 2009 Çarşamba
Annelik Sanatı - RİTM
Çocuğun en olmadık, en hurda şeylere karşı gösterdiği çoşkunluk yetişkini yadırgatır. Çocuk, diyelim masa örtüsünün çarpık olduğunu görünce , nasıl örtülmüş olması gerektiğini hatırlayarak , olanca coşkunluğuyla onu beceriksiz hareketlerle ama ısrarla düzeltmeye kalkar. Gelişiminin işte bu dönemini geçiştirmekte olan bir çocuk için bu anlı şanlı bir eylemdir ve bunu ancak yetişkinler karışmaz, engel olmaya kalkışmazsa başarabilir.
Çocuk saçını taramak mı istiyor, yetişkin bu soylu isteğin karşısında sevinecek yerde sinirleri bozulur.Çocuğun saçını gereğince ve tez elden tarayamayacağını, bu işin üstesinden gelemeyeceğini, oysa bu işi kendinin hemencecik ve gerektiği gibi bitirebileceğini bilir ya! İşte o zaman bu yapıcı ve zevkli işle uğraşan yavru, bir de bakar ki, o ne yaparsa , başa çıkamaycağı kocaman varlık başında bitmiş, saçını ben tarayayım deyip kapıveriyor.Yetişkini sinirlendiren şey , çocuğun sade yapamayacağı bir işle yok yere uğraşması değildir, asıl kendisinden farklı bir çalışma ritmini, eylem tarzını da kabul edememektedir.
Ritm, dilediğiniz anda değiştirebileceğiniz rastgele bir kavram değil. Ritm, kişinin vücut biçimi gibi temel bir özelliktir. Bizler, hareket ritmi kendimizinkine uygun kimselerle düşüp kalkmaktan hoşlanırız; meşrebimize , ritmimize uymayan işlere koşulmaktan da hiç hoşlanmayız.
Söz gelimi, yarı felçli biriyle birlikte dolaşmak bizi bunaltır; o titreyen elleriyle kahve fincanını ağzına götürürken , içimiz daralır.Kendi hareket özgürlüğümüzle bu tutukluk arasındaki çelişki gözümüze batar. Ne yaparız o zaman? O na yardım bahanesiyle, fincanı elinden alıp, ben içireyim sana! diye abanırız üstüne. Aslında dileğimiz yardım değil, bu kendimizinkine uymayan yabancı hareket ritmine son vermektir.
Maria Montessori
9 Mayıs 2009 Cumartesi
BEÖ / Zıt Kavramlar
Bu haftaki B.E.Ö. konumuzla ilgili olarak annem bana zıt kavramların kartlarını hazırladı. Önce kartlardaki kavramları öğrendim, sonra da gerçek uygulamasını yaptık:)
sıcak-soğuk
ağlayan bebek-gülen bebek
yukarda-aşağıda
kirli çocuk-temiz çocuk
açık kitap-kapalı kitap
1) Annem önce bana kartların açıklamalarını yaptı,
2)sonra bana "hangisi kirli bebek?", "hangisi kapalı kitap?" diye gösterip ona vermemi istedi.
3)Sonra da bir kartı seçip bu ne? diye sordu benim cevap vermemi istedi.
Kartlarla oyunumuz bitince hepsini canlı canlı uyguladık;
sıcak su-soğuk su kaselerine elimi soktum,
ağlayan ve gülen bebeklerin taklidini yaptım,
oyuncaklarımı yukarı ve aşağı koyduk,
yemek yerken kirli çocuk oldum, sonra temiz çocuk oldum:)
kitaplarımı açıp açıp kapattım...
Daha önceden öğrendiğim büyük-küçük kavramları da vardı.
Birkaç gün öncesine kadar iki kelimeyi yanyana söyleyemiyordum, genellikle birleştirip yuvarlayıp söylüyordum (Ayşe Teyzeme=Ayşeme gibi:) ama artık söyleyebiliyorum;
-kirli çocuk
-büyük kamyon, küçük aaba
-sucu abi
-gel gel çabuk çabuk
Annem bu konuda bu oyunun da olumlu etkisi olduğunu düşünüyor...
5 Mayıs 2009 Salı
ÇEVRE SEVGİSİ - ( ÖZDENETİM )
Yetişkin böyle yapmayıp,kendi doğal eğilimlerine uyacak olursa , çocuğu eğitecek , ona kılavuzluk edecek yerde , yavrunun ruhunu kendi hızlı hareket ritmine zorlar ,böylece telkin yoluyla kendini çocuğun yerine koymuş , onu ikame etmiş olur.
Duygu nesneleri , gereçleri bile , tabii çekici ve renkli olanları,çocuğun üzerinde etkiler yaratarak tıpkı bir mıknatıs gibi çeşitli hareketleri çocuğa telkin ederler.Prof Levine'nin filme de alınmış olan deneyi , bu bakımdan ilginçtir.Deneyin konusu , sakat ve normal çocukların aynı nesnelere karşı gösterdikleri değişik tepkilerin ayırdedilmesi.Yaşları ve kökenleri hemen hemen bir olan iki grup çocuk alınmış.geniş bir masa üzerine , içlerinde bizim çocuklar için hazırladığımız gereçlerden bazıları da dahil olmak üzere , bir sürü nesne koymuş.filmde bir grup çocugun odaya girişi gösteriliyor.hepsinin gözleri parlıyor ,önlerinde serili duran çeşitli nesnelere ilgiyle bakıyorlar.cıvıl cıvıllar;yüzlerinin güleçliğinden , bunca çekici nesneyi bir arada görmenin mutluluğu okunuyor.Her biri eline bir şey geçirip çalışmaya başlıyor.derken ,onu bırakıp başka bir şey alıyorlar ellerine,böylece o gereçten bu gerece sekip duruyorlar.filmin bu bölümü bitince ikinci grup içeri giriyor ; ağır hareket ediyorlar duraklıyorlar etrafına bakınıyorlar.gereçleri ellerine aldıkları pek yok,masanın cevresinde toplasıyorlar , hareketsiz duruyorlar.filmin ikinci bolumu de böyle sona eriyor.
bu iki gruptan hangisi normal , hangisi sakat çocuklar acaba?sakat çocuklar oradan oraya koşuşan ,gereçlerin birini alıp birini bırakan,herşeye el atan ve mutlu görünen canlı çocuklar.seyirciler bunların daha zeki oldukları düşüncesine kapılıyorlar.çünkü yetişkinler bir oyuncaktan ötekine , bir ilgi konusundan ötekine atlayan ,değişken ve bir bakıma maymun iştahlı çocukları zeki olarak kabul etmişlerdir.oysa aslında normal çocuklar gayet sakin ve telaşsız hareket ediyorlar.filmde de uzun bir süre kımıldamıyor,gözlerine kestirdikleri gereci ölçüp biçiyorlar.bundan da anlaşılıyor ki SAKİN VE ÖLÇÜLÜ HAREKET , TUTARLI , DÜŞÜNCELİ DAVRANIŞ NORMAL ÇOCUKTA GÖRÜLEN BİR ÖZELLİKTİR.
Prof Levine'nin deneyi öteden beri benimsenmiş görüşlere aykırı düşüyor.çünkü , alelade bir çevre içinde zeki çocuklarda filmde gördüğümüz sakat çocuklar gibi davranıyorlar.okullarımızdaki normal çocukların tavırları bambaşkadır.ağırdır,ölçülüdür,hareketleri benlikleri tarafından denetlenir,aklı tarafından yönetilir.böyle bir çocuk gördüğü nesnelere elbette kayıtsız kalmamıştır; ama bu izlenimlerini izginler , sonuçta da onlardan gereği gibi yararlanmasını bilir.ÖZLENEN ŞEY AMAÇSIZ KOŞUŞMA DEĞİL,ÖZDENETİMDİR.ÇOCUĞUN MOTOR YANİ DENETİM ORGANLARINA SAHİP OLUP SARSAK DAVRANMAMASI SON DERECE ÖNEMLİDİR.
(ANNELİK SANATI SYF 135-136)
2 Mayıs 2009 Cumartesi
ZEKANIN AŞKI
1 Mayıs 2009 Cuma
23 Nisan - Oyuncak arkadasim
..................................................................
Montessori Egitimi email grubumuzda 23 Nisan sebebiyle bir oyuncak hediyelesmesi yaptik. Biz, sevgili Aysegul'un ikizlerinden biri olan tatli Zeynep'e hediye gonderirken, Defnecigime de sevgili Emel ve kizi Zeynep Asya hediye gondolier.
Defne'nin uyudugu saatlerde aksamlari hazirladigim 23 Nisan Lapbook'u ve Defnecigimin sectigi iki Tubitak kitabi, bizim Ankara'ya Zeynep'e gonderdigimiz hediyeler oldu.
22 Nisan gunu kapimiz calinip da kargoyu gorunce ben de cocuklar gibi sendim. Hediyeleri hem gondermek hem almak nasil da guzel bir duygu veriyormus insana. Hele cocuklar soz konusu olunca. Her iki minnosu da henuz yuz yuze gormemis olsak da onlardan bir parcayi, bir gunu, bir gulucugu paylasmis olmak muhtesem bir duygu.
Paketimizi 23 Nisan gunu diger hediyelerle birlikte actik. Defnem ozenle hazirlanmis paketten cikanlara bayildi. Paketimizden bir doktor takimi, sevgiyle ve ozenle hazirlanmis bir lapbook ve bir de kucuk bakir kova cikti. Doktorculuk oynamaya zaten bayiliyor Defnecik. Ozellikle gercekten doktor olan teyzesiyle doktorculuk oynamak ona ayri bir zevk veriyor. Lapbookumuzu tek tek inceledik ve hala incelemeye devam ediyoruz.
Hem hediyelerimizi gonderidigimiz Zeynep'e hem de hediye aldigimiz Zeynep Deniz'e bu guzel ve anlamli gunu bizlerle paylastiklari icin tesekkur ediyoruz.
Iste postadan bize Ankara'dan sevgi tasiyan, Defne'ye gelen hediyeler. Bizim gonderdigimiz lapbookun fotolarini ayrica paylasacagim.
Archi*Sugar


