09 Kasım 2009 Pazartesi
Montessori Pembe Kule & Kahverengi Basamaklar Genisletilmis Calismalari (Extensions)
05 Kasım 2009 Perşembe
BEO: Cumhuriyet / 29 Ekim Aktiviteleri
Yaptigimiz aktivitelerden bazilarini paylasmak istiyorum.
Bir sonraki isaret ile heykel bozulur ve bir sonraki isaret beklenir.
Defne'nin cok hosuna gitti. Farkli temalarla bu oyunu oynamaya karar verdik.
Cesitli Boyamalar:
http://www.onceokuloncesi.com/imagehosting/49104ab392ff80c59.bmp
http://www.onceokuloncesi.com/imagehosting/49104ab39388a6718.bmp
http://www.onceokuloncesi.com/imagehosting/49104ab3932fdde71.bmp
Ataturk kosesi:
Kullandigimiz cicek fotograflari icin: gerekli link
Archi*Sugar
01 Kasım 2009 Pazar
Kulplu Silindirler
Bir kaç sefer çalışmayı tamamen bitirdiği oldu ama yakalayamadım videoya kaydetmek için. Genelde sıkılıp saçmalamaya başlıyor gene de ilk günküne göre çok iyi yol katetti diyebilirim. Kulplu silindirlerle çalışmaya kesinlikle örnek olmamakla beraber bir çalışmamızı kaydettim;
http://inciboncukus.blogspot.com/2009/10/kulplu-sililndirler.html
Tangram
Erik yiyen çocuklar, cıvıl cıvıl şenlendi.
Yerken düştü bayıldı, arkadaşın dayısı.
Hayat veren suyunu, içelim yavaş yavaş.
Kafamıza düşerse, şişirecek, delecek.
Gel kardeşim yanıma, yiyelim biraz biraz
Koparıp da yemesi ne de güzel oluyor.
Vitaminle doludur, bir başka tadı onun.
Bu meyvede bulursun vitaminin çoğunu.
Soğuk suyun içinde, çatır çatır çatlıyor
Nar yiyince çocuklar, olurmuş aslan gibi.
Çocuklar beni sever, onlara ben bakarım.
30 Ekim 2009 Cuma
B.E.Ö. Cumhuriyet
Atatürk'ün gülümseyen fotoğraflarından oluşan "Gülen ve Gülümseyen Türkiye" sergisi Ankara Anadolu Ajansı Sanat Galerisi'nde açıldı.
Çocukken ilk defa Atatürk'ün gülümseyen bir resmini gördüğümde çok şaşırdığımı hatırlıyorum. O yıllarda heryerde sadece ciddi bakışlı smokinli yada kalpaklı Atatürk fotoğrafları vardı. Atatürk'ün gülümseyebileceğini hiç düşünememiştim. Bu sergi bana kendi şaşkınlığımı hatırlattı ve Mira'nın öncelikle Atatürk'ün neşeli yüzünü tanımasını istedim.
Bunun için sergideki gülümseyen Atatürk fotoğraflarından Mira için eşleştirme kartları hazırladım. Kartların arkasına da Türk Bayraklı bir görsel yerleştirdim. Şu sıralar Mira'nın gazetelerde, dergilerde, paralarda, piyangolarda çeşitli şekillerde gördüğü Atatürk ve Türk Bayrağı resimlerini heyecanla "atatüü" ve "bayyak" diye göstermesinden etkinliğimizin başarılı sonuçlandığını düşünüyorum.Bizim gülümseyen Atatürk kartlarından isterseniz... Buyrun TIK'layın :)
Kartlar eşleşmiyor diyorsanız; Sermin eşleştirme çalışmaları ile ilgili çok detaylı bilgilendirici bir yazı hazırlamıştı... TIK'layın :)
29 Ekim 2009 Perşembe
BEÖ CUMHURİYET
Eşlik eden: Işıl & Sarp (16 ay)
http://ekinvebiz.blogspot.com/
BEÖ etkinliği konusu Cumhuriyet ve biz de bir etkinlikle katılalım istedik.
Cumhuriyet bayramı nedeniyle, sevgili arkadaşım ve grubumuzun üyelerinden Işıl’ın 16 aylık oğluşu Sarp için "bayrak puzzle" yapmaya karar verdik kızımla. Çünkü Sarp tam bir Türk bayrağı hayranı...
Kırtasiyede satılan Türk bayraklarından aldık; 3 tane bayrak, 3 tane de Atatürk’lü bayrak. Onları ince kartonlara yapıştırdım üzerini de lamine ettim. Yapıştırmalarda Ekin çok yardım etti annesine :) Bayraklardan birini bütün bıraktım, diğer parçayı ikiye kestim, diğerini de dörde böldüm. Diğer üçlü bayrak grubunu da aynı şekilde hazırladım. Ama bunların fotoğraflarını koymuyorum. Belki tahmin edersiniz sebeplerini :))))
İşte bizim evdeki Cumhuriyet Bayramı kutlaması... Ekin'le Sarp ellerinde bayraklarla koşturuyorlar :)
Akşama da fener alayını izlemeye gideceğiz. Hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun...
BİZ ATATÜRK ÇOCUKLARI
http://www.pamkprenses.blogspot.com/
28 Ekim 2009 Çarşamba
BEÖ 3 ;Cumhuriyet Bayramı


DURU KARAKAŞ 23 ay
http://durugunlerimiz.blogspot.com/
B.E.Ö. Cumhuriyet
Defne Yaprağı
Önce bayrağı bisikletine takıp Atatürk resmiyle Cumhuriyet Turu attık evde.
26 Ekim 2009 Pazartesi
Güneş Sistemi, Gezegenler ve Ay
24 Ekim 2009 Cumartesi
Knobless Cylinders / Kulpsuz Silindirlerle Çalışma
http://ekinvebiz.blogspot.com/
Bunlar bizim Montessori materyallerinden kulpsuz silindirlerimizle yaptığımız çalışmalar. Ekin artık 3 yaşında olduğu için kule yapmak hem kolay geldi, hem hoşuna gitti. Birlikte silindirlerin özelliklerini konuştuk. Hem düşey yönde, hem de yatay yönde dizdi kulpsuz silindirlerini. Hatta kulplu silindirleriyle benzeyenleri bir araya getirdi, bir nevi kulplularla kulpsuzları eşleştirdi :)
Aslında yapmak istediklerim şunlar http://jojoebi.blogspot.com/2008/04/knobless-cylinders.html , ama onlara ulaşamıyorum (boş sayfa çıkıyor), kendim bilgisayarda hazırlayacağım. Mimar olmamın kızıma bir faydası olsun...
Bilgilenmek isteyenlere:
http://homepage.mac.com/montessoriworld/mwei/Course1/VideoCourse1/Knobbless_Cylinders.html adresinde Margaret Homefray’in videosu var.
http://homepage.mac.com/montessoriworld/mwei/sensory/sknobles.html adresinde ve
http://www.ehow.com/how_4524356_teach-comparisons-using-montessori-knobless.html adresinde de nasıl sunulacağının anlatımı var.
22 Ekim 2009 Perşembe
21 Ekim 2009 Çarşamba
Trafik Oyunu
http://ekinvebiz.blogspot.com/
Bu arada kağıt bant halınıza hiçbir zarar vermez ve kolayca çıkar. Ama diğer bantlarla denemeyin :)))
16 Ekim 2009 Cuma
Halloween (Cadilar Bayrami) Aktiviteleri
Cesitli cadilar bayrami motifleri:
Online boyayip basabilirsiniz. Biz, ayrica lamine edip birkac tanesini kapimiza astik.
Apples For The Teachers
Parcalari birlestirerek Frankenstein yapimi:
Making Learning Fun adresinden alinmistir. Ayrica Franskenstein'i sekline gore boyama. Cok eglenceliydi. Making Learning Fun
Cubuklardan balkabagi kuklalari:
Fikri suradan aldim: Ramblings of a Crazy Woman
11 Ekim 2009 Pazar
ev müzesi
tam içselleşmesede ön bilgimiz oldu.en kısa zamanda bir müze gezmeye çalışacağız.
ama anne yinede boş durmadı evdeki bütün antikaları topladı bir köşede sehpaların üstünde sergiledi tek tek özelliklerinden bahsetti.
*babaannemiz eskiden içine kömür konan bu ütüyü kullanıyormuş (kablosu nerde anne?)
*1311 'e tarihlendirilmiş bir tabak var (ama niye pis anne?)(paslı:))
*halı-ibrik-testi-radyo-semaver-şekerlik-dikiş kutusu.....
-anne bunlar eskiya hani niye bizim evimizde?müzeye verelim ozaman.(kendi ayakkabısından bahsediyor.:))
filiz sueda(43 ay)
http://suinci.blogspot.com/
07 Ekim 2009 Çarşamba
BEO - Hava durumlu haftalık takvim
http://www.pratikanne.com/
Büyüyorum Eğleniyorum Oynuyorum'un Hava Durumu etkinliği haftasında aklıma düşen ve daha ancak Türkiye'den geldikten sonra başlayıp bitirdiğim, ev yapımı hava durumlu haftalık takvimi gururla sunarım.
Öncelikle bu tabloyu başka bir yerde gördüm diye düşünüyorsanız, zorlamayın. Ben hemen ilham kaynağımı (!!!) vereyim. Haftalık Takvim
Zahmeti, malzemesi, uğraştığım saatler ile beraber bunu elde yapmak bana daha pahalıya mal oldu gibi. Bir de sonrada bu firmanın bize çok yakın bir mağazası olduğunu farketmemle beraber güldüm kendime. Ama oğlum da yardım ettiği ve onun da emeği geçtiği için kendi de severek kullanıyor.
Bu takvimle neler yapıyoruz?
- Kıpırcan her gün babasının işe gidip gitmeyeceğini soruyor. Okula başladığından beri de, o gün okula gidip gitmeyeceğini soruyor. Bu takvim haftaiçi/haftasonu ayrımını öğrenmesine yardımcı oldu. İş/Okul günü olup olmadığını buradan takip ediyor.
- Hangi ayda olduğumuzu öğreniyor.
- Bir ayın günlerinin sayılarla ifade edildiğini ve bu sayıların nasıl söylendiğini öğreniyor. Ayın 5'i gibi.
- Haftanın günlerini öğreniyor.
- "Bugün", "Yarın" ve "Dün" kavramlarını öğreniyor. Bunların her gün değiştiğini görüyor. "Yarın şu olacak", "dün bu olmuştu" dersek daha iyi anlamasına yardımcı oluyor.
- Hava durumunu gözlemleyip, tanımlayıp, takip etmeyi öğreniyor.
- Bütün bunları hem İngilizce, hem Türkçe öğreniyor. Görsel olarak İngilizce hazırladım çünkü ilk olarak ingilizce öğreneceği için, kafası karışsın istemedim. Sözel olarak biz her ikisini de tanıtıyoruz.
- Kanvas gibi ağır bir kumaş (Duck Cloth)
- Kalın şeffaf plastik
- İplik
- Kumaş boyası (veya daha kolayı, düzgün bir adres etiketi bile olabilir aslında)
- İnce tahta çubuk
- Yün ipi
- Karton kağıdı (Card Stock)
- Laminasyon aleti
Yapılışı
- Önce ne büyüklükte yapacağınıza karar verin. Ben örnek aldığım üründen daha küçük hazırladım. 2in x 2in (inch) boyutunda kartlar kullanacağımı varsayıp, bundan yola çıkarak dikiş payları ile beraber 16.5 inch eninde kumaş kestim. Bunu yaparken beyaz dikiş kalemi ile neyi nereye yerleştireceğimi belirledim.
- Sonra üstü hariç üç kenarını 1/2 inchten kıvırıp makina ile kapadım.
- Plastikleri yeteri kadar kesip, normal dikiş ipliği ve makina ile kumaşa diktim. Önce yanları ve alt kenarını, sonra kartları ayıran bölmeleri, daha evvel çizdiğim çizgileri rehber alarak diktim.Burada bir ipucu vereyim. Eğer kumaş arkada toplanırsa, söküp söküp dikmeyin. Bittikten soran arkadan ütü basın. Sonra da iyice gerip soğumasını bekleyin. Ama ütü çok sıcakken basın ve beklemeden kaldırın. Yoksa olduğu yere yapışmasın. Böylece plastik genişleyip kumaşla eşit oluyor.
- Sonra ay ve gün isimlerini yazdım. Bu esnada Kımılnaz tabloyu alıp ters çevirip üstüne yazı yazmaya kalktı ve günler ve ay yazısı biraz dağıldı.Bu yüzden keşke adres etiketine bastırıp yapıştırsaydım, daha düzgün olurdu diye düşünüyorum.
- Önce içine koyacağım kartları hazırladım. Bilgisayarda 1-31 e kadar sayıları, ay isimlerini ve hava durumu tiplerini MS Word deki clipartlardan ve Hava Durumu tablomuz için daha evvel bulduğum görsellerden de faydalanarak hazırladım. Bunun dışında doğumgünü, okul tatil, bayram ve seyram gibi özel günler için de kartlar var. Hepsini Kıpırcan lamine etti ve kesti.
- En zor kısmı, ceplerini yapmaktı. En fazla sayı kartları yer tutuyordu. Onları üstüste koyup üzerine cep olacak şekilde ne kadar kumaş gerektiğini belirledim. Sonra makine ile içten tabloya daha evvel belirlediğim yerlere diktim. Bu dikiş bayağı zahmetli oldu.
- En son, aldığım çubuğu kesip, kumaşın üstünü bu çubuğun çeversine uygun şekilde diktim. Çubuğu geçirip bu kısmı kapadım. Yün ipini de zımba ile her iki kenara tutturunca duvara asılmak üzere hazır oldu. *Dikiş esnasında pedala Kıpırcan bastı. :)
Dip not: Durduk yere kendi ayağımızı vurmamak için haftasonu ve haftaiçi ayrımı yaparken, haftasonuna daha iyi imajı verebilecek renk ve resimlerden kaçındım. Sadece ikisi farkli olsun diye birine beyaz, diğerine sarı renk kullandım.
06 Ekim 2009 Salı
Elif&Alpi(39 ay)
05 Ekim 2009 Pazartesi
Müze
http://inciboncukus.blogspot.com/2009/10/oyuncak-muzesibeo.html
Gülşah&Demir(18,5)
03 Ekim 2009 Cumartesi
Montessori Çevresi
"Montessori Eğitiminin tipik özelliklerinden bir tanesi, onlara uygun hazırlanmış çevredir."
"Çocuklar 0-6 yaş arasında emici bir zihne sahiptir ve çevrelerinden öğrenir."
Bunun içinde onlara imkan tanımak gerekir. İlk önce çevre yani, begümün boyuna inip herşeyi onun gözüyle gözlemleyince herşey ortaya çıkıyor zaten. Yapmak istediği şeyleri kendi yapmaya başlayınca da huysuzlukları azalmış oluyor. "HuysuzlukÇözümlenmesi gereken bir sorundur. M.M" "Bizi Begüm çok iyi anlıyor, ama biz onu anlayamıyoruz." Çoğu blogda aynı yazı yazılmış. Mesela, ben çamaşır asarken, kızım bana mandal ver dediğim zaman, (daha önce ona mandalın ne olduğunu öğretmedim) o oynadığı mandaldan bir tane uzatarak bana "MAMBALL" dedi :D Çok çabuk öğreniyorlar, 14 aylıkken babası kumandayı istediğimde götürebiliyordu. Bir kaç türkçe-yabancı blogda Pratik Hayata Odaklanın yazısını görünce bizim sloganımızda bu olmalı diye düşündüm. Çünkü ben çalışan bir Anneyim ve evdeki günlük işleri yaparken Begümle yapabilirsem hem onu ertelememiş, hemde işlerimi bitirmiş olacağım, bu her zaman bu şekilde olamıyor bu bir gerçek zaman zaman babası devreye giriyor / Begümün tercihi ben çamaşır asarken yanımda olması, bana mandal uzatması oluyor, yada babası bulaşıkları boşaltıyorsa babasının yanında olmak istiyor. Benci olduğu için değil yani, aktif olanın yanında olmak istiyor. Bundan yola çıkarak,
Begüme ilk önce kendi boyutunda kendini görebileceği aynalar yaptık, salonda ve kendi odasında : "Mesela ben bebekleri eskiden uzun zaman aynaya baktırmadıklarını biliyorum, ama bu eğitimde ayna önemli. Kendini ve yaptıklarını izlemelidir."
Ayakkabılarını kendi çıkarıp, ayakkabılığa koyabilmesi için en alt bölümü onun için tekrar düzenledik. : "Bu alışkanlık oldu begümde, yaptığımız herşeyi anlatmaya çalışıyorum, kızım şimdi evimize geldik, ayakkabılarımızı çıkarıp ayakkabılığımıza kaldıralım."
Kendi montlarını asabileceği şekilde fortmantonun yanında, askılık taktık.: "Montumuzu yerine asalım. (ilk başta oyun yaptı, defalarca astı,aldı,asamayınca benim asmamı istedi,hatta benim gibi çantasınıda astı :)" )
Banyoda kendi boyunda havlusunu asıp, dişlerini fırçalaması için bir bölüm yaptık. : "Henüz havlusunu kullanmayı sevmiyor, ıslak kalmak hoşuna gidiyor çünkü, ama diş fırçasını mutlaka kullanıyor, ama macunda ısrarlı mutlaka Alyanın kullandığından edinmemiz lazım."
İkeadan bir basamak aldık, uzanamadığı yerler için. : "Kaldırıp her yere taşıyor üstüne çıkıp gülüyor :D" Geçen gün ilk önce basamağa, sonra sandalyeye,sonra masaya çıkmayı başardı, düz duvara olmasa da tırmanıyor, işte kendi çapında. :)
Masa ve Sandalye : "Çok mutlu oldu, daha ikeadan bakarken çok sevdi. Babası ile birlikte kurdular. Begüm sandalyenin birine bebeğini oturttu, diğerine kendi oturdu. Masasına kağıt ve boya kalemi koyduk, önce kağıdı çizdi, ama hemen ağzına götürdü, şu zararsız olanları araştırıp almak lazım, yoksa kızımın sanatsal yönünü engellemiş olacağım. Bununla ilgili bir kitaba başladım, "Çocuklarda Sanat Eğitimi" diye bir kaç sayfasını okuyabildim. Diyor ki ; çizdikleri bir çizgi bile çok önemli, önemseyin mutlaka." tam olarak böyle olmasada aklımda kalan kısmı. Okudukça paylaşırım.
Mutfaktaki Köşesi : "Mutfakta kendi boyuna uygun bir yerde, tepsisinin içinde bir tabağı var, küçük alıştırmalıklarla dolu, yasaklı gıda vermemeye çalışıyoruz artık. (Ceviz,Kuru Kayısı,Pestil,En sevdikleri), SU bardağıda orada duruyor ve susayınca gidip içiyor. Meyva saatimizde sofra bezini çıkarıyor ben bir küçük tabak dilimleyip eline veriyorum salona kendisi götürüyor. Meyvalarını bitirdikten sonra yere attığını gördüm, kızım ne yapıyorsun, tabağını yerine götürürmüsün dediğimde alıp götürüyor, ama neden atıyor?? bunu çözemedim, yemek yerkende, suyu bitsin bardağını yere atıyor, su demişken yemeklerde bardakla veriyorum suyunu ama oyun yappıyor,ıslatıyor kendini :)"
Odasında : "Artık oyuncaklarını bölümlendirdik, iki raflı dolabına oyuncaklarını dizdik, değiştirerek yerleştirmeyi düşünüyorum. Bu dolabın altındaki çekmecenin birini kitaplık olarak yaptım, bizim ev bu şekilde müsait şimdilik, zaten resimlerini görmesi açısından dikey degil de yatay olmasında fayda var, ama ileride bir kitaplığı olmasını istiyorum. Yine ikeadan aldığımız 4 bölmeli dolabını / puzzle / legolar / oyuncak, meyva ve sebzeleri / Bowlıngi olmak üzere düzenledik. Tabiki birde bebeklerimiz var sayıları her geçen gün artaN :) onlar içinde sepetimiz var daha önce kullandığımız."
Montessori Eğitimini ilk Esranın blogunda gördüğümde,dedimki aynı bizim çocukluğumuzda yaşadıklarımızı yaşatmamız gerekiyor yani, teknoloji değilde doğa çocukları olmaları gerekiyor. Hatırlıyorum annem hamur açarken bizede bir parçasını verirdi ve bizi dahil ederdi, hatta açmamıza izin verirdi. Bu kısımları çok hoşuma gitti, herşeyi birebir Montessori Eğitimi'ne uygun yapmam imkansız zaten bizim eğitim sistemimiz çok farklı. Çocuklar okula başlamadan yazma-okuma öğretilmiyor. Montessori Eğitiminde de öğretilmiyor aslında (anladığım kadarıyla) yapılan aktivitelerle çocuk kendiliğinden öğreniyor, aynı mambal gibi :D
Her haftaki Büyüyorum Öğreniyorum Eğleniyorum Köşemizdeki aktiviteler zamanımızı daha kaliteli geçirmemize ışık tuttu. Çoğunu yazamadım ama zaman zaman eskilerini tekrarlıyorum, Mesela, Evimizin Odalarını; her odayı biliyor, banyoda kirli çamaşırını eline veriyorum, kızım git kirli sepetine koy diyorum, götürüp koyuyor. Çamaşırları toplarken çoraplarını eşleştiriyoruz. Bulaşıkları toplarken kaşıklığa birlikte yerleştiriyoruz. Bardakları üst üste dizmeyi çok sevdi. Ama elinden alınca bağırıyor, özellikle cam bardak olacak, böyle zor anlarımızda oluyor. Böylece eşleştirmeyi yapmış oluyoruz. Birde ayakkabılığı her fırsatta açıp ayakkabılarını çıkarıyor, onlarıda eşleştirip yerine kaldırıyoruz. Mail grubumuzda diğer annelerin paylaşımı çok faydalı oldu ve olmaya devam ediyor.
Birde şunu öğrendim (ki öğreneceğim çok şey var paylaşacağımda inanıyorum), kesinlikle onun hızında yaşamaya çalışmalıyız,(ama bu da vakit demek) Çevremde en çok gördüğüm, sofra toplayacağız biran önce yedireyimde kaldıralım, çocuktan kaşığı alınıp aileler yediriyor, fırsatı biz vermiyoruz. Yada ayakkabısını daha uzun zamanda giydiği için biz giydiriyoruz. Bizim hızımızda yürüyemediği için kucağımıza alıyoruz,arabalarına koyuyoruz. Malesef buda bizim yaşam standartlarımıza uygun değil. Zamanla yarışıyoruz çünkü, bir an önce yemek yencek, sofra toplanacak, ütü yapılacak.vs.....uzar gider.... (Edison videosunda vardı)
Güzel kızım, umarım senin zamanına ışık tutmuş olabileceğiz. Belki ileride aaa Annemler nelerle uğraşıyormuş diyebileceksin..??? Eğitim Sistemi gittikçe kötüleşiyor, çocuklar birbirleri ile yarış halindeler, aynı zamanda velilerde!!! Sosyal Çevreleri, Dershanelerde kurabiliyorlar, çoğu Ailede özel ders olarak evde ders verdiriyor ve bu hiç sosyalleşmesine imkan tanımıyor. Hangisi doğru, hangisi yanlışı tartamadan bu sürece giriyor veliler.
30 Eylül 2009 Çarşamba
BEO : "Hava Durumu"
http://kizclub.com/Clipart/weather(C).pdf
Hava durumu kartilari:
http://www.makinglearningfun.com/themepages/WeatherCards.htm
27 Eylül 2009 Pazar
Maria Montessori'nin Hayati
24 Eylül 2009 Perşembe
B.E.Ö. Kağıt
Bu konuya çok uygun düştüler çünkü. Defne henüz küçük olduğundan biz de kesip yapıştırma yapamıyoruz ama benim yaptığım oyuncaklarla oynamayı, ben yaparken izlemeyi seviyor.
22 Eylül 2009 Salı
BEÖ-KAGIT
.jpg)
Begümle bu sabah, eski bir dergiyi degerlendirdik, ikili puzzle yaptık. Önce laminasyon makinasından geçtim, sonra iki ve üç parça şeklinde kestim. Begüm halen (5.dişimiz yolda) herşeyin tadına bakıyor önce tadına baktı, sonra birleştirmeye çalıştı. Hazırlama aşamasıda bizim için bir aktivite oldu. Begüm kestigim dergiden kalan kagıtları topladı.
Dip Not : Ayçanın önceden fotograflar için yaptıgı bir aktiviteden yola çıktık.
18 Eylül 2009 Cuma
BEÖ 2 KAĞIT
15 Eylül 2009 Salı
BEÖ - Kağıt
Siyah beyaz, bez kitabını daha tutamazken, ben ona kitabın sayfalarını gösterip, resimleri anlatıyordum.
Sonrasında o da kendi kitabı tutmaya başladı, sayfa çevirmeyi öğrendi, gördüğü resimleri parmakla gösterdi.
Daha sonra başka bez kitaplar, banyo kitabı eklendi. Ece'nin asıl sevdiği ise kütüphaneden alınan çeşitli kitaplardı.
Bu kitapları da, Ece sayfaları kolayca çevirebilsin ve kitaba zarar vermesin diye kalın sayfalı seçiyordum, hala öyle seçiyorum.
Bu hafta ise bir değişiklik yaptık.
Artık Ece için Ikea kataloğu ve benzer başka bol resimli, reklamlı dergileri toplamaya başladım ve beraber onlara bakıyoruz. Tanıdığımız veya öğrenebileceğimiz o kadar çok nesne çıkıyor ki karşımıza. Ece çok büyük bir merakla ve sevinçle bakıyor "okuyor". :))
Ece artık ustaca "kağıt"tan sayfaları çeviriyor o minik parmaklarıyla.
Bazen sayfaları yırttığı da oluyor, işte o zaman ona bunun bir kitap veya dergi olduğunu, ne güzel resimlere baktığını, yırtmaması gerektiğini anlatıyorum.
Ece henüz kağıda , yazı yazıldığını,resim yapıldığını, ileride belki origami yapabileceğini bilmiyor ama kağıtlara basılmış olan "gerçek dünya"dan resimlere bayılıyor.
DiLeK & Ece (13 aylık)
http://dilekingunlugu.blogspot.com/2009/09/ilk-beomuz-kagt.html
14 Eylül 2009 Pazartesi
B.E.O. *kağıt* bölüm iki
- psikomotor gelişimine yardımcı oluyor,
- çocuğa tamamen kendi ürünü olan bir materyalle çalışma zevki veriyor,
- boyarken boşalttıkları enerjiyle hareketli etkinlikten sakin etkinliğe geçişi kolaylaştırıyor
- ekonomik öğretmen oluyor
- çok kısa süren faaliyetlerin süresini uzatıyor ve kontrolü daha rahat sağlıyordum.
***bu hafta hızımızı alamadık yumurta kolisi,dergi,parşömen,mukavva......gibi ortada bulduğumuz kağıt çeşitlerini topladık.kardeşimize ve komşunun 14 aylık ikiz torunlarına dokunma kartları yaptık çok hoşlarına gitti hatta tadlarına bile baktılar :))))halleri çok komikti ama gelin ne der korkusundan resimlerini yayınlayamıyoruz.
10 Eylül 2009 Perşembe
BEÖ: Kağıt
Bunun yanında, kızımla masa başında oturmak, kesip yapıştırmak, oynayıp bozmak, yeniden yapıştırmak, hem onun sevdiği, kesme ve düzgün yapıştırma - ince motor beceri- gelişimini artıran hem de beraber kaliteli vakit geçirebildiğimiz bir etkinlik çeşidi..
Bu nedenle, Timaş yayınlarından yakın zamanda çıkan "Bugün ne yapayım" ve "Kırt kırt kağıt" adlı kitapları satın aldım ben de.. (Bir de 365 cıvıl cıvıl etkinlik var aynı yayınevinin)..
Bir kısmı Damla için ileri düzeyde olsa da, genelde çok iyi vakit geçiriyoruz..
BEÖ'nün kağıt etkinliği için de, şıpıdık terlikleri yapalım dedik kızımla..
05 Eylül 2009 Cumartesi
B.E.O. *kağıt* bölüm bir
ilk çalışmamız yaşımıza uygun makasla önce gelişigüzel daha sonra düz çizginin üzerinden kesme alıştırması yapmak oldu.bunu her faaliyet öncesi deniyoruz hem hevesimizi alıyor hemde makas kullanma becerimizi geliştiriyoruz.
aslında şekilli eşleştirme kartları olarak başladığımız faaliyet sonradan tangram resme dönüştü.
önce şekillerimizi çizdik içlerini yırtma yapıştırma ve serbest boyama stilleri ile boyadık.daha sonra çizgilerin üstünden dikkatlice kesip şekillerimizi çıkardık.fon kartonumuzun üstünde denemeler yaptıktan sonra kompozisyonumuza karar verip yerlerine yapıştırdık.
ardından boya kalemlerimizi alıp bahçemize ateş böceğimizide çizdik.
kardeşimiz de bu sırada boyamasını bitirdi.ertesi gün arkadaşlarımıza göstermek ve yaptıklarımızla gurur duymak için güzelce odamızın kapısına asıp, eleştirilerimizi de yaptık. annemde yaptığımız ilginç yorumları resmimizin üstüne yazmayı ihmal etmedi.
-inci bunlar ne?
-at...
-peki kim yaptı bunları?
-men......
filiz,sueda (42 ay ) inci ( 20 ay)
http://suinci.blogspot.com/
B.E.O *heykel*

-kızım heykel ne demek ?
-hani parkta vardıya atlar işte onlar.
01 Eylül 2009 Salı
Kulplu Silindir Bloklar / Montessori Materyalleri (Knobbed Cylinders)
Daha fazla bilgi icin:
The Joy of Learning
Montessori Mom
Montessori World (Video)
Montessori World (anlatim)
Archi*Sugar
....................................
Diger Montessori yazilarim icin link: Archi*Sugar / Montessori
Montessori Blogumuz: Montessori Egitimi
13 Ağustos 2009 Perşembe
HAVA DURUMU (gülay&talya31 aylık)
Bu konu ile ilgili ilk yaptığımız çalışma bir hava durumu kartonu hazırlamak oldu
Bu hazırladığım kartonu odamızın kapısına astık, her sabah ilk iş balkona koşup havanın nasıl olduğuna bakıp hazırladığımız kartondan uygun olan hava durumunu gösterdik.Hazırladığım bu hava durumu kartonunun taliş için en eğlenceli kısmı ise mevsimlere uygun kıyafet objelerini bulmak oldu. Resimde de görüleceği gibi güneşli havaya bikini,yağmurlu havaya şemsiye gibi ..bu da talişe tütü ile parka çıkılmayacağını veya dışarısı 40 derece iken pembe montunu giymek için anlamsız bir çabaya düşülmeyeceğini öğrettiği kanaatindeyim:)
http://uzaylianne.blogspot.com/
06 Ağustos 2009 Perşembe
B.E.Ö - Hava Durumu (Gökkuşağı)
http://bilgedemir.blogspot.com/

2 gün önce oturmuş yeni aldığımız mevsimler adında olan ama içinde hava durumlarını da barındıran kitabı karıştırıyorduk,birden gök gürlemeye başladı.Her zamanki gibi ürktü Bilge,ben de yağmurdan önce bunun normal olduğunu anlatmaya başladım gene.Biz yağmur yağıyor mu diye bakacakken bir de ne görelim, gökkuşağı .Balkonda epey seyrettik.Sonra içeri geçtik.
"Bilge kitabından gökkuşağını bulup gösterir misin?" dedim, gösterdi.
Daha sonra resim defterimizi aldık,pastel boyayla ben renkli şeritler yaptım,içini boyamasını istedim,bir iki çizik attı.Parmak boyasını getirdim,çok titiz olduğu için hevesli olmasa da.elini sile sile bir şeridi ona yaptırdım.Gökkuşağı resimlerimiz de tamamlanmış oldu.
Bugün aynı kitabı eline almış,baktım gökkuşağını gösteriyor."Nerde görmüştük Bilge ?" diye sordum.Gökyüzünü gösterdi :D
BEÖ - Ağaçlar ve Çiçekler
05 Ağustos 2009 Çarşamba
30 Haziran 2009 Salı
B.E.Ö. Etkinlikleri "Yeryüzü Şekilleri"
İnebolu’dan yola çıkıp İzmit’e gelirken yolda durup dağları ve vadileri gösterdim Defne’ye.
Anlattım biraz, anlamadı tabi ama ileride bu resimleri kullanabiliriz diye düşündüm.
28 Haziran 2009 Pazar
Montessori Egitimi: yeryüzü şekilleri
durugunlerimiz@blogspot.com
BEO: yeryüzü şekilleri
Bizi ilk aktivitemiz sırasında yanlız bırakmayan komşunun kedisi
Zarifeyede teşekkür ederiz burdan, oda bize moral desteği verdi, durunun mıncırmalarına ses çıkarmadan hiç yanımızdan ayrılmadı .

Gezintimiz sırasında birde bulut (dut) ağacı bulduk üstelik ilk defa boyu boyuma uygun bi ağaç bulduğum için de ayrıca sevinmiştim ama duru bi tane bile yemedi, -yine bir diş dönemi, yine iştehımızı kaybettik- ama güzel vakit geçirdik. Birlikte olmak güzel , birlikte birşeyler yapmak daha da güzel...
Eylemleimiz devam edecek...
BEÖ-Geri Dönüşüm / idilvenar (19 ay)

20 Haziran 2009 Cumartesi
BEÖ-Geri Dönüşüm / idilvenar (19 ay)

NAR'IN ORMANI
Nar'ın fil, timsah, gergedan, kaplan, maymun gibi orman hayvanları için atık malzemelerden orman yaptık.
Hangi malzemeleri ne için kullandık? Beyazeşya kutusundan genişçe bir parçayı zemin olarak hazırladık.
Kağıt alışveriş torbalarından doğal renkli ve yeşil olanları tercih ettik.

Yeşil torbaları çam ağacı yapmak için, doğal renklileri ise zemin ve tepeler için kullandık. Tepelerin yükseltisi için artık kullanmadığımız bir yastığın içinden çıkan sünger parçaları çok iyi uydu, süngerlere dilediğimiz şekli verip üzerini kağıtlarla kapladık. Pütürlü yüzeyler oluşturmak için mercimek ve buğdayı zamklı kağıtların üzerine serpiştirdik.

En eğlencelisi ağaçları yapmaktı, gövdesini tuvalet kağıdı ve kağıt havlu rulolarından yaptığımız ağaçların yeşil kısımları için Nar'ın şimdiye kadar yapmış olduğu parmak boyası resimlerinin arasından yeşil renk ağırlıklı olanları seçtim, Nar bir güzel avuçlayıp buruşturdu ve bunları ruloların tepesine yapıştırınca çok güzel ağaç oluverdi.
Doğa gezintilerimizden toplayabildiğimiz kozalakları da ağazların arasına maki gibi serpiştirdik.
Tavuk tabağını da küçük bir göl olarak yerleştirdik, içine su koyup timsahı ve su aygırını suyun içine koyduk.


Yeni atık malzemelerle ve Nar'la birlikte yaptığımız değişik ağaçlarla bu orman her gün biraz daha büyür umarım.
idilvenar
11 Haziran 2009 Perşembe
BEÖ Geri Dönüşüm
Aslında geri dönüşüm haftası bitti ancak esra hanım ekleyebileceğimi söylediği için paylaşmak istedim.
füsun tufan ve defne' nin geri dönüşüm çalışmaları
http://fusundefne.blogspot.com/
Eski eşya ve ambalajları atmakta hep zorlanmışımdır, o yüzden bu konuyu çok sevdim gerçekten.
Bu şifonyer ortaokul yıllarımdan kalma, iki kapılı bir dolabı da var, ikisini de yapışkanlı kağıtla kaplayıp kulplarını değiştirdik. Defne hanıma da bir oda kazandırmış olduk böylece.
19 Mayıs 2009 Salı
BEO - Geri Dönüşüm
http://www.pratikanne.com/2009/05/beo-geri-donusum.html
13 Mayıs 2009 Çarşamba
Annelik Sanatı - RİTM
Çocuğun en olmadık, en hurda şeylere karşı gösterdiği çoşkunluk yetişkini yadırgatır. Çocuk, diyelim masa örtüsünün çarpık olduğunu görünce , nasıl örtülmüş olması gerektiğini hatırlayarak , olanca coşkunluğuyla onu beceriksiz hareketlerle ama ısrarla düzeltmeye kalkar. Gelişiminin işte bu dönemini geçiştirmekte olan bir çocuk için bu anlı şanlı bir eylemdir ve bunu ancak yetişkinler karışmaz, engel olmaya kalkışmazsa başarabilir.
Çocuk saçını taramak mı istiyor, yetişkin bu soylu isteğin karşısında sevinecek yerde sinirleri bozulur.Çocuğun saçını gereğince ve tez elden tarayamayacağını, bu işin üstesinden gelemeyeceğini, oysa bu işi kendinin hemencecik ve gerektiği gibi bitirebileceğini bilir ya! İşte o zaman bu yapıcı ve zevkli işle uğraşan yavru, bir de bakar ki, o ne yaparsa , başa çıkamaycağı kocaman varlık başında bitmiş, saçını ben tarayayım deyip kapıveriyor.Yetişkini sinirlendiren şey , çocuğun sade yapamayacağı bir işle yok yere uğraşması değildir, asıl kendisinden farklı bir çalışma ritmini, eylem tarzını da kabul edememektedir.
Ritm, dilediğiniz anda değiştirebileceğiniz rastgele bir kavram değil. Ritm, kişinin vücut biçimi gibi temel bir özelliktir. Bizler, hareket ritmi kendimizinkine uygun kimselerle düşüp kalkmaktan hoşlanırız; meşrebimize , ritmimize uymayan işlere koşulmaktan da hiç hoşlanmayız.
Söz gelimi, yarı felçli biriyle birlikte dolaşmak bizi bunaltır; o titreyen elleriyle kahve fincanını ağzına götürürken , içimiz daralır.Kendi hareket özgürlüğümüzle bu tutukluk arasındaki çelişki gözümüze batar. Ne yaparız o zaman? O na yardım bahanesiyle, fincanı elinden alıp, ben içireyim sana! diye abanırız üstüne. Aslında dileğimiz yardım değil, bu kendimizinkine uymayan yabancı hareket ritmine son vermektir.
Maria Montessori
09 Mayıs 2009 Cumartesi
BEÖ / Zıt Kavramlar
Bu haftaki B.E.Ö. konumuzla ilgili olarak annem bana zıt kavramların kartlarını hazırladı. Önce kartlardaki kavramları öğrendim, sonra da gerçek uygulamasını yaptık:)
sıcak-soğuk
ağlayan bebek-gülen bebek
yukarda-aşağıda
kirli çocuk-temiz çocuk
açık kitap-kapalı kitap
1) Annem önce bana kartların açıklamalarını yaptı,
2)sonra bana "hangisi kirli bebek?", "hangisi kapalı kitap?" diye gösterip ona vermemi istedi.
3)Sonra da bir kartı seçip bu ne? diye sordu benim cevap vermemi istedi.
Kartlarla oyunumuz bitince hepsini canlı canlı uyguladık;
sıcak su-soğuk su kaselerine elimi soktum,
ağlayan ve gülen bebeklerin taklidini yaptım,
oyuncaklarımı yukarı ve aşağı koyduk,
yemek yerken kirli çocuk oldum, sonra temiz çocuk oldum:)
kitaplarımı açıp açıp kapattım...
Daha önceden öğrendiğim büyük-küçük kavramları da vardı.
Birkaç gün öncesine kadar iki kelimeyi yanyana söyleyemiyordum, genellikle birleştirip yuvarlayıp söylüyordum (Ayşe Teyzeme=Ayşeme gibi:) ama artık söyleyebiliyorum;
-kirli çocuk
-büyük kamyon, küçük aaba
-sucu abi
-gel gel çabuk çabuk
Annem bu konuda bu oyunun da olumlu etkisi olduğunu düşünüyor...
05 Mayıs 2009 Salı
ÇEVRE SEVGİSİ - ( ÖZDENETİM )
Yetişkin böyle yapmayıp,kendi doğal eğilimlerine uyacak olursa , çocuğu eğitecek , ona kılavuzluk edecek yerde , yavrunun ruhunu kendi hızlı hareket ritmine zorlar ,böylece telkin yoluyla kendini çocuğun yerine koymuş , onu ikame etmiş olur.
Duygu nesneleri , gereçleri bile , tabii çekici ve renkli olanları,çocuğun üzerinde etkiler yaratarak tıpkı bir mıknatıs gibi çeşitli hareketleri çocuğa telkin ederler.Prof Levine'nin filme de alınmış olan deneyi , bu bakımdan ilginçtir.Deneyin konusu , sakat ve normal çocukların aynı nesnelere karşı gösterdikleri değişik tepkilerin ayırdedilmesi.Yaşları ve kökenleri hemen hemen bir olan iki grup çocuk alınmış.geniş bir masa üzerine , içlerinde bizim çocuklar için hazırladığımız gereçlerden bazıları da dahil olmak üzere , bir sürü nesne koymuş.filmde bir grup çocugun odaya girişi gösteriliyor.hepsinin gözleri parlıyor ,önlerinde serili duran çeşitli nesnelere ilgiyle bakıyorlar.cıvıl cıvıllar;yüzlerinin güleçliğinden , bunca çekici nesneyi bir arada görmenin mutluluğu okunuyor.Her biri eline bir şey geçirip çalışmaya başlıyor.derken ,onu bırakıp başka bir şey alıyorlar ellerine,böylece o gereçten bu gerece sekip duruyorlar.filmin bu bölümü bitince ikinci grup içeri giriyor ; ağır hareket ediyorlar duraklıyorlar etrafına bakınıyorlar.gereçleri ellerine aldıkları pek yok,masanın cevresinde toplasıyorlar , hareketsiz duruyorlar.filmin ikinci bolumu de böyle sona eriyor.
bu iki gruptan hangisi normal , hangisi sakat çocuklar acaba?sakat çocuklar oradan oraya koşuşan ,gereçlerin birini alıp birini bırakan,herşeye el atan ve mutlu görünen canlı çocuklar.seyirciler bunların daha zeki oldukları düşüncesine kapılıyorlar.çünkü yetişkinler bir oyuncaktan ötekine , bir ilgi konusundan ötekine atlayan ,değişken ve bir bakıma maymun iştahlı çocukları zeki olarak kabul etmişlerdir.oysa aslında normal çocuklar gayet sakin ve telaşsız hareket ediyorlar.filmde de uzun bir süre kımıldamıyor,gözlerine kestirdikleri gereci ölçüp biçiyorlar.bundan da anlaşılıyor ki SAKİN VE ÖLÇÜLÜ HAREKET , TUTARLI , DÜŞÜNCELİ DAVRANIŞ NORMAL ÇOCUKTA GÖRÜLEN BİR ÖZELLİKTİR.
Prof Levine'nin deneyi öteden beri benimsenmiş görüşlere aykırı düşüyor.çünkü , alelade bir çevre içinde zeki çocuklarda filmde gördüğümüz sakat çocuklar gibi davranıyorlar.okullarımızdaki normal çocukların tavırları bambaşkadır.ağırdır,ölçülüdür,hareketleri benlikleri tarafından denetlenir,aklı tarafından yönetilir.böyle bir çocuk gördüğü nesnelere elbette kayıtsız kalmamıştır; ama bu izlenimlerini izginler , sonuçta da onlardan gereği gibi yararlanmasını bilir.ÖZLENEN ŞEY AMAÇSIZ KOŞUŞMA DEĞİL,ÖZDENETİMDİR.ÇOCUĞUN MOTOR YANİ DENETİM ORGANLARINA SAHİP OLUP SARSAK DAVRANMAMASI SON DERECE ÖNEMLİDİR.
(ANNELİK SANATI SYF 135-136)
02 Mayıs 2009 Cumartesi
ZEKANIN AŞKI
Duyarlılık dönemlerinde çocuğu çevresindeki nesnelere yönelten dayanılmaz dürtü, aslında çocuğun çevresine duyduğu aşktır. Bu sadece duygusal bir tepki değil, çocuğun görmesine işitmesine böylece gelişmesine elveren zihinsel bir arzu ya da aşktır. Çocukların duyduğu bu doğal arzu Dante’nin “Zekanın Aşkı” diye tanımladığı şeydir.
Çocuğun keskin bir dikkat ve coşkunlukla, yetişkinlere önemsiz gibi görünen çevre özelliklerini gözlemlemesine elveren şey işte bu aşktır. Zaten bizi başkalarının gözüne görünmeyen şeylere karşı duyarlı yapan şey aşk değil de nedir! Başkalarının değerini bilmedikleri ayrıntıları bize ifşa eden aşk değil midir? Çocuk çevresine aşık olduğu için yetişkinlerin gözüne görünmeyen şeyleri görür.
Çocuğun çevresine olan aşkını biz yetişkinler, onun gençliğine, toyluğuna, coşkunluğuna yorarız. Bunun yaratma çabasından doğan bir ruhsal enerji ve bir ahlaksal güzellik olduğunu gözden kaçırırız.
Çocuğun aşkı, doğuştan sade bir aşktır. Ona büyümesini sağlayacak izlenimleri edinme özleminden doğmaktadır bu aşk.
Çocuğun aşkının en baş hedeflerinden biri yetişkinlerdir. Muhtaç olduğu maddi yardımı onlardan görür, öz gelişimi için muhtaç olduğu şeyleri onlardan ister. Çocuk için yetişkin saygıdeğer bir varlıktır. Konuşabilmek için öğrenmesi gereken sözcükleri onun ağzından duyar. Kısacası her şey için onun ağzına, eline bakar.
Çocuk, ilişkide bulunduğu yetişkinleri taklit ederek kendi yaşamını sürdürmeye başlar. Büyüklerin sözleri ve hareketleri çocuk için öyle büyüleyicidir ki, onun karşısında adeta hipnotize olur. Yetişkine öylesine duyarlıdır ki, bir noktadan sonra yetişkin onun benliğinde yaşamaya ve hareket etmeye başlar. Çocuklar öğrenmeye o kadar yatkın, aşka öyle susamışlardır ki, yetişkinler çocukların yanında söyleyecekleri sözleri tartmak zorundadırlar.
Çocuk, yetişkine seve seve itaat eder. Ama yetişkin, kendisinden gelişimine önayak olacak içgüdüleri terk etmesini istediği zaman başkaldırmaması elinde değildir. Çocuğun huysuzlukları ve başkaldırmaları; yaratıcı dürtüleriyle, ihtiyaçlarını anlamazlıktan gelen yetişkine karşı duyduğu aşk arasındaki ölüm kalım savaşının görüntüsünden başka bir şey değildir.Çocuk itaatsizlik ettiğinde, huysuzluk ettiğinde, yetişkin bu çatışmayı aklına getirmeli ve çocuğun bu gibi davranışlarını, gelişimi için gerekli eylemleri yerine getirmek için çaresizce başvurduğu bir savunma olarak kabul edebilmelidir.
Hiç aklımızdan çıkarmayalım: çocuk bizi sevmektedir. Bize itaat etmek istemektedir. Çocuk, yetişkini her şeyden fazla sever.Yine de bunun tam tersinin dile getirildiğini hemen hergün duyarız. Çocuğunu ne kadar çok seviyor! Falanca öğretmen öğrencilerine adeta aşık! Gibi sözler yetişkinlerin ağzından düşmez. Ve sürekli çocuklara ana babalarını, öğretmenlerini, bütün insanları, hatta bitkilerle hayvanları sevmeyi öğrenmekten söz edilir.
Bu sevgiyi onlara kim öğretecektir? Hem bir başkasına sevmeyi öğretmek kimin harcıdır ki?Çocuğun bütün haklı başkaldırmalarını huysuzluk diye karşılayan, kendini ve mallarını çocuktan korumak için en olmadık tedbirlere başvuran yetişkin mi yapacak bu işi? Yoksa çocuğun en ufak bir hatasını bile hoşgörü ile karşılamayan öğretmen mi bu işin üstesinden gelecek? Dediğimiz gibi bu iş, onların değil, zekanın aşkı diye tanımladığımız duyarlılığa sahip olan kimselerin harcıdır.
Asıl sevmesini bilen, yetişkinin he zaman yanında olmasını isteyen, dikkatini hep üstüne çekmeye çalışan, yani, sevgi canlısı çocuktur.
Akşamları yatmaya giderken sevdiği büyüğü yanına çağırır, gözünün önünden ayrılsın istemez. Biz yemek yerken yanımızda oturup bizi seyretmek için türlü hokkabazlıklar eder. Yetişkinler çocuğun bu derin sevgisini anlamaz, kadrini bilmezler. Ama unutmayın ki, şimdi yatmaya giderken, sen de gel diye tutturan çocuğun yerini kim tutacak? Demek istiyorum ki, şimdi başımızdan savmak için bunca savaştığımız, sevgisine karşı duvarlar çektiğimiz, işim var, ben sonra gelirim diye atlattığımız yavruları, yarın acı acı arayacağız. Neymiş, her sözüne pek iyi dersek çocuğun kölesi olurmuşuz! Kölesi olmayınca da tabii bildiğimiz gibi sağa sola gidebilir, istediğimiz gibi gezip tozarmışız.
Sabahları çocuk, anasını babasını uyandırmaya gelmeye görsün, kıyamet kopar. Ama çocuğu uyanır uyanmaz yanına koşturan sevgiden başka nerdir ki? Çocuk yatağından kalkar kalkmaz bir koşu onların yanına varıyorsa, bilsinler ki onlara, “sabah oldu ışığa bakın, doğru dürüst yaşamayı öğrenin!”demek içindir bu adeta. Oysa ana baba, çocuğun başlarında bittiğini görüp, mahmur mahmur onu terslediklerinde, çocuk, “ben sizi değil, uyuşuk ruhunuzu uyandırmaya geldim!” dese ne cevap verirler?
Şunu bilmeliyiz ki çocuğun sevgisi, yabana atılır bir şey değildir. Analar babalar uykudadırlar, onları uyandıracak ve artık yitirdikleri taze bir enerji ile onları yeniden canlandıracak yeni bir varlığa muhtaçtırlar. İşte o varlık, sabahları yanlarına koşarak, “Uyanın ey gafiller, uyanın, daha bir insan gibi yaşamaya bakın!” diye adeta doğanın sözcülüğünü yapmaktadır. Çocukların yardımı da olmasa, büyükler bu düzen içinde büsbütün yozlaşırlar. Büyükler kendilerini yenilemeyi unutmuş, yüreği sert bir kabuk bağlamış, vurdum duymazlaşmıştır. Onu uyaracak, uyandıracak yeni bir ses, yeni bir esinti, yeni bir haberci, yeni bir muştu lazım.
ANNELİK SANATI, Maria Montessori
I. BÖLÜM, s. 153-156
01 Mayıs 2009 Cuma
23 Nisan - Oyuncak arkadasim
..................................................................
Montessori Egitimi email grubumuzda 23 Nisan sebebiyle bir oyuncak hediyelesmesi yaptik. Biz, sevgili Aysegul'un ikizlerinden biri olan tatli Zeynep'e hediye gonderirken, Defnecigime de sevgili Emel ve kizi Zeynep Asya hediye gondolier.
Defne'nin uyudugu saatlerde aksamlari hazirladigim 23 Nisan Lapbook'u ve Defnecigimin sectigi iki Tubitak kitabi, bizim Ankara'ya Zeynep'e gonderdigimiz hediyeler oldu.
22 Nisan gunu kapimiz calinip da kargoyu gorunce ben de cocuklar gibi sendim. Hediyeleri hem gondermek hem almak nasil da guzel bir duygu veriyormus insana. Hele cocuklar soz konusu olunca. Her iki minnosu da henuz yuz yuze gormemis olsak da onlardan bir parcayi, bir gunu, bir gulucugu paylasmis olmak muhtesem bir duygu.
Paketimizi 23 Nisan gunu diger hediyelerle birlikte actik. Defnem ozenle hazirlanmis paketten cikanlara bayildi. Paketimizden bir doktor takimi, sevgiyle ve ozenle hazirlanmis bir lapbook ve bir de kucuk bakir kova cikti. Doktorculuk oynamaya zaten bayiliyor Defnecik. Ozellikle gercekten doktor olan teyzesiyle doktorculuk oynamak ona ayri bir zevk veriyor. Lapbookumuzu tek tek inceledik ve hala incelemeye devam ediyoruz.
Hem hediyelerimizi gonderidigimiz Zeynep'e hem de hediye aldigimiz Zeynep Deniz'e bu guzel ve anlamli gunu bizlerle paylastiklari icin tesekkur ediyoruz.
Iste postadan bize Ankara'dan sevgi tasiyan, Defne'ye gelen hediyeler. Bizim gonderdigimiz lapbookun fotolarini ayrica paylasacagim.
Archi*Sugar
29 Nisan 2009 Çarşamba
Doruk'un 23 Nisan Hediyesi

Seher'in önerisiyle başladığımız bu olayda bize de hediyemiz, fikir annesi Seher ve İrem'den geldi :) Hediyemiz tam 23 Nisan'da elimize geçti, eve döndüğümüzde hediyemizi teslim alıp eve çıktığımda, Doruk paketi gördüğünde görmeye değerdi, ama onu fotograflayamadım. Ama 'İrem'den Doruk'a hediyeeeeeeeeeeee' dediğimde paketin bir üstüne atlayışı vardı ki :)
Neyse Seher'cim cok guzel bir kartla beraber oğluma Playdooh'un Palyacolu oyuncagını almış. Doruk en çok saç çıkarma ve dil cıkarmaya bayıldı, saclarını tarayıp durdu :)
İremcim ve Sehercim, tekrar cok tesekkur ediyorum
Bizim hediyemiz de Ada'ya gitti, neyse ki o da çok sevmiş oyuncağını :)
Ada'nın 23 Nisan Hediyesi..
Elif & Ada (30 aylık)
Sevgili Seher'in düzenlediği 23 Nisan Oyuncak Arkadaşım çekilişinde Ada'nın oyuncak arkadaşı Tuana idi... Tuana da hediyesini çok beğenmiş,annesi çok güzel bir mail atmış bize..Biz de Doruk'un oyuncak arkadaşı olmuşuz...
Doruk ve annesi Neslihan, Ada için çok güzel bir hediye seçmiş...Balık tutmaca!
Hediyesi elimize ulaştığında çok heyecanlandı Ada...Doruk Doruk diye koşturdu..Ne varmış içinde bakayım mı diye sabırsızlandı...Ben konuyu daha önceden ona anlatmıştım ama o olayın hediye boyutunda idi tabi ki:)
Şimdi Ada balıklarını bir güzel tutuyor sonra da ip gibi diziyor onları:)) Hediyeyi aldığından beri günde 2-3 kez oynuyor...
Çok teşekkür ediyoruz Doruk!!
Ve de böyle güzel bir fikirle hayatımıza renk katan Seher'e de tekrar teşekkürler!!!
28 Nisan 2009 Salı
Rüzgar'dan Nar'a 23 Nisan hediyesi

Rüzgar ve annesi Iraz'dan Nar'a 23 Nisan hediyesi olarak çok güzel bir ahşap abaküs geldi. Bu, Nar'ın hem ilk 23 Nisan hediyesi hem de abaküsle ilk tanışması. BEÖ'de sayıları çalıştığımız bir haftaya böyle bir hediyenin denk gelmesi de ayrıca çok iyi oldu. Rüzgar ile Iraz'a çok teşekkürler, sevgiler...
23 Nisan Oyuncak Arkadaşım

Bu guzel fikir için Seher'e çok teşekkurler :)
Deniz'in oyuncak arkadaşı Begüm, Begüm'ün oyuncak arkadaşı da Deniz oldu birbirlerinin şansı oldu minikler..
Hediyesi Deniz'e tam da 23 Nisan günü ulaştı sabahtan dışarı çıkmıştık akşamustu eve geldigimizde hediye paketimiz de geldi..Deniz paketini parçalayıp yeni oyuncagını keşfe çıkarken ben de ona oyuncak arkadaşı Begum'ü anlattım.. Sevgili Guneş ve minik Begüm'e buradan çok teşekkürler..





























