Yasal Uyari

Aksi belirtilmedikce bu sitede yayinlanan tum yazilarin ve fotograflarin telif hakki yazarina aittir. Izinsiz yapilan tum alintilar icin hukuki yollarin acik oldugu hatirlatilir.
-----------------------------------------

Tanitim

Bu blog, cok yazarli olup Montessori Egitimi mail grubu uyelerinin yazilarindan olusmaktadir ve Montessori Egitimi ile ilgili yazilar icermektedir. Yazarin ismi (ya da takma ismi) yazinin genelde basinda ya da sonunda yer almaktadir.

Buyuyorum Egleniyorum Ogreniyorum aktiviteleri her iki haftada bir konu degistiren ve uyelerimizin cocuklar ile yaptigi calismalari icermektedir.

Buyrun, hosgeldiniz...


3 Ekim 2009 Cumartesi

Montessori Çevresi

Güneş&Begüm - 15 Aylık

"Montessori Eğitiminin tipik özelliklerinden bir tanesi, onlara uygun hazırlanmış çevredir."

"Çocuklar 0-6 yaş arasında emici bir zihne sahiptir ve çevrelerinden öğrenir."



Bunun içinde onlara imkan tanımak gerekir. İlk önce çevre yani, begümün boyuna inip herşeyi onun gözüyle gözlemleyince herşey ortaya çıkıyor zaten. Yapmak istediği şeyleri kendi yapmaya başlayınca da huysuzlukları azalmış oluyor. "HuysuzlukÇözümlenmesi gereken bir sorundur. M.M" "Bizi Begüm çok iyi anlıyor, ama biz onu anlayamıyoruz." Çoğu blogda aynı yazı yazılmış. Mesela, ben çamaşır asarken, kızım bana mandal ver dediğim zaman, (daha önce ona mandalın ne olduğunu öğretmedim) o oynadığı mandaldan bir tane uzatarak bana "MAMBALL" dedi :D Çok çabuk öğreniyorlar, 14 aylıkken babası kumandayı istediğimde götürebiliyordu. Bir kaç türkçe-yabancı blogda Pratik Hayata Odaklanın yazısını görünce bizim sloganımızda bu olmalı diye düşündüm. Çünkü ben çalışan bir Anneyim ve evdeki günlük işleri yaparken Begümle yapabilirsem hem onu ertelememiş, hemde işlerimi bitirmiş olacağım, bu her zaman bu şekilde olamıyor bu bir gerçek zaman zaman babası devreye giriyor / Begümün tercihi ben çamaşır asarken yanımda olması, bana mandal uzatması oluyor, yada babası bulaşıkları boşaltıyorsa babasının yanında olmak istiyor. Benci olduğu için değil yani, aktif olanın yanında olmak istiyor. Bundan yola çıkarak,

Begüme ilk önce kendi boyutunda kendini görebileceği aynalar yaptık, salonda ve kendi odasında : "Mesela ben bebekleri eskiden uzun zaman aynaya baktırmadıklarını biliyorum, ama bu eğitimde ayna önemli. Kendini ve yaptıklarını izlemelidir."



Ayakkabılarını kendi çıkarıp, ayakkabılığa koyabilmesi için en alt bölümü onun için tekrar düzenledik. : "Bu alışkanlık oldu begümde, yaptığımız herşeyi anlatmaya çalışıyorum, kızım şimdi evimize geldik, ayakkabılarımızı çıkarıp ayakkabılığımıza kaldıralım."

Kendi montlarını asabileceği şekilde fortmantonun yanında, askılık taktık.: "Montumuzu yerine asalım. (ilk başta oyun yaptı, defalarca astı,aldı,asamayınca benim asmamı istedi,hatta benim gibi çantasınıda astı :)" )

Banyoda kendi boyunda havlusunu asıp, dişlerini fırçalaması için bir bölüm yaptık. : "Henüz havlusunu kullanmayı sevmiyor, ıslak kalmak hoşuna gidiyor çünkü, ama diş fırçasını mutlaka kullanıyor, ama macunda ısrarlı mutlaka Alyanın kullandığından edinmemiz lazım."



İkeadan bir basamak aldık, uzanamadığı yerler için. : "Kaldırıp her yere taşıyor üstüne çıkıp gülüyor :D" Geçen gün ilk önce basamağa, sonra sandalyeye,sonra masaya çıkmayı başardı, düz duvara olmasa da tırmanıyor, işte kendi çapında. :)

Masa ve Sandalye : "Çok mutlu oldu, daha ikeadan bakarken çok sevdi. Babası ile birlikte kurdular. Begüm sandalyenin birine bebeğini oturttu, diğerine kendi oturdu. Masasına kağıt ve boya kalemi koyduk, önce kağıdı çizdi, ama hemen ağzına götürdü, şu zararsız olanları araştırıp almak lazım, yoksa kızımın sanatsal yönünü engellemiş olacağım. Bununla ilgili bir kitaba başladım, "Çocuklarda Sanat Eğitimi" diye bir kaç sayfasını okuyabildim. Diyor ki ; çizdikleri bir çizgi bile çok önemli, önemseyin mutlaka." tam olarak böyle olmasada aklımda kalan kısmı. Okudukça paylaşırım.



Mutfaktaki Köşesi : "Mutfakta kendi boyuna uygun bir yerde, tepsisinin içinde bir tabağı var, küçük alıştırmalıklarla dolu, yasaklı gıda vermemeye çalışıyoruz artık. (Ceviz,Kuru Kayısı,Pestil,En sevdikleri), SU bardağıda orada duruyor ve susayınca gidip içiyor. Meyva saatimizde sofra bezini çıkarıyor ben bir küçük tabak dilimleyip eline veriyorum salona kendisi götürüyor. Meyvalarını bitirdikten sonra yere attığını gördüm, kızım ne yapıyorsun, tabağını yerine götürürmüsün dediğimde alıp götürüyor, ama neden atıyor?? bunu çözemedim, yemek yerkende, suyu bitsin bardağını yere atıyor, su demişken yemeklerde bardakla veriyorum suyunu ama oyun yappıyor,ıslatıyor kendini :)"



Odasında : "Artık oyuncaklarını bölümlendirdik, iki raflı dolabına oyuncaklarını dizdik, değiştirerek yerleştirmeyi düşünüyorum. Bu dolabın altındaki çekmecenin birini kitaplık olarak yaptım, bizim ev bu şekilde müsait şimdilik, zaten resimlerini görmesi açısından dikey degil de yatay olmasında fayda var, ama ileride bir kitaplığı olmasını istiyorum. Yine ikeadan aldığımız 4 bölmeli dolabını / puzzle / legolar / oyuncak, meyva ve sebzeleri / Bowlıngi olmak üzere düzenledik. Tabiki birde bebeklerimiz var sayıları her geçen gün artaN :) onlar içinde sepetimiz var daha önce kullandığımız."

Montessori Eğitimini ilk Esranın blogunda gördüğümde,dedimki aynı bizim çocukluğumuzda yaşadıklarımızı yaşatmamız gerekiyor yani, teknoloji değilde doğa çocukları olmaları gerekiyor. Hatırlıyorum annem hamur açarken bizede bir parçasını verirdi ve bizi dahil ederdi, hatta açmamıza izin verirdi. Bu kısımları çok hoşuma gitti, herşeyi birebir Montessori Eğitimi'ne uygun yapmam imkansız zaten bizim eğitim sistemimiz çok farklı. Çocuklar okula başlamadan yazma-okuma öğretilmiyor. Montessori Eğitiminde de öğretilmiyor aslında (anladığım kadarıyla) yapılan aktivitelerle çocuk kendiliğinden öğreniyor, aynı mambal gibi :D

Her haftaki Büyüyorum Öğreniyorum Eğleniyorum Köşemizdeki aktiviteler zamanımızı daha kaliteli geçirmemize ışık tuttu. Çoğunu yazamadım ama zaman zaman eskilerini tekrarlıyorum, Mesela, Evimizin Odalarını; her odayı biliyor, banyoda kirli çamaşırını eline veriyorum, kızım git kirli sepetine koy diyorum, götürüp koyuyor. Çamaşırları toplarken çoraplarını eşleştiriyoruz. Bulaşıkları toplarken kaşıklığa birlikte yerleştiriyoruz. Bardakları üst üste dizmeyi çok sevdi. Ama elinden alınca bağırıyor, özellikle cam bardak olacak, böyle zor anlarımızda oluyor. Böylece eşleştirmeyi yapmış oluyoruz. Birde ayakkabılığı her fırsatta açıp ayakkabılarını çıkarıyor, onlarıda eşleştirip yerine kaldırıyoruz. Mail grubumuzda diğer annelerin paylaşımı çok faydalı oldu ve olmaya devam ediyor.

Birde şunu öğrendim (ki öğreneceğim çok şey var paylaşacağımda inanıyorum), kesinlikle onun hızında yaşamaya çalışmalıyız,(ama bu da vakit demek) Çevremde en çok gördüğüm, sofra toplayacağız biran önce yedireyimde kaldıralım, çocuktan kaşığı alınıp aileler yediriyor, fırsatı biz vermiyoruz. Yada ayakkabısını daha uzun zamanda giydiği için biz giydiriyoruz. Bizim hızımızda yürüyemediği için kucağımıza alıyoruz,arabalarına koyuyoruz. Malesef buda bizim yaşam standartlarımıza uygun değil. Zamanla yarışıyoruz çünkü, bir an önce yemek yencek, sofra toplanacak, ütü yapılacak.vs.....uzar gider.... (Edison videosunda vardı)

Güzel kızım, umarım senin zamanına ışık tutmuş olabileceğiz. Belki ileride aaa Annemler nelerle uğraşıyormuş diyebileceksin..??? Eğitim Sistemi gittikçe kötüleşiyor, çocuklar birbirleri ile yarış halindeler, aynı zamanda velilerde!!! Sosyal Çevreleri, Dershanelerde kurabiliyorlar, çoğu Ailede özel ders olarak evde ders verdiriyor ve bu hiç sosyalleşmesine imkan tanımıyor. Hangisi doğru, hangisi yanlışı tartamadan bu sürece giriyor veliler.

3 yorum:

suinci dedi ki...

çok samimi bir yazı olmuş.onları yaşamaya alıştırırken onların yaşamına alışıyoruz sanırım.onlarla hayat daha anlamlı nede olsa...
sevgilerle

Şule-Bilge'sMum dedi ki...

ne cici mini boy askılar.iyi fikir

Güneş dedi ki...

Teşekkürler.