Yasal Uyari

Aksi belirtilmedikce bu sitede yayinlanan tum yazilarin ve fotograflarin telif hakki yazarina aittir. Izinsiz yapilan tum alintilar icin hukuki yollarin acik oldugu hatirlatilir.
-----------------------------------------

Tanitim

Bu blog, cok yazarli olup Montessori Egitimi mail grubu uyelerinin yazilarindan olusmaktadir ve Montessori Egitimi ile ilgili yazilar icermektedir. Yazarin ismi (ya da takma ismi) yazinin genelde basinda ya da sonunda yer almaktadir.

Buyuyorum Egleniyorum Ogreniyorum aktiviteleri her iki haftada bir konu degistiren ve uyelerimizin cocuklar ile yaptigi calismalari icermektedir.

Buyrun, hosgeldiniz...


3 Ekim 2008 Cuma

Gökyüzü - Aydedeyle Can (17 aylık)



Can tam bir aydede manyağı oldu. Öncelikle bunu söylemeden edemeyeceğim.. Gökyüzü etkinliği aslında bizim gökyüzünü tanımaya başladığımız dönemle tam olarak örtüşen bir zamana denk geldi. Can arabada giderken, gökyüzünün hafifçe kızıllaşmış ve grileşmiş halini görüp, telaşla ve heyecanla bana neler olduğunu sormuştu. ben de ona anlatmıştım, dünyamızın güneşe sırtını döndüğünü, bu yüzden havanın karardığını, ertesi sabah yeniden barışacaklarını, ama bu sırada bizi aydedenin aydınlatacağını, bazen aydedenin bulutların arkasında uyuyakaldığını bu yüzden görünmediğini.. Can da büyük bir dikkatle dinlemiş ve çok eminim ki anlamıştı.

Sonra babannesinin balkonundan büyük bir netlikte görünen kuzey yıldızı ile tanıştırmıştım onu. Aydede ortalarda görünmüyordu. Ama kuzey yıldızı da ilgisini çekmiş, işaret parmağın hedefinde yer almıştı günlerce. Sonra aydede göründü ve kuzey yıldızı hedeften ve gözden düştü. Hatta Can'ın bütün gün De-de, de-de diye dolaşmasına sebep oldu. Ona gündüzleri de-de'nin olmadığını, sadece akşamları hava kararınca geldiğini söyledik. Bu kez dedenin gelişiyle anne babanın gelişi arasında bağlantı kurarak, dedeyi görünce bizim geleceğimizi, biz gelince dedenin çıkacağını düşünmeye başladı. Ama gökyüzü bu rahat durmadı ki, yağmurlar başladı, hava gündüzleri de karanlık olmaya başladı. Can da bana telefonda "Dede, anne del" demeye tabi. Yani hava kararmıştı, aydede yine bulutların üstünde uyuyakalmıştı anlaşılan ama oradaydı hava karardığına göre ve annenin de eve gelmesi gerekiyordu. Neyse ki yağmurlar bir süre devam etti de çiseleyen yağmurun altında koluna değen "Bbuuu"ların bulutlardan geldiğini, bulutların güneşin önünü kapattığını, güneşin bu işe çok kızdığını anlattık ona.

Bulabildiğim kadar gökyüzü ve gökyüzündekiler resimleri gösterdim Can'a. Öncelikle müptelası olduğu resimli okul ansiklopedilerinin coğrafya ve bilim sayılarından. Çeşit çeşit gökyüzü, uçak, roket, helikopter, ay, güneş resimleri.. Hatta Can için gökyüzüyle eşdeğer Uuuuuuu! minare resimleri.. Kah ellerini havalara kaldırarak, kah balkona koşup gökyüzünü göstererek, kah uçak gibi havalarda kollarını savurarak hepsini dikkatle inceledi. Sonra internetten daha renkli resimler bulup gösterdim. Ama hepsinde favorisi aydedeydi, aydedenin tahtına ne uçaklar oturabildi, ne güneş ne de gökkuşağı. Biz de aydede resmi bulamayınca aydedeyi çizmeye başladık. Ben hilal şeklinde çiziyordum, Can yuvarlak.. Ee, tabi aydede bu, o da gökyüzü gibi yanar döner.. Bir yuvarlak oluyor bir hilal.. Durduğu gibi durmuyor ki!! "Alla alllaaaaa" Sonra aydede şarkıları söyledim Can'a. Tam sözlerini bilmediğim için kendi uydurduğum sözlerle biraz ama olsun, Can yine de büyük memnuniyetle dinledi. "Aydede aydede aydedeeee, aydede aydede aydedeeee.. Geceleri ışık saçarsın, gündüzleri saklanır kaçarsın" (dedim ya sözler uydurma, aslı nasıl bilmiyorum..)

Gökyüzü etkinliğine son noktayı "Canı Sıkılan Aydede" kitabıyla koyduk. Hem de ne nokta, üç nokta ya da daha çok. Daha noktalamamız bitmedi. Her gördüğümüze anlatıyoruz :) Aydedenin gökyüzünde tek başına canı çok sıkılmış, buluttan aşağı bakmış, bir AYçiçek tarlası görmüş. Hoooppa diye oradan inip, hemen bir ayçiçeği olmuş, bütün gün diğer ayçiçekleriyle beraber güneşe yüzünü dönmüş, ama bir gün kamyonlar gelmiş, ayçiçeklerini toplayıp çekirdeklerinden yağ yapacaklarmış, aydede oradan kaçıp bir pastanedeki AYçöreklerinin yanına gitmiş. Bir adam gelmiş ayçöreği isteyince, kağıda sarıldığı gibi adama verilmiş, tam adam onu HAAAM yiyecekken Pıır diye kaçıp kitapçıdaki bir kitabın kapağına konmuş. Aynı gün küçük bir kız annesiyle gelip kitabı almış, annesi kıza her akşam masallar okurken aydede de dinlemiş ve hepsini öğrenmiş. Sonra gökyüzüne gidip, her gece yıldızlara masallar anlatmış, canı da bir daha hiç sıkılmamıııışş. Hikaye ilgi çekici anlaşılır resimlerle süslendiği için Can çok ilgilendi. Şimdi de "dede, hoooppaa.. Mama, ham, ınnnn..." diyerek anlatıyor. "Aydedenin canı sıkılmış" diye başlar başlamaz, kitaptaki ilk resimde kollarını bağlamış aydede gibi kollarını birbirine dolamaya çalışıyor :) Çok eğleniyoruz. Walla bu etkinlik konusunu seçen kimdi bilmiyorum ama allah razı olsun demeden geçemeyeceğim.. İlk etkinliğmize CANı gönülden katılmış olduk biz de..



Can (17 aylık) ve annesi Berna

bernacan.blogspot.com





2 yorum:

EBRU ve RİMA dedi ki...

Canı sıkılan aydede'yi en kısa zamanda bizde alacağız :)Can'a sevgiler...

ALPEREN'İN GÜNCESİ dedi ki...

minik Can' la gokyuzunu ele alma tarziniza bayildim sevgiler Elif