Yasal Uyari

Aksi belirtilmedikce bu sitede yayinlanan tum yazilarin ve fotograflarin telif hakki yazarina aittir. Izinsiz yapilan tum alintilar icin hukuki yollarin acik oldugu hatirlatilir.
-----------------------------------------

Tanitim

Bu blog, cok yazarli olup Montessori Egitimi mail grubu uyelerinin yazilarindan olusmaktadir ve Montessori Egitimi ile ilgili yazilar icermektedir. Yazarin ismi (ya da takma ismi) yazinin genelde basinda ya da sonunda yer almaktadir.

Buyuyorum Egleniyorum Ogreniyorum aktiviteleri her iki haftada bir konu degistiren ve uyelerimizin cocuklar ile yaptigi calismalari icermektedir.

Buyrun, hosgeldiniz...


25 Mayıs 2010 Salı

Mıknatıslı Çalışmalar

Berna & Ekin ( 43 ay )

http://ekinvebiz.blogspot.com

1. Mıknatısla manyetik olan ve olmayan nesneleri gruplama çalışması.

Buna benzer bir çalışmayı bir yerlerde görmüştüm ama çok zaman önce, nereden hatırlayamadım. Evde ve Ekin'in oyuncakları arasında metal, ahşap, plastik nesneleri seçtim. Ekin bunları manyetik olma özelliklerine göre grupladı.





2. Makarnaların arasına gizlenmiş metal cisimleri çubuk mıknatısla (biz mandalın ucuna takılı halka mıknatısla yaptık :) ) bulma çalışması.

Seminerde Hilal Hanım uzun bir çubuk mıknatıs kullanmıştı. Bizim çubuk mıknatısımız kısa olduğu için halka mıknatısımızı mandala tutturup kullandık. Ekin bulduğu nesneleri kağıt üzerindeki (bakınız Nuran'ın yaptığı çalışma, fotokopi fikrini Nuran'dan aldım) eşlerinin üzerine yerleştirdi.




19 Mayıs 2010 Çarşamba

Top Böceği

Esra & Ela (22 aylık)

Montessori grubunda konu "Böcekler" idi. Biz de tatilde bol bol böcekle karşılaştık. Resimde görülen top böceği ise havlumuza geldi. Ela bu böcekle oynarken eğlendi. Çok ilginç bir böcek. Özelliği dokunduğunuz anda "hoop" diye top şekline dönüyor. Bırakınca açılıp bacaklarını açıyor.
Yürümeye devam ediyor. Yine dokununca top oluyor. Çocukların çok ilgisini çekecek bir özellik.. Bir hayvanın şekil değiştirmesi ki bu şekil ve renk değiştirme olayı böceklere ve sürüngenlere özgü.

Yediğimiz çağlaların içindeki yumuşak çekirdek kısımlarını karınca yuvasının ağzına koyduk. Karıncalar yuvadan çıkıp çekirdekleri yuvalarına götürdükçe Ela heveslendi ve bunu kendine iş edindi. "Anne çekiydek" diyip diyip karıncaları besledi. Kaldığımız otelde bol bol sümüklüböcekler var. Geçen hafta babası Ela'ya bitkilerin üstündeki sümüklüböcekleri eline alıp içi dolu mu diye bakmayı öğretmişti. Daha doğrusu öğretmek için yapmamıştı ama Ela bunu
çok sevdi. Nerde sümüklüböcek görse gidip eline alıyor. "Anne tümüklüböcek" diyip getiriyor bana sonra yere bırakıyoruz beraber. Biraz tesadüfen, biraz da ben nasıl birşeyler yapbilirim diye düşünürken eklediklerimle Ela burda böceklerle çok ilgileniyor. Örümceğin kolunda yürümesinin taklidini yapıyor. Hiç düşünmemiştim daha önce böceklerin böyle oyun malzemesi olabileceğini ama eğlenceli oyunlar çıkabiliyor. Tesadüfen meraklı minik'in bu haftaki konusu da böcekler. İçinden bir sürü böcek çıkartması çıktı. Ela da yolda gelirken bu çıkartmaları arabanın heryerine yapıştırdı, şimdi gördükçe isimlerini soruyor bana.

18 Mayıs 2010 Salı

BEO: Bocekler

Esra (Archi*Sugar) ve kizi Defne (4 yas)
.............................................................
Defne tum hayvanlara asik. Buyuk, kucuk, iyi, narin, yirtici, evcil... hic fark etmez... hepsi onun icin saatlerce inceleyebilecegi, hic durmadan hakkinda konusabilecegi ve binlerce soru sorabilecegi varliklar. Bocekler ise onun ilgisini ceken hayvan gruplarindan sadece biri.

Baharin gelmesi ile cicek ve bocek turleri oldukca cogaldi. Bu nedenle, kucuk hanimin son zamanlardaki en buyuk hobisi babasiyla kirlara, ormanlara dalip cesit cesit cicekleri ve bocekleri incelemek, kucuk doga koleksiyonunu genisletmek, kelebekleri seyretmek, fotograflar cekmek, kuslara yemlikler hazirlamak ve tabii ki begendigi bocekleri kucuk ozel buyutecli inceleme kavanozuna koyup ansiklopediden ne olduguna bakmak ve incelemek, incelemek, incelemek...
 
 






5 Mayıs 2010 Çarşamba

Düzen

Maria Montessori'nin duyarlılık dönemi diye adlandırdığı dönemlerden biridir düzen."Çocuğun düzene karşı son derece duyarlı olduğu aşama, önemli olduğu kadar esrarlı da bir aşamadır."(M. Montessori, Annelik Sanatı, sf.77). Bu duyarlılık çocukta bir yaşındayken başlar, iki yaşında en üst düzeye ulaşır ve üç yaşında da yavaş yavaş yok olur. İki yaş sendromu diye de adlandırılan dönemin temelinde yatan en önemli neden ebeveyinlerin bu durumun farkına varamamalarından dolayı nedensiz ağlamaların devam etmesidir.(David Gettman, Basic Montessori, sf.7)

Kızım da son iki aydır belirgin bir şekilde farklı bir düzen tutkusu ile hareket ediyor. Öyleki krizler yaşıyoruz çoğu zaman... Seçimi kendisine bıraktığımda, ya da kızım sen ne yapmak istiyorsan oyle yap dediğimde bile kriz devam ediyor. Bazen yatağının üzerindeki battaniyeyi düzeltmek istiyor. Benim düzelttiğimi beğenmiyor öyle değil deyip kızmaya başlıyor. Nasıl peki o zaman kızım diyorum. Anlatamıyor tabii. Ucunu tuuutttt! diyor ve başlıyor ağlamaya...Başka bir zaman da kitap rafına ters konulmuş kitabı alıp düzeltebiliyor. Oyuncak bebek arabasının bebek düşmesin diye yapılmış kumaş olan ön korumasını düzeeellltt diye krize girip nasıl düzelteyim kızım dediğinde de anlamadığım için olay uzayabiliyor. Sen düzelt kızım dediğimde de krizi çözmeye yetmiyor. Bebeğin içerisine oturtulması bile yanlış olabiliyor ona göre...

"Çocuk ruhunda onu seven büyüklerin bilmediği derinlikler vardır. Görmüşüzdür hep çocuklar durup dururken ağlamaya başlarlar, avutmak için ne yapsanız boştur. Bu bile, çocuğun karşılanması gereken gizli ihtiyaçlarının olabileceğinden kuşkulanmamızı gerektirir sanırım." İki yaşındaki bir çocuk düzensizliği büyüklerin gözüne çarpmayan ayrıntılara varıncaya dek seziyor, farkediyor." "Bir şeyin yerinde olmayışı onun için bir çeşit dürtü, bir faaliyet çağrısı. Bununla da kalmıyor elbet. Düzen, gerçekleştiğinde mutluluk yaratan yaşam ihtiyaçlarından biri."(M. Montessori, Annelik Sanatı, sf.80 )

Ben de Derin'in demek istediğini daha net anlamaya çalışarak, bazen de doğru yöntemin bu olmadığını bilerek başka oyunlara yönlendirerek (ki itiraf edeyim bu yöntem artık çalışmıyor eskisi kadar, büyüdün artık kızım:) durumu çözmeye çalışıyorum. Onun düzenine saygı göstermeye çabalıyorum. Dediğini sonuna kadar anlamaya çalışıyorum. Bazen de tüm bunlar işe yaramayınca kızım biraz sakinleşince tekrar konuşalım olur mu deyip, güvenli bir ortamda onu bırakıyorum. Bizde geç başlayan bu dönem de geçecek önemli olan düzen kavramına saygı göstermek ve bu duyarlılık dönemini de hakkıyla tamamlamak...

"Duyarlılık dönemleri ruhsal olgulara dayanır. Bunlar bilincin temelini atan sezi ve dürtülerdir. Bunlar ruhsal gelişimin temelini oluşturan ana ilkeleri doğuran kendiliğinden gelme enerjilerdir. Böyle bir şey olduğu zaman çocuk büyük bir huzursuzluk içine düşüyor ve giderek bir hastalık görüntüsü kazanan ve dediğimiz engel ortadan kalkmadıkça ne yapılsa sürüp giden bir huysuzluk nöbeti başlıyor. Engel ortadan kaldırılır kaldırılmaz da hem huysuzluk hem de rahatsızlık silinip gidiyor." (M. Montessori, Annelik Sanatı, sf. 83)

Bu durumda önerilen en temel durum, etrafındaki dünyanın düzenli olması. Dış düzen olarak yapılabilecekler, mobilyaların, oyuncakların, kıyafetlerin hep aynı yerlere konulması, aynı günlük rutinleri izlemek, yemek yeme saatleri, ebeveynlerin evden çıkış giriş saatleri, banyo saatleri gibi. Kızımda benim hamilelik iznine ayrılmamla birlikte bu bağlamda da farklı davranışlar oluştu. Daha önce hep belli bir saatte işe gider ve gelirdim. Şimdi sürekli evde olmam, olan düzenimizi biraz bozdu. Ben evdeysem öğle uykusuna yatmak istememesi, yeme düzeni, daha önce düzenli olan banyo yapma alışkanlığının benim büyümemle birlikte sekteye uğtaması gibi durumlar ortaya çıktı. Defne gelmeden bu durum için de hemen yeni bir düzen olşturmam gerekli...Eğer hiçbir sebep yokken kriz çıkabiliyorsa, muhakkak bizim dikkatimizden kaçan bir düzen bozukluğu oluşmuştur. Bizim için çok önemsiz bir konu olabilir ama bu çocuklarımızın yaşamı anlamasındaki tutarlıl yapıtaşlarından birini oluşturur. (David Gettman, Basic Montessori, sf.8)

Yukarıda da anlattığım gibi bizde de farkına varmak ve engelleri ortadan kaldırmak her zaman çok kolay olmuyor ama elimizden geleni yapıyoruz. Duyarlılık dönemlerini doya doya yaşamanı sağlamak en büyük isteğim.

"İnsanoğlu yaşamında kendisini nasıl yöneteceğini çocukluğunda öğrenir. Bu doğrultudaki ilk buyruk, doğa tarafından düzenle ilgili duyarlılık döneminde verilir...Zeka hiç yoktan oluşmaz, zeka çocuğun duyarlılık dönemlerinde attığı temeller üzerine kurulur." (M. Montessori, Annelik Sanatı, sf.82 )

Sedef & Derin (22 ay)
http://www.akifamily.com

27 Nisan 2010 Salı

BEÖ: Toprakla Buluşma

Esra & Ela (21 aylık)

Ela ile geçen haftamız bol bol toprakla, bahçeyle uğraşarak geçti. Montessori grubunun toprak teması da buna denk geldi. Geçen hafta bir gün yine Büyükşehir Belediyesi'nin fidanlığına gittik. Önce saksılara tohum ektik. Ela bu işi iyice sevmeye başladı. Teyzelerle kürek pazarlığı bile yaptı.
Sonra bahçedeki at kestanelerini tüplemeye yardım ettik. Bu onun için toprakla oynamak oluyor ama hem öğreniyor hem de çok eğleniyor elinde kürekle. Bu at kestanesi ağaçları da bir ormana dikilecek yakında.

İşte aşağıda kendi çapında tarıma soyunan ailemizin ilk fide ordusu. Domateslerimiz fide verdiler bile. Şimdi soğan, karpuz ve salatalıkları bekliyoruz. Bunların bir kısmını geçen hafta sonu bir tanıdığımızın bahçesine diktik. Minik bir sera yaptık. Fotoğraf makinamı almadığım için kaçırdığım çok güzel fotoğraflar oldu. Şimdi bir kısmı da balkonumuzda yerini alıcak. Bakalım bu işte ne kadar başarılı olucaz. Aslında önemli olan Ela'nın birazcık birşeyler kapması tabi.

Ama bahçede nasıl babasına yardım etti inanılmaz. Kürekleri verdi, otları yoldu, kendi çapında bütün gün çalıştı. Sonra da "böyle koyuyosun, böyle üstüne basıyosun" diye anlattı durdu.

elaninuydusu.blogspot.com

26 Nisan 2010 Pazartesi

BEÖ: Toprak / Kum

Tam biz de bir sebze bahçesi yapalım kızımla birlikte, o da her akşam sulasın derken, bu aktivite konusu çıkması ne güzel oldu. Önce çimlerin arasında küçük bir alan açtık. Sonra da fideler aldık. Derin'le birlikte dikelim diye. Derin pek oralı olmadı başta. Hep suladığı içinde çiçeklerin olduğu büyükçe bir saksı vardı. Sürekli onları sulamak istedi:) Gerçi cherry domatesleri görünce koparmak istedi, ben de "kızım kırmızı olunca koparacağız" dedim. O da tamam dedi. Bizim ısrarlarımız sonucunda da babasına biraz yardım ettim. Resimlerimiz aşağıda.

Bundan sonra da kızımla beraber büyümesini görelim fidelerin, üzerinden toplayalım sebzeleri. Bir de lapbook yapsak...Devamı gelecek...

Sedef & Derin (22 ay)

http://www.akifamily.com

23 Nisan Mektup Arkadaşlarımız

Montessori grubumuzda çıkan guzel bir teklif sonucu bir mektup arkadaşlığı oluşturuldu. Her grupta dört kişi, her çocuk üç tane kart alacak, nasıl olacak, bizimkiler daha cok küçük, karalamalar dışında bir sey yapmıyoruz haliyle bugünlerde. Bence çok güzel karalamalar ama anneyiz hepimiz:) Olsun dedik herkes benzer durumda. Çocuklarımıza karışmayalım. Kendileri yapsınlar kartları, artık nasıl yaparlarsa. Öyle de yaptık biz Derin'le. Beklediğimden çok dha güzel geçti. Onun adı, arkadaşımın adı soruları içerisinde yaptık kartlarımız. "Emincaaaan, Hamzaaaa, Sarp!" Adlar öğrenilince soyadlara geçildi. Bir yandan da karalamalar devam.. "Bitti mi kızım? Bittiiiii.." "Bu Sarp'ın, bu Hamza'nın, bu da Emincan'ınnnn.".


Sonra bir süre kartların değil de onların bize geleceğini düşündü ve sürekli anlattı. Ben de "kızım arkadaşların değil, onların yaptıkları kartlar gelecek tatlım, bak bizim yaptığımız kartları da onlara göndereceğiz" dedim. Sonra da 23 Nisan şarkısını söyledik beraber. "Bi daha, bi daha" eşliğinde...

Kızım kartlarını açarken...


Dedim yaa etkisi beklediğimden de güzel oldu. Şimdi her boyamaya oturduğunda bunu arkadaşım için yapıyorum diyor. Ben de hangi arkadaş deyince, arkadaşlarından birinin ismini söylüyor:)

Sedef & Derin (22 ay)

http://www.akifamily.com


19 Nisan 2010 Pazartesi

Dokuma tezgahımız

ElfAna & Alpi -46 ay-


Başlangıç için örnekler burada, bizim dokumamızın başlanmış hali burada

15 Nisan 2010 Perşembe

Çocuğunuzun Yaratıcılığını Nasıl Geliştirebilirsiniz?



(foto : montessoricandy.com)


Sevil Sarp-Ege
http://gucumunyeri.blogspot.com


1.Onlara örnek olun. "Cetvelle bile düz çizgi çizemem" demek yerine "Yeni bir şeyler üretmeyi seviyorum" deyin.
2.Çocuklarınızın resimlerine yalnızca buzdolapları üzerinde yer vermeyin. Her çocuk "gerçek" resimlerin çerçevelenip, evin bir köşesine asıldığını bilir, çocuğunuzun yapmış olduğu resimlerden birini çerçeveleyip evinizin en güzel köşesine asın.
3.Çocuğunuzun çalışmalarını değerlendirmeye özen gösterin. Kopyanın, resimlerin içini boyamanın ve yetişkinlerin resimlerinin yaratıcı olmadığını öğretin onlara.
4.Bir resmi "niçin" beğendiğinizi ifade edin. "Çok güzel olmuş" demek hiçbir zaman yeterli değildir. Örneğin "Renler çok canlı, düz çizgilerle eğri çizgileri bir arada çok güzel görünüyor; bu senin üzgün olduğun zamanları anlatıyor sanırım" gibi ayrıntılı açıklamalar, çocuğunuzun hem sözcük hazinesini geliştirecek hem de yaptıklarının değerli olmasını kavramasını sağlayacaktır.
5.Çocuğunuzla birlikte snaat galerisini veya müzeyi ziyaret edin. Birlikte resimleri değerlendirin.
6.Çocuklarınızın resimlerinden yılbaşı kartları vs yapın ve yakınlarınıza bu kartlardan gönderin.
7.Evinizde sürekli dağınık kalmaya müsait bir alan olsun. Burada bir resim sehpası, tebeşir tahtası, boya kalemleri, her tür boya, yapıştırıcı ve ufak tefek parçaları toplayan bir kutu buunsun. "Stüdyo" ya da "atölye" adını vereceğiniz bu yer, her gün kullanıma açık olsun.
8.Büyük bir evrak çantası alın ve resmleri burada saklayın. Üzerinde aylarca çalıştığı resmi, temizlik günü kaldırıp atıveren anne, her çocuğun cesaretini kıracaktır.

Susan Striker, "Çocuklarda Sanat Eğitimi".

Kitaptan alıntılar yapmaya devam edeceğim.

14 Nisan 2010 Çarşamba

Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir?



Sevil Sarp-Ege
http://gucumunyeri.blogspot.com/


(Doğumundan altıncı yaşına kadar çocuğunuza sevgi, saygı ve huzur dolu bir ev ortamı sunmanızı sağlayacak pratik öneriler.

Dünyayı keşfetmeye meraklı, kendine güvenen, bağımsız, dikkatli ve saygılı çocuklar yetiştirmek için birbirinden orjinal, eğlenceli faaliyetler)


Bu kitabı okumaya başladığımda edindiğim bilgiler beni pek mutlu etti. Sayfamda kitaptan bazı pasajlar paylaşarak benim gibi yeni anne olacaklar için ön-bilgilendirme olması dileğiyle..


Alıntılar 1:
Bez Seçimi


Bütün anne babalara, hazır bezlerden ziyade geleneksel pamuklu bezler kullanmalarını tavsiye ederim. Hazır bez kullanmanın dezavantajları;


•Hızla kokuşan, işlenmemiş çöp yığınlarının şehirlerdeki atık sistemlerini doldurmasına sebep olur,

•Doğal pamuk bebeğin cildini daha az tahriş eden bir maddedir. Hazır bezler gibi PVC veya kanserojen etki yapacak hiçbir malzeme kullanılmamaktadır.

•Pamuklu bez kullanan bebekler, altlarının ıslak olduğunu daha çabuk hissederler. Böylece bebek, tuvalet alışkanlığını kazanma aşamasına geldiğinde,çişinin geldiğini kolayca farkeder.


Hem doğaya uyumlu bir yaşam biçimi hem de kimyasal maddelerden bebeğimi uzak tutabilme olasılığı. Hemen bir araştırma yaptım ve Buğday Derneği'nin de onayladığı organik ürünler satın alma sitesi olan http://www.naturey.com/ dan, "organik, makinada yıkanabilir bebek bezlerini" inceledim. Yararlarını okuduğumda da işte budur ! dedim...

Mesgul Kucuk Eller

Esra (Archi*Sugar) ve kizi Defne (4 yas)
..............................................................



zımpara rakamlar

Sebile Şenyurt Şimşek (afacanikizler.blogspot.com)25 ay




Babamız seminerde elden ele dolaşan zımpara rakamların tabletini, defterin üzerine koyarak boyutunu çizmişti. Bauhaus'tan 10 adet eni:12,5cm boyu:16,3cm. kontraplak kestirdi, önce tek tek hepsini zımparaladı, bir kat yeşile boyadı,sonra ikinci zımparayı yaptı. Tekrar 2.kat yeşile boyadı. Böylece tabletler hazır oldu. Bilgisayardan print ettiği rakamları zımpara kağıdına tersten yapıştırarak kesti. Çıkan zımpara rakamları tabletin üzerine yapıştırdı. Rakamların kutusunuda yine tabletlerin yarı boyutuna göre kestirip, yapıştırarak birleştirdi. Aslında okuduğum çocuk eğitim sanatı kitabında zımpara rakamlar ile çalışmaları 4 yaş yazıyor. Özellikle Hilal hanımın dediği gibi işaret ve orta parmağımızla dokunarak sayıların yazılışlarını öğrenmek için. Yavrularım şimdilik sayıların adlarını biliyorlar. Ama 1 den 9 a kadar. İlginç bir şekilde anladımki sıfırı tanımıyorlar. Tabletleri onlara sunduğumuzda her rakamı doğru söylediler ama sıfırı harf olarak O dediler. Çünkü tek olarak sıfırı hiç görmemişlerdi. Sayılar kitabımızda da yoktu. Sonradan öğrendimki sıfırın hiç olduğunu çocuğa en son öğretmemiz gerekiyormuş. Ayrıca Maria Montessorinin sıfırı tanıttıktan sonra anlamını pekiştirmek için oynattığı oyunlar var. (Çocuk Eğitim Sanatı kitabında)
Sevgilerimle,

Evde renk tabletleri yapımı

Sebile Şimşek (Afacanikizler.blogspot.com) 25 ay
http://www.montessorimaterials.org/ dan üç renk kutusunun da renklerini print ettim. Her bir rengi kesip , ikiye katlayarak , rengin çift tarafta görünmesini sağladım.



Her rengi laminasyondan geçirdim. Ve dayanıklı olması adına laminasyondan çıkan renkleri isim kartlıklarının içine yeleştirdim. Şimdilik yavrularla birinci ve ikinci kutuyla çalışacağız. Henüz 25 aylıklar. Bu nedenle üçüncü kutuyu önümüzdeki seneye saklayacağım.

Montessori Semineri/ İstanbul/ 27.03.2010

Esra&Zeynep Ece (23 ay)
http://www.esracemilece.blogspot.com

(Bloğumda paylaşmıştım,sevgili Esra'nın hatırlatması üzerine buraya da kaydediyorum.)

I.BÖLÜM:
Seminerin ilk bölümünde genel olarak Montessori felsefesinden ve Maria Montessori'nin hayatından bahsetti Hilal Hanım.Bu kısma çok ayrıntılı girmeyeceğim; zaten felsefeyi tanımaya çalışan herkesin karşısına ilk çıkan bilgiler.Montessori felsefesinin ana hatları için Annelik Sanatı ,M.Montessori'nin hayatı ve materyallerle ilgili daha kapsamlı bilgi edinmek için Emel Çakıroğlu Wilbrandt'ın Çocuk Eğitim Sanatı kitabı güzel kaynaklar.
Felsefeyle ilgili olarak değindiği iki nokta çok güzeldi;
1.'Çocuk yetiştirilmez,yetişir.' Yani Montessori felsefesi yetişkin temelli bir süreç değildir.Bizim yapmamız gereken ona uygun ortamı hazırlayıp,yol göstermek sadece.Maria Montessori sisteminin çocuk temelli olduğunu pek çok sözünde de vurguluyor zaten..'Çocuğu çalıştım,çocuğun bana verdiklerini aldım'..Yetişkin için yapılabilecek en güzel şey çocuğu izlemek ve sadece ihtiyaç duyduğunda destek olmak.Çocuk açısından en güzel karşılığı 'Gölge etme başka ihsan istemem'...
2. Çocuk (o dönemde pek çok eğitim felsefecisinin savunduğu gibi) 'boş bir levha' değildir..Sahip olduğu potansiyelle dünyaya gelir,bu potansiyeli geliştirmek için çaba sarfeder...Siz engel olmadığınız ve ona uygun ortamı sğladığınız sürece kendini gerçekleştirmeye devam edecektir.
II.BÖLÜM:İkinci bölümde Montessori felsefesinin çok önem verdiği,gözlemlenmesi ve uygun bir çevreyle desteklenmesi gereken 'Çocuğun Eğilimleri'nden bahsedildi..Montessori'ye göre çocuğun eğilimleri:
1. Normalleşme: Bundan kasdedilen 'ideal çocuk' olma değildir tabii ki..Çocuğun doğuştan getirdiği potansiyeli ile varolan yaşam koşullarını birleştirerek kendisini gerçekleştirmesidir.Montessori'ye göre normalleşmiş çocuk bazı özellikler gösterir:Düzenlilik tutkusu,çalışma tutkusu,ani konsantrasyon,bağımsızlık ve girişimcilik,yardımlaşma,yaptığından zevk alma,neşe bunlardan bazıları.Kendisine uygun ortam ve destek sağlanan çocuk bu özellikleri kazanıp normalleşirken,engellenen ve kısıtlanan çocuk bu engellenmeyi huzursuzluk olarak aksettirecek ve gelişimini tamamlayamayacaktır.
2. Hareket eğilimi:Çocuğun en önemli ihtiyacı özgürlük ve hareket ihtiyacıdır..Bir çocuğun istediği zaman hareket etme hakkı vardır ve bu elinden alınamaz..Engel olmak çocukta uyumsuzluk,hiperaktivite gibi sorunlara neden olur.Bu nedenle Montessori eğitim sisteminde eğitim ders saatlerine bölünmez ve çocuk bir çalışmayı bırakmak ya da ara vermek istediğinde engellenmez..Öğrenmeyi başlatan da bitiren de çocuğun kendisidir.
3. Duyuların hassaslaştırılması: Montessoride kullanılan materyallerin herbiri duyuların hassaslaştırılması amacına hizmet eder.İki elin birarada kullanılması ve mümkün olduğunca parmakların çalıştırılması da buna dayanır..Her iki elimizin işaret ve orta parmağından beyne aracısız giden sinirler vardır,ilk 6 yaşta bunu ne kadar kullanırsa beyin gelişimi o kadar artar..Mesela çocukların dikkati 2 yaş civarında minik objelere ve ayrıntılara yoğunlaşır,(bunu 2 yaş civarı bebeği olan her anne gözlemlemiştir zaten)bu dönemde bunun desteklenmesi gerekir..Boncuk gibi küçük nesnelerle (yetişkin gözetiminde) oynatılması (boncukları küçük bir deliktetn geçirme) bu amaca hizmet eder.Küçük nesnelerle çalışma çocuğa aynı zamanda ayrıntıyı görme,olayı detaylandırma gibi özellikler kazandırır.
3. Sosyalleşme: 3-6 yaş döneminin en temel ihtiyaçlarından biridir.Montessori sınıf faaliyetleri bu açıdan çok eleştirilir aslında ama Montessori sınıflarında materyallerin çoğu tek başına çalışmaya yöneltse de sosyalleşmenin desteklenmesi için de çalışmalar yapılır.Birlikte kahvaltı masası hazırlama,toplama,temizlik,çember faaliyetleri,yardım,iki kişiyle yapılan karşılıklı eşleştirmeler çocuğun bu yönünü desteklemeye yöneliktir.Bu konuda ailelere de düşen önemli görevler vardır.Sadece sinemaya,tiyatroya götürmek olarak algılanmamalıdır bu.Çocuğun tüm yaşamsal faaliyetlere ortak edilerek sosyalleşmesi sağlanmalıdır..Alışverişe listenin hazırlanmasından alınanların eve taşınmasına kadar çocuğun ortak edilmesi buna örnek olarak verilebilir..Çocuğun gündelik hayatında sonucunu gördüğü herşeyin süreç kısmının gösterilmesi de sosyalleşmesine destektir aslında.(Bu konuda kendi okullarının yaptığı gezilerden bahsetti Hilal Hanım)Hertürlü iş koluna ait alanların çocuğa gösterilmesi,matbaa,fabrika,geridönüşüm tesisi gibi yerlere yapılan geziler çocuğun sosyal hayatını zenginleştirir.
4.Konsantre olma (Dikkatin polarizasyonu):Montessori materyallerinin en öneml özelliklerinden birisi de konsantrasyonu sağlama ve bunu arttırmaya yönelik olmasıdır.Bu nedenle her materyalin yöneldiği bir duyu,sağlaması gereken bir amaç vardır.Aynı şekilde materyallerin sadeliği ve düzlüğü de dikkatin dağılmasını engellemeye yöneliktir.Dışarıdan müdahaleyi minimuma indirebilmek için her materyalin de kendi içinde hata kontrolü vardır.(Klasik materyallerde varolduğunu bildiğimiz bu hata kontrolleri pratik hayatla ilgili yapılan çalışmalarda da bulunur.Mesela mercimekle kaptan kaba aktarma çalışmasında altına konulan tek ve koyu renkli tepsi bu materyalin hata kontrolüdür.Çocuk tepsiye dökülen mercimek tanelerini koyu renk sayesinde rahatlıkla bulabilir.Ucu mıknatıslı bir çubuk yardımıyla makarna dolu bir kabın içinde bulunan metal parçaları çıkarma aktivitesinde hata kontrolü, bulunacak olan metal nesnelerin resimlerinin bulunduğu bir karttır.Çocuk çıkardığı her metal nesneyi karttaki resmiyle eşleştirir.Sulu çalışmaların hata kontrolü, tepside varolan süngerdir.Çocuk dökülen suyu süngerle silerek hatasını telafi edebilir.)
III.BÖLÜM:Üçüncü bölümün konusu sınıf düzeniydi.Bu konunun girişinde Hilal Hanımın söylediği bir söz çok hoşuma gitti benim: 'Okul içerisinde yapacak çok iş var,herkes çok meşgul ama hiç ittirmece yok,acele yok' Gerçekten de Montessori sınıflarından izlediğim bazı video görüntülerinde en çok dikkatimi çeken şeydi bu:Herkes meşgul ama o kadar sakin ki,çocuğun adımlarına göre ayarlanmış bütün dünya,onun yapabilme hızında...Sanırım en çok da bu ayarlamayı eksik yapıyoruz biz...Sınıf düzeni konusunda değinilenler şöyle:
1. Çalışma alanının oluşurulması: Montessori sınıflarında iki çalışma alanı vardır.Birincisi yerde varolan halının üzerine serilmiş bir kilim/küçük halı,ikincisi masa.Masadaki aktiviteler ya tepsilerde ya da saman kağıtların üzerinde yapılır.Bu uygulamaların birinci amacı çocuğun çalımasının çerçevesini çizmek ve konsantrasyonunu sağlamaktır.İkinci amacı ise çocuğun hangi alanlar içinde özgür olduğunu bilmesini sağlamaktır.Gerçek hayatta da sınırsız özgürlük yoktur,başkasının özgürlüğünün başladığı yerde sizin özgürlüğünüz biter.
2. Her çalışmadan bir tane olması: Çocuğun irade kontrolünün geliştirilmesine yöneliktir.Bunun yanında kimsenin bir materyalle olan çalışması (bir tane materyal olması gerekçesiyle) sınırlandırılamaz.Çünkü çocukların çalışma süreleri arasında birysel farklılıklar vardır.Kimi çocuk bir materyali bir kez tamamladıktan sonra kaldırır,kimisi defalarca tekrar eder.
3. Karma yaş uygulaması: MOntessori sınıflarında yaş sınırlamasının olmamasının temelinde de yine her bireyin gelişiminin farklı olması vardır.Materyaller basitten karmaşığa,kolaydan zora doğru sıralama gösterir ama bir çocuk merak ettiği her materyale dokunabilir.Gerekli gelişim evresine gelmişse zaten o materyalle doğru olarak çalışabilecektir.Çalışamazsa büyüklerden alacağı yardımla materyali kaldırır.Karma yaş uygulamasında yaşça büyük çocuklar,küçüklere de model oluşturur.
4. Ödül ve cezanın olmaması: Ödülün sınıf ortamında kullanılması çocuklar arasına yarışma güdüsü,kıskançlık ve kıyaslamaya neden olacağı için Montessori sisteminde kullanılmıyor.Bir çocuğu yaptığı iş için överken aynı işi henüz başaramamış olan çocuğu da rencide etmemek gerekiyor.Tabii ki ev ortamında hiç kullanlmaması mümkün olamaz.Ama anlamını kaybetmemesi için abartmadan,o hareketini neden beğendiğinizi açıklayarak ve ucu açık sorular sorarak yapmak gerekiyor.Çocuğu överken,ona 'harika bir çocuksun sen' derken, altta yatan mesaja (sen mükemmelsin hata yapamazsın)dikkat etmek gerekiyor.Bunun yanda ödülün kullanılmamasındaki önemli bir amaç da çocuğun hiçbir karşılık beklemeden kendi çalışmasından,başarısından zevk almasını sağlamak.
5. Materyallerin kullanımı: -Materyallerin sınıf içinde kullanımı mutlaka iki elle taşınarak yapılır.Bunda iki amaç vardır:Birincisi kaza riskini en aza indirmek,ikincisi duyuları zenginleştirmek.Bu aslında tüm hayatımıza yaymamız gereken bir alışkanlık olmalıdır.İki elimiz var ve bir işi yaparken ikisini de kullanmamız gerekir.
- Sınıflarda çocukların materyalleri özenli kullanmasına destek olabilmek için materyaller hep törensel bir havayla taşınır.Bu uygulama çocuğun da yapılan çalışmadan zevk almasına yardımcı olur.
- Materyalle amacı dışında çalışmak isteyen öğrencilere onu rencide etmeden alternatifler sunulur.
- Çalışmada önemli olan sonuç değil,süreçtir.Çocuk süreçten zevk alır ve süreçte öğrenir.(5 yaşındaki bir çocuğun da bir Montessori sınıfında kaşıkla kaptan kaba mercimek aktarması olasıdır,onu başarabiliyor olması bu çalışmayı yapmayacağı anlamına gelmez.Bu materyalle her çalışması çocuk için sonu olmayan bir gelişmedir.)
-Sürece önem verilmesi,o çocuğun çalışmayı bitirmesine önem verilmediği anlamına gelmez.Her çalışmayı çocuğun bitirebileceği derecede ayarlamak gerekir.Küçük çocuklar için materyal hazırlanırken (konsantrasyon sürelerinin kısa olması gözönüne alınarak) kısa sürede tamamlanacak olmasına özen gösterilmedir. (Mercimek aktarma işinde mesela üç dört kaşıkta bitebilecek kadar mercimek,giyinme çerçevelerinde 5 düğme yerine 3 düğme kullanılması gibi)Her çalışmada çocuğun bir işi tamamlama ve başarı duygularını tatması sağlanmalıdır.
IV.BÖLÜM:Son bölüm ise eviçi düzenleme idi.Bu konunun da çok ayrıntısına girmeyeceğim.Çocuğun öncelikle odasından başlayarak ev içinde ona 'bağımsız' hareket edebileceği,kendi ihtiyaçlarını karşılayabileceği alanlar yaratmak işin temel noktası.Bu onu da bir birey olarak kabul etmiş olmanızın bir göstergesi çocuk açısından.Aynı zamanda temel ihtiyaçlarını başkasına bağımlı olmadan karşılayabilmesi ve özgüvenini gerçekleştirmesi için gerekli.Verilebilecek örnek çok:Odasında kullanmak istediği oyuncaklarını,kitaplarını kendi boyuna uygun alanlara yerleştirmek,kıyafetlerini alabileceği boyutta eşyalara yerleştirmek,yatağını kendisinin kullanabileceği bir konuma getirmek,banyoda havlusunu,çöpünü,diş fırçasını kullanabileceği bir yerde bulundurmak,kullanılan her odada çocuk için özel alanlar bulundurmak vs.
Bunlar Hilal Hanımın genelde monolog olarak anlattığı konulardı.(O yüzden onun ağzından yazmaya çalıştım,çok bilmişlik olarak algılanmaz umarım.)Tabii ki hemen hemen bütün sorularımıza verdiği yanıtlar ve diyaloglar da seminerin önemli bir kısmını oluşturuyor.Katılan bütün annelerin ortak kaygısı olan bu sistemi evde nasıl uygularız kısmında da verdiği cevaplarla yol göstermeye çalıştı Hilal hanım.Bu diyaloglardan kendi adıma yaptığım çıkarımlar şöyle:(Bu kısım Hilal hanımın anlattıklarının ve öğrenmeye çalıştığım felsefenin kendi adıma yorumu olacak,altta yazdıklarım yüzde yüz doğru bilgilerdir diyemiyorum o yüzden)
1.Montessori felsefesi herşeyden önce bizim çocuğa bakış açımıza yansımalıdır.Bunun için felsefeyi özümsememiz gerekiyor.İşin 'eğitim' kısmı ise mümkünse okullarda yapılmalıdır.Çünkü ev uygulamaları hem fazla enerji,zaman ve para gerektirir hem de alana hakim olmayı.(Yanlış anlaşılmasın burada evde hiçbirşey yapmayın ya da materyalleri kesinlikle kullanmayın demedi Hilal hanım,vurgulamak istediği bizim herşeyden önce 'anne' olduğumuz,'çocuğumuzun öğretmeni' değil.)
2.Felsefeyi özümsemişsek çocuğumuzun gelişimine destek olamak için evde yapabileceğimiz bir çok etkinlik de vardır.Bunun için illa ki birebir materyalleri ve tüm okul donanımını kullanmak gerekli değildir. (Burada verdiği bir örnek çok güzeldi:Evinize onun boyunda bir lavabo yaptıramayabilirsiniz ancak musluklu bir bidon yerleştirerek suyu rahatlıkla kullanmasını sağlayabilirsiniz.)
3. Montessori felsefesi 'oyun'a karşı değildir.M.MOntessori çocuğun ne şekilde olursa olsun öğrenme sürecini çok önemsediği için daha çok 'çalışma' terimini kullanır.Çocuk meşgul olmaktan hoşlanır.Bizim algıladığımız 'oyun' değildir onun istediği.Gerçek objelerle gerçek hayatı test etmektir. Bunun için yapabileceğimiz ilk şey rol modeli olduğumuz çocuğumuzla tüm hayatı paylaşmak,deneyimlerini zenginleştirmektir.Yani siz çocuğunuzla mutfağınızı,temizliğinizi,çamaşırınızı,alışverişinizi paylaşıyorsanız çocuğun gelişimini destekleyecek pek çok aktiviteyi de yaptırıyorsunuz aslında.
4.(Oyunun olmaması gibi hikayenin de bu felsefede yer almaması yönündeki eleştiriler de çok olduğu için buraya aldım) M.MOntessori'nin küçük yaştaki çocuklar için'hikaye ve masallara' karşı olmasının da döneminin içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti Hilal hanım.O dönemde masallara sık sık konu olan gerçek dışı öğelerin çocuğun gerçekmiş gibi algılamasının zararlı olacağını düşünerek bu görüşü savunduğunu belirtti.
5. Çocuğumuza gelişimine destek sağlamak için yaptıracağınız çalışmalarda da (oyun/aktivite/etkinlik ne dersek diyelim) çocuğa mutlaka seçim hakkı tanınmalı.(Mesela kendisi için hazırladığınız bir aktiviteyi görebileceği bir yere koyup ilgilenmesini beklemek,ya da raflara yapabileceği birkaç aktivite hazırlayıp o an ilgilendiğini seçmesini sağlamak)Öğrenme işini çocuk başlatmalı.
5. Hazırladığımız materyallerin hata kontrolünün olması (yani çocuğun yanlışını buldurmaya ve bunu telafi etmeye yönelik olması) ve konsantresini bozacak öğelerin olmamasına ve çocuğun gelişim seviyesine uygun ölçütte/miktarda hazırlanmasına dikkat etmeliyiz. (Mesela Hilal hanımın gösterdiği bir fotoğrafta iki farklı renkte plastik bardak ve onlarla eşleştirmek için aynı renk çiçekler vardı.Anlatırken bu bardakların dibini çakıltaşı ve bir alçı malzemesiyle ağırlaştıdığından bahsetti.Muhtemelen -yanlış da olabilirim- burada düşünülen şey çocuğun eşleştirme işini yaparken bardakların düşmesini engellemektir diye düşündüm ben.Yani konsantresini bozacak ve işi yarım bırakmasına neden olacak hatalar içermemeli)
6. Çocuğun çalışmaya başladığı anda sessiz kalmalıyız.Hem konsantresini bozmamak hem de çıkan sesleri de duyarak algılarını zenginleştirmek amacıyla.Çocuk aktardığı suyun,mercimeğin sesini de duyabilmeli.Birşeyi ne kadar çok duyu organıyla algılarsa zihinde yaratacağı iz o kadar büyük olacaktır.(Bu felsefeyi ilk okuyan su ve mercimekten ibaret sanacak korkarım,seminerde görsel malzeme bunlar olduğu için aklıma hep onlar geldi yazarken)
7. Yaptığı ne iş olursa olsun sürece odaklanmalıyız,sonuca değil.Yani önemli olan dökmeden kaptan kaba su aktarması değil,bunu yaparken aldığı zevk,bunu tekrarlamakla edindiği deneyim ve kazandığı beceridir.
8.Son olarak -çok detay belki ama- yapılan çalışmalarda (aktarma gibi) soldan sağa yol izlenmesinin nedeninin aslında çoğu pratik hayat çalışmasının yazmaya hazırlık (yazının da soldan sağa gitmesi) olmasını vurguladı Hilal hanım.
Not:İlk bölümde yazdıklarımda yanlışlık olmaması için mümkün olduğunca yorumumu katmadım,seminerde yazdığım cümleleri düzelterek aktardım.Yine de yanlış algılamış,yanlış not almış olabilirim,okuyan arkadaşlar düzeltirlerse sevinirim.
Herkese sevgiler...

13 Nisan 2010 Salı

İstanbul Mostessori Semineri Notları

Duygu&Duru(13 Aylık)

http://durununsayfasi.blogspot.com

Seminerde konuşulanları kendi yorumlarımı da katarak blogumda paylaşmıştım. Grubun bloguna da eklemek istedik.

Hilal hanım'ın çok kez tekrarladığı bir konu üzerinde durmak istiyorum. "Çocuklarda öğrenme isteği içten dışa doğru gelişir, yetişkinlerin, çocuğun öğrenmesindeki payı çok küçüktür öncelikle bu gerçekle yüzleşmeliyiz" dedi. Ebeveynler tabiki rol model olacak, ona yol gösterecek, uygun ortamlar yaratacak ama onları etkilememiz çok zormuş. Yani empoze edici öğretme bu felsefe içinde yer almıyor, isterse öğreniyor istemezse ısrar edilmiyor.

Benim ilgimi çeken diğer bir konu, "evlerimizi ve sınıflarımızı eski mahalle hayatlarımıza yakın yerler yapmalıyız"dı. Eskiden bu ortamlar nasıl özgür, samimi ve güvenilir ise montessoride buna yakın bir çevrede büyümeyi uygun buluyor. Evlerde bizden bağımsız özgürce uğraşlarıyla ilgilenebilecekleri alanlar yaratmalıyız, gerek balkon, gerek bahçe, gerekse odanın bir kısmını ona ayırmamız gerekiyor.
Çocuğumuz 0 ile 3 yaş arasında fiziksel olarak oldukça büyük yol katediyor. "Napıyor? başta emekliyor sonra yürümeye başlıyor, başta agu bugu yapıyor sonra konuşmaya başlıyor. Bunları yapmasını sağlayan biz değiliz o potansiyel zaten doğuştan onun içinde var" diyor Hilal hanım.
Yine bence en önemlilerinden biri duyular konusu. 3-6 yaş aralığı duyuların gelişmesindeki en önemli dönem. Duyularımızı hepimiz biliyoruz: dokunma, koklama, görme, tatma ve işitme. Burdaki can alıcı nokta "çocuğumuzu tek duyu üzerinden uyardığımızda öğrenme işleminin daha etkili olduğu". Çoğumuz öğretirken hem anlatma hem gösterme yoluna başvuruyoruz bunun yanlış bişey olduğunu bunun yerine sessizce göstererek öğretmenin daha başarılı olduğunu öğrendik, suyu aktarma çalışması yaparak tecrübe ettik...

Sürahiden ağzı dar olan kaba huni ile su aktarma çalışması

Başka bir not çocuğumuzun kaba motor çalışmaları ile ilgili(0-4 yaş aralığı)."Çocuklar yaşları kadar km'yi yüreyebilirler" diyor Hilal Hanım. Puşetler iyi hoş, çok amaçlı kullanabiliyoruz ama çokta abartmamak lazım diyor. Çocuklarımıza ip atmala, koşma, zıplama, top oynama, bisiklete binme, kaydırağa tırmanma gibi oyunları oynayabilmesi için fırsat vermeliyiz. Bunlar, ilerki yaşlarda spora yatkınlığını arttırıp, sosyal çevrelerinden geri kalmalarını önleyecektir. Sınıflarda her çocuk materyallerini kendi yerinden alıp, taşıyarak, çalıştıktan sonra tekrar yerine yerleştiriyor. Buda montessoride fiziksel aktivitelerin önemini gösteriyor.


"1-3 yaş aralığındaki çocuklar kendi düzenlerini oluşturmak isteyeceklerdir, onlara izin vermeliyiz aksi halde krizler yaşanabilir bunların sonucunda 2 farklı kişilik yaratıyor olabiliriz biri isyankar diğeri içine kapanık, kabullenmiş, çabalamayan." Çocuğunuz bir eşyasını bir yere koymakta ısrar ediyorsa bırakın koysun diyor Hilal hanım, siz neden böyle bişey yaptığını değerlendirmeye, anlamaya çalışın. Mutlaka bir sebebi vardır. Kendisi söylemeden sormamızda istenmeyen bir durum. Sadece geçici bir dönem olduğunu bilmeliyiz, bu dönemi inatlaşmadan geçirmeye çalışmalıyız.


Evimize montessori meteryali almalı mıyız? "Evimize montessori meteryali almak maliyetli olabilir ama alabilirsiniz, bizim sınıflarımızda her materyalden sadece bir tane var ve 16-17 tanede çocuk var" dedi Hilal hanım. Sınıflardaki bu sistem ile çocuklar paylaşmayı ve sabretmeyi öğreniyorlar. Onun yerine evde bulunan benzer eşyaları kullanabileceğimiz söyledi. Örneğin, içiçe geçen saklama kaplarını ters çevirip kule yapabiliyoruz.
Hilal hanıma göre dikkat etmemiz gereken diğer bir noktada şu:"Çocuklarımız bizim her hareketimizi gözlemliyor, en meşgul anlarında bile gözlerinin ucuyla bizi takip ediyorlar". Bizden gördüklerini tekrar etmek isteyeceklerini düşünerek onlar için uygun olacak şekilde hareket etmeliyiz. Seminerde verilen örnekler, tepsiyi mutlaka 2 elle tutarak taşımalıyız, su içerken bardağı 2 elle tutmalı yada sandalyeyi 2 elle kaldırmalıyız. Bizim için çok kolay olan bu işlerin çocuklarımız için oldukça ağır olduklarını gözardı etmemeliyiz.

Süngerle bir kaptan diğer kaba su taşıma çalışması
Başka ufak notlar ;
0-3 yaş dil gelişimi için en önemli dönem. Doğru şeyleri yeterli miktarda dinlemeli.
Günlük yaşam materyalleri : Kaşık, masa, tava, minik cımbız, süngerler, renkli sular ile su çalışmaları ve yiyecek hazırlama çalışmaları yapılabilir.
Son olarak 0-6 yaş aralığı çok çok önemli, bu dönemi kaçırmamalıyız ve çocuğumuza bizim için kıymetli olduğu hissini hep vermeliyiz.

3 Nisan 2010 Cumartesi

B.E.O - Uzay


Olcay & Erva ( 32 aylık )

Bu haftanın konusu " uzay " olunca önce kitabımızdan bir uzay roketini inceledik. Astronatlar hakkında konuştuktan sonra da basit olarak bir roket yapalım dedik. Ihtiyacımız olan bir adet boş kağıt havlu rulosu, renkli kagit parçacıkları, çeşitli çıkartmalar, yapıştırıcı ve biraz hayal gücü.






Herhangi bir dergiden ya da elişi kağıdından küçük parçacıklar kestik/ yırttık. Bunları rulonun üstüne Erva gelişigüzel yapıştırdı. Sonra ince bir kartondan koni parça keserek roketin başliğini elde ettik. Üstüne de Erva en sevdiği yıldız ve bulut çıkartmalarını yapıştırdı. Ucuna da ambalaj kağıdından kestiğimiz parçaları tutturduk. İşte roketimiz uçuşa hazır!



Sonra evin içinde roketiyle uçuş denemeleri yaptı. Bu aktiviteden sonra astronat olucam diyerek dolaşmaya başladı.

Sevgilerimizle