Yasal Uyari

Aksi belirtilmedikce bu sitede yayinlanan tum yazilarin ve fotograflarin telif hakki yazarina aittir. Izinsiz yapilan tum alintilar icin hukuki yollarin acik oldugu hatirlatilir.
-----------------------------------------

Tanitim

Bu blog, cok yazarli olup Montessori Egitimi mail grubu uyelerinin yazilarindan olusmaktadir ve Montessori Egitimi ile ilgili yazilar icermektedir. Yazarin ismi (ya da takma ismi) yazinin genelde basinda ya da sonunda yer almaktadir.

Buyuyorum Egleniyorum Ogreniyorum aktiviteleri her iki haftada bir konu degistiren ve uyelerimizin cocuklar ile yaptigi calismalari icermektedir.

Buyrun, hosgeldiniz...


30 Haziran 2009 Salı

B.E.Ö. Etkinlikleri "Yeryüzü Şekilleri"


Fusun (30) ve Defne (14 ay)
http://fusundefne.blogspot.com/
İnebolu’dan yola çıkıp İzmit’e gelirken yolda durup dağları ve vadileri gösterdim Defne’ye.
Anlattım biraz, anlamadı tabi ama ileride bu resimleri kullanabiliriz diye düşündüm.

28 Haziran 2009 Pazar

Montessori Egitimi: yeryüzü şekilleri

Montessori Egitimi: yeryüzü şekilleri
durugunlerimiz@blogspot.com

BEO: yeryüzü şekilleri

İLK AKTİVİTEMİZ
Yeryüzü şekilleri aktivitesi için ne yapabiliriz diye düşünürken en iyisi uygulamalı hali diye düşünüp , attık kendimizi dışarı, boşalan jöle kutusunu aldık elimize, çıktık kırlara. bulunduğumuz yer altından yol geçen bir tepe ancak bunu inceleyebildik. karınca yuvalarıyla biraz oyalandık, kurumuş bitkileri , kozalakları bulduk, kuru yaprakları topladık, kış için malzeme hazırlığı yaptık. Durunun da yeni bir kelimesi oldu : kozanak!



Bizi ilk aktivitemiz sırasında yanlız bırakmayan komşunun kedisi

Zarifeyede teşekkür ederiz burdan, oda bize moral desteği verdi, durunun mıncırmalarına ses çıkarmadan hiç yanımızdan ayrılmadı .






Gezintimiz sırasında birde bulut (dut) ağacı bulduk üstelik ilk defa boyu boyuma uygun bi ağaç bulduğum için de ayrıca sevinmiştim ama duru bi tane bile yemedi, -yine bir diş dönemi, yine iştehımızı kaybettik- ama güzel vakit geçirdik. Birlikte olmak güzel , birlikte birşeyler yapmak daha da güzel...

Eylemleimiz devam edecek...

BEÖ-Geri Dönüşüm / idilvenar (19 ay)

NAR'IN ORMANINA YENİ BİR AĞAÇ
Tam hatırlamıyorum nerede görmüştüm, enchantedlearning.com olabilir emin değilim, bu ağacı çok sevmiştim. Hazır elişi kağıtlarını da kullandığımız için tam anlamıyla bir geri dönüşüm projesi sayılmayabilir ama biz yine de ağacın gövdesini mukavvadan yaptık.
önce elimi dirsekten itibaren çizdik mukavvanın üzerine, kestik ve bunu ağacın gövdesi yaptık. daha küçük ağaçlar için Nar'ın elinden kalıp çıkarıcaz bir dahaki sefere. yuvarlak kesilmiş bir mukavayı da ağacın üst kısmı için yapıştırdık gövdeye.
yapraklar için yeşil, çiçekler için kırmızı elişi kağıtlarını 3 parmak kalınlığında kesip ardından yaklaşık onar santimlik şeritler halinde parçaladık. bunları büzüp büzüp ağacın gövdesinde tutkal sürdüğümüz yerlere mümkün olduğunca sık bir doku oluşturacak şekilde yapıştırdık. Nar'ın ormanına renkli bir ağaç katıldı..

20 Haziran 2009 Cumartesi

BEÖ-Geri Dönüşüm / idilvenar (19 ay)



NAR'IN ORMANI
Nar'ın fil, timsah, gergedan, kaplan, maymun gibi orman hayvanları için atık malzemelerden orman yaptık.
Hangi malzemeleri ne için kullandık? Beyazeşya kutusundan genişçe bir parçayı zemin olarak hazırladık.
Kağıt alışveriş torbalarından doğal renkli ve yeşil olanları tercih ettik.




Yeşil torbaları çam ağacı yapmak için, doğal renklileri ise zemin ve tepeler için kullandık. Tepelerin yükseltisi için artık kullanmadığımız bir yastığın içinden çıkan sünger parçaları çok iyi uydu, süngerlere dilediğimiz şekli verip üzerini kağıtlarla kapladık. Pütürlü yüzeyler oluşturmak için mercimek ve buğdayı zamklı kağıtların üzerine serpiştirdik.



En eğlencelisi ağaçları yapmaktı, gövdesini tuvalet kağıdı ve kağıt havlu rulolarından yaptığımız ağaçların yeşil kısımları için Nar'ın şimdiye kadar yapmış olduğu parmak boyası resimlerinin arasından yeşil renk ağırlıklı olanları seçtim, Nar bir güzel avuçlayıp buruşturdu ve bunları ruloların tepesine yapıştırınca çok güzel ağaç oluverdi.
Doğa gezintilerimizden toplayabildiğimiz kozalakları da ağazların arasına maki gibi serpiştirdik.
Tavuk tabağını da küçük bir göl olarak yerleştirdik, içine su koyup timsahı ve su aygırını suyun içine koyduk.





Yeni atık malzemelerle ve Nar'la birlikte yaptığımız değişik ağaçlarla bu orman her gün biraz daha büyür umarım.

idilvenar

11 Haziran 2009 Perşembe

BEÖ Geri Dönüşüm


Aslında geri dönüşüm haftası bitti ancak esra hanım ekleyebileceğimi söylediği için paylaşmak istedim.
füsun tufan ve defne' nin geri dönüşüm çalışmaları
http://fusundefne.blogspot.com/
Eski eşya ve ambalajları atmakta hep zorlanmışımdır, o yüzden bu konuyu çok sevdim gerçekten.
Bu şifonyer ortaokul yıllarımdan kalma, iki kapılı bir dolabı da var, ikisini de yapışkanlı kağıtla kaplayıp kulplarını değiştirdik. Defne hanıma da bir oda kazandırmış olduk böylece.
Marketlerde satılan hazır kurabiyelerin kutusu da geometrik kartlarımıza koruyucu oldu

Evdeki bebek dergilerinden keserek yaptığım ifade kartları ve onlara koruyuculuk eden bez kitabımızın ambalajı


Keo's Zone da gördüğüm ip çekme oyunu, ben evdeki boş dondurma kutusunu kullandım
Oyuncakları sonradan değiştirdim, delikten geçmediler çünkü.



19 Mayıs 2009 Salı

BEO - Geri Dönüşüm

Evdeki artık ve eskileri kullanarak oyuncak ve eşya yapmak.

http://www.pratikanne.com/2009/05/beo-geri-donusum.html

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Annelik Sanatı - RİTM

Çocuğun ellerini kullanma ihtiyacında olduğunu anlamayan ve bunu çalışma güdüsünün ilk belirtisi olarak karşılamaya yanaşmayan bir yetişkin, onun gelişmesini engelleyebilir.Bu her zaman yetişkinin savunucu bir davranış takınmasından ileri gelmez.Daha başka nedenler de olabilir. Söz gelimi , yetişkin eylemlerinin sonucuna gözünü dikmiştir, kullandığı araçları da kendi zihinsel tutumuna göre seçer.Asgari çaba diye bir çeşit doğa yasası vardır onun gözünde, en kısa zamanda amacına ulaşmasına yarıyacak en kestirme araçları seçmeye bakar. Çocuğun görünüşte boş yere bir takım eylemlere giriştiklerini görünce, büyükler hemen üzülür ve ona yardıma koşar.

Çocuğun en olmadık, en hurda şeylere karşı gösterdiği çoşkunluk yetişkini yadırgatır. Çocuk, diyelim masa örtüsünün çarpık olduğunu görünce , nasıl örtülmüş olması gerektiğini hatırlayarak , olanca coşkunluğuyla onu beceriksiz hareketlerle ama ısrarla düzeltmeye kalkar. Gelişiminin işte bu dönemini geçiştirmekte olan bir çocuk için bu anlı şanlı bir eylemdir ve bunu ancak yetişkinler karışmaz, engel olmaya kalkışmazsa başarabilir.

Çocuk saçını taramak mı istiyor, yetişkin bu soylu isteğin karşısında sevinecek yerde sinirleri bozulur.Çocuğun saçını gereğince ve tez elden tarayamayacağını, bu işin üstesinden gelemeyeceğini, oysa bu işi kendinin hemencecik ve gerektiği gibi bitirebileceğini bilir ya! İşte o zaman bu yapıcı ve zevkli işle uğraşan yavru, bir de bakar ki, o ne yaparsa , başa çıkamaycağı kocaman varlık başında bitmiş, saçını ben tarayayım deyip kapıveriyor.Yetişkini sinirlendiren şey , çocuğun sade yapamayacağı bir işle yok yere uğraşması değildir, asıl kendisinden farklı bir çalışma ritmini, eylem tarzını da kabul edememektedir.

Ritm, dilediğiniz anda değiştirebileceğiniz rastgele bir kavram değil. Ritm, kişinin vücut biçimi gibi temel bir özelliktir. Bizler, hareket ritmi kendimizinkine uygun kimselerle düşüp kalkmaktan hoşlanırız; meşrebimize , ritmimize uymayan işlere koşulmaktan da hiç hoşlanmayız.

Söz gelimi, yarı felçli biriyle birlikte dolaşmak bizi bunaltır; o titreyen elleriyle kahve fincanını ağzına götürürken , içimiz daralır.Kendi hareket özgürlüğümüzle bu tutukluk arasındaki çelişki gözümüze batar. Ne yaparız o zaman? O na yardım bahanesiyle, fincanı elinden alıp, ben içireyim sana! diye abanırız üstüne. Aslında dileğimiz yardım değil, bu kendimizinkine uymayan yabancı hareket ritmine son vermektir.

Yetişkin de çocuğa aşağı yukarı böyle davranır. Bilinçsizce kalkar, çocuğun o doğal , ama ağır ve hesaplı hareketlerini engeller, böylece sinek kovarmış gibi o tedirginlik konusunu ortadan kaldırıverir.Buna karşılık çabuk ve hızlı bir ritmle girişmesi şartıyla çocuk, kendi kafamıza göre bir yol yordam tutturmuş olduğu için , ona karşı sabrımızı kullanırız. Ama çocuk ağır ağır, kendi ritmince harekete koyuldu mu, dayanamayız, burnumuzu sokarız hemen; çocuğun tarzı yerine kendi hareket tarzımızı dayatırız. Lakin böyle davranmakla , çocuğa yardım etmek bir yana, onun ihtiyaçlarını ayaklar altına aldığımızı aklımıza bile getirmeyiz. Çocuğun serbestçe hareketlerini önler, doğal gelişimini köstekleriz. Büyükler üzerine, seni yıkayacağız, seni giydireceğiz, diye geldikçe, sözde huysuz bebeğin feryadı basması, büyüme çabası süresince karşılaştığı bütün bu engellere isyandır aslında. Ama , hangimizin aklına gelir ki, yaptığımız o yersiz yardımlarla çocuğun yaşamını zehir etmekteyiz, bunlar ömür boyu acısını çekeceği çeşitli baskıların başlangıcıdır.

Maria Montessori


9 Mayıs 2009 Cumartesi

BEÖ / Zıt Kavramlar


Özgür & Ceren(1 hafta sonra 19 aylık)

Bu haftaki B.E.Ö. konumuzla ilgili olarak annem bana zıt kavramların kartlarını hazırladı. Önce kartlardaki kavramları öğrendim, sonra da gerçek uygulamasını yaptık:)

sıcak-soğuk
ağlayan bebek-gülen bebek
yukarda-aşağıda
kirli çocuk-temiz çocuk
açık kitap-kapalı kitap

1) Annem önce bana kartların açıklamalarını yaptı,
2)sonra bana "hangisi kirli bebek?", "hangisi kapalı kitap?" diye gösterip ona vermemi istedi.
3)Sonra da bir kartı seçip bu ne? diye sordu benim cevap vermemi istedi.

Kartlarla oyunumuz bitince hepsini canlı canlı uyguladık;
sıcak su-soğuk su kaselerine elimi soktum,
ağlayan ve gülen bebeklerin taklidini yaptım,
oyuncaklarımı yukarı ve aşağı koyduk,
yemek yerken kirli çocuk oldum, sonra temiz çocuk oldum:)
kitaplarımı açıp açıp kapattım...
Daha önceden öğrendiğim büyük-küçük kavramları da vardı.

Birkaç gün öncesine kadar iki kelimeyi yanyana söyleyemiyordum, genellikle birleştirip yuvarlayıp söylüyordum (Ayşe Teyzeme=Ayşeme gibi:) ama artık söyleyebiliyorum;

-kirli çocuk
-büyük kamyon, küçük aaba
-sucu abi
-gel gel çabuk çabuk

Annem bu konuda bu oyunun da olumlu etkisi olduğunu düşünüyor...

5 Mayıs 2009 Salı

ÇEVRE SEVGİSİ - ( ÖZDENETİM )

Çocuğun telkinlere açık oluşuna , ruhsal gelişimine yardımcı olan ve "çevre sevgisi" diye adlandırabileceğimiz iç duyarlılığın abartılmış hali olarak bakmak gerekir.çocuk hızlı bir gözlemcidir , özellikle yetişkinlerin eylemlerine ilgi duyar.onları taklit etmek ister.bu açıdan yetişkinin sorumluluğu büyüktür.çocugun ilerdeki hareketleri için bir esin kaynağı ve bir kılavuz olmanın sorumluluğunu duymalıdır.ama çocuğun önünde ve bu sorumluluk duygusu içinde hareket ederken kendisini seyreden yavrunun hareketlerini bütün ayrıntılarıyla görebilmesi için de ağır ve sakin davranmalıdır.
Yetişkin böyle yapmayıp,kendi doğal eğilimlerine uyacak olursa , çocuğu eğitecek , ona kılavuzluk edecek yerde , yavrunun ruhunu kendi hızlı hareket ritmine zorlar ,böylece telkin yoluyla kendini çocuğun yerine koymuş , onu ikame etmiş olur.
Duygu nesneleri , gereçleri bile , tabii çekici ve renkli olanları,çocuğun üzerinde etkiler yaratarak tıpkı bir mıknatıs gibi çeşitli hareketleri çocuğa telkin ederler.Prof Levine'nin filme de alınmış olan deneyi , bu bakımdan ilginçtir.Deneyin konusu , sakat ve normal çocukların aynı nesnelere karşı gösterdikleri değişik tepkilerin ayırdedilmesi.Yaşları ve kökenleri hemen hemen bir olan iki grup çocuk alınmış.geniş bir masa üzerine , içlerinde bizim çocuklar için hazırladığımız gereçlerden bazıları da dahil olmak üzere , bir sürü nesne koymuş.filmde bir grup çocugun odaya girişi gösteriliyor.hepsinin gözleri parlıyor ,önlerinde serili duran çeşitli nesnelere ilgiyle bakıyorlar.cıvıl cıvıllar;yüzlerinin güleçliğinden , bunca çekici nesneyi bir arada görmenin mutluluğu okunuyor.Her biri eline bir şey geçirip çalışmaya başlıyor.derken ,onu bırakıp başka bir şey alıyorlar ellerine,böylece o gereçten bu gerece sekip duruyorlar.filmin bu bölümü bitince ikinci grup içeri giriyor ; ağır hareket ediyorlar duraklıyorlar etrafına bakınıyorlar.gereçleri ellerine aldıkları pek yok,masanın cevresinde toplasıyorlar , hareketsiz duruyorlar.filmin ikinci bolumu de böyle sona eriyor.
bu iki gruptan hangisi normal , hangisi sakat çocuklar acaba?sakat çocuklar oradan oraya koşuşan ,gereçlerin birini alıp birini bırakan,herşeye el atan ve mutlu görünen canlı çocuklar.seyirciler bunların daha zeki oldukları düşüncesine kapılıyorlar.çünkü yetişkinler bir oyuncaktan ötekine , bir ilgi konusundan ötekine atlayan ,değişken ve bir bakıma maymun iştahlı çocukları zeki olarak kabul etmişlerdir.oysa aslında normal çocuklar gayet sakin ve telaşsız hareket ediyorlar.filmde de uzun bir süre kımıldamıyor,gözlerine kestirdikleri gereci ölçüp biçiyorlar.bundan da anlaşılıyor ki SAKİN VE ÖLÇÜLÜ HAREKET , TUTARLI , DÜŞÜNCELİ DAVRANIŞ NORMAL ÇOCUKTA GÖRÜLEN BİR ÖZELLİKTİR.
Prof Levine'nin deneyi öteden beri benimsenmiş görüşlere aykırı düşüyor.çünkü , alelade bir çevre içinde zeki çocuklarda filmde gördüğümüz sakat çocuklar gibi davranıyorlar.okullarımızdaki normal çocukların tavırları bambaşkadır.ağırdır,ölçülüdür,hareketleri benlikleri tarafından denetlenir,aklı tarafından yönetilir.böyle bir çocuk gördüğü nesnelere elbette kayıtsız kalmamıştır; ama bu izlenimlerini izginler , sonuçta da onlardan gereği gibi yararlanmasını bilir.ÖZLENEN ŞEY AMAÇSIZ KOŞUŞMA DEĞİL,ÖZDENETİMDİR.ÇOCUĞUN MOTOR YANİ DENETİM ORGANLARINA SAHİP OLUP SARSAK DAVRANMAMASI SON DERECE ÖNEMLİDİR.
(ANNELİK SANATI SYF 135-136)

2 Mayıs 2009 Cumartesi

ZEKANIN AŞKI

Aşk sebep değil sonuçtur. Işığını güneşten alan bir gezegen gibi. Yaşamın yaratıcı gücü olan içgüdüdür, yürütücü güçtür. Çocuk bilinci bu aşkla dolu olarak doğar. Bu sayede özgerçekleşimi gerçekleşir.
Duyarlılık dönemlerinde çocuğu çevresindeki nesnelere yönelten dayanılmaz dürtü, aslında çocuğun çevresine duyduğu aşktır. Bu sadece duygusal bir tepki değil, çocuğun görmesine işitmesine böylece gelişmesine elveren zihinsel bir arzu ya da aşktır. Çocukların duyduğu bu doğal arzu Dante’nin “Zekanın Aşkı” diye tanımladığı şeydir.
Çocuğun keskin bir dikkat ve coşkunlukla, yetişkinlere önemsiz gibi görünen çevre özelliklerini gözlemlemesine elveren şey işte bu aşktır. Zaten bizi başkalarının gözüne görünmeyen şeylere karşı duyarlı yapan şey aşk değil de nedir! Başkalarının değerini bilmedikleri ayrıntıları bize ifşa eden aşk değil midir? Çocuk çevresine aşık olduğu için yetişkinlerin gözüne görünmeyen şeyleri görür.
Çocuğun çevresine olan aşkını biz yetişkinler, onun gençliğine, toyluğuna, coşkunluğuna yorarız. Bunun yaratma çabasından doğan bir ruhsal enerji ve bir ahlaksal güzellik olduğunu gözden kaçırırız.
Çocuğun aşkı, doğuştan sade bir aşktır. Ona büyümesini sağlayacak izlenimleri edinme özleminden doğmaktadır bu aşk.
Çocuğun aşkının en baş hedeflerinden biri yetişkinlerdir. Muhtaç olduğu maddi yardımı onlardan görür, öz gelişimi için muhtaç olduğu şeyleri onlardan ister. Çocuk için yetişkin saygıdeğer bir varlıktır. Konuşabilmek için öğrenmesi gereken sözcükleri onun ağzından duyar. Kısacası her şey için onun ağzına, eline bakar.
Çocuk, ilişkide bulunduğu yetişkinleri taklit ederek kendi yaşamını sürdürmeye başlar. Büyüklerin sözleri ve hareketleri çocuk için öyle büyüleyicidir ki, onun karşısında adeta hipnotize olur. Yetişkine öylesine duyarlıdır ki, bir noktadan sonra yetişkin onun benliğinde yaşamaya ve hareket etmeye başlar. Çocuklar öğrenmeye o kadar yatkın, aşka öyle susamışlardır ki, yetişkinler çocukların yanında söyleyecekleri sözleri tartmak zorundadırlar.
Çocuk, yetişkine seve seve itaat eder. Ama yetişkin, kendisinden gelişimine önayak olacak içgüdüleri terk etmesini istediği zaman başkaldırmaması elinde değildir. Çocuğun huysuzlukları ve başkaldırmaları; yaratıcı dürtüleriyle, ihtiyaçlarını anlamazlıktan gelen yetişkine karşı duyduğu aşk arasındaki ölüm kalım savaşının görüntüsünden başka bir şey değildir.Çocuk itaatsizlik ettiğinde, huysuzluk ettiğinde, yetişkin bu çatışmayı aklına getirmeli ve çocuğun bu gibi davranışlarını, gelişimi için gerekli eylemleri yerine getirmek için çaresizce başvurduğu bir savunma olarak kabul edebilmelidir.
Hiç aklımızdan çıkarmayalım: çocuk bizi sevmektedir. Bize itaat etmek istemektedir. Çocuk, yetişkini her şeyden fazla sever.Yine de bunun tam tersinin dile getirildiğini hemen hergün duyarız. Çocuğunu ne kadar çok seviyor! Falanca öğretmen öğrencilerine adeta aşık! Gibi sözler yetişkinlerin ağzından düşmez. Ve sürekli çocuklara ana babalarını, öğretmenlerini, bütün insanları, hatta bitkilerle hayvanları sevmeyi öğrenmekten söz edilir.
Bu sevgiyi onlara kim öğretecektir? Hem bir başkasına sevmeyi öğretmek kimin harcıdır ki?Çocuğun bütün haklı başkaldırmalarını huysuzluk diye karşılayan, kendini ve mallarını çocuktan korumak için en olmadık tedbirlere başvuran yetişkin mi yapacak bu işi? Yoksa çocuğun en ufak bir hatasını bile hoşgörü ile karşılamayan öğretmen mi bu işin üstesinden gelecek? Dediğimiz gibi bu iş, onların değil, zekanın aşkı diye tanımladığımız duyarlılığa sahip olan kimselerin harcıdır.
Asıl sevmesini bilen, yetişkinin he zaman yanında olmasını isteyen, dikkatini hep üstüne çekmeye çalışan, yani, sevgi canlısı çocuktur.
Akşamları yatmaya giderken sevdiği büyüğü yanına çağırır, gözünün önünden ayrılsın istemez. Biz yemek yerken yanımızda oturup bizi seyretmek için türlü hokkabazlıklar eder. Yetişkinler çocuğun bu derin sevgisini anlamaz, kadrini bilmezler. Ama unutmayın ki, şimdi yatmaya giderken, sen de gel diye tutturan çocuğun yerini kim tutacak? Demek istiyorum ki, şimdi başımızdan savmak için bunca savaştığımız, sevgisine karşı duvarlar çektiğimiz, işim var, ben sonra gelirim diye atlattığımız yavruları, yarın acı acı arayacağız. Neymiş, her sözüne pek iyi dersek çocuğun kölesi olurmuşuz! Kölesi olmayınca da tabii bildiğimiz gibi sağa sola gidebilir, istediğimiz gibi gezip tozarmışız.
Sabahları çocuk, anasını babasını uyandırmaya gelmeye görsün, kıyamet kopar. Ama çocuğu uyanır uyanmaz yanına koşturan sevgiden başka nerdir ki? Çocuk yatağından kalkar kalkmaz bir koşu onların yanına varıyorsa, bilsinler ki onlara, “sabah oldu ışığa bakın, doğru dürüst yaşamayı öğrenin!”demek içindir bu adeta. Oysa ana baba, çocuğun başlarında bittiğini görüp, mahmur mahmur onu terslediklerinde, çocuk, “ben sizi değil, uyuşuk ruhunuzu uyandırmaya geldim!” dese ne cevap verirler?
Şunu bilmeliyiz ki çocuğun sevgisi, yabana atılır bir şey değildir. Analar babalar uykudadırlar, onları uyandıracak ve artık yitirdikleri taze bir enerji ile onları yeniden canlandıracak yeni bir varlığa muhtaçtırlar. İşte o varlık, sabahları yanlarına koşarak, “Uyanın ey gafiller, uyanın, daha bir insan gibi yaşamaya bakın!” diye adeta doğanın sözcülüğünü yapmaktadır. Çocukların yardımı da olmasa, büyükler bu düzen içinde büsbütün yozlaşırlar. Büyükler kendilerini yenilemeyi unutmuş, yüreği sert bir kabuk bağlamış, vurdum duymazlaşmıştır. Onu uyaracak, uyandıracak yeni bir ses, yeni bir esinti, yeni bir haberci, yeni bir muştu lazım.

ANNELİK SANATI, Maria Montessori
I. BÖLÜM, s. 153-156

1 Mayıs 2009 Cuma

23 Nisan - Oyuncak arkadasim

Esra (Archi*sugar) ve kizi Defne (3,5 yas)
..................................................................
Montessori Egitimi email grubumuzda 23 Nisan sebebiyle bir oyuncak hediyelesmesi yaptik. Biz, sevgili Aysegul'un ikizlerinden biri olan tatli Zeynep'e hediye gonderirken, Defnecigime de sevgili Emel ve kizi Zeynep Asya hediye gondolier.

Defne'nin uyudugu saatlerde aksamlari hazirladigim 23 Nisan Lapbook'u ve Defnecigimin sectigi iki Tubitak kitabi, bizim Ankara'ya Zeynep'e gonderdigimiz hediyeler oldu.

22 Nisan gunu kapimiz calinip da kargoyu gorunce ben de cocuklar gibi sendim. Hediyeleri hem gondermek hem almak nasil da guzel bir duygu veriyormus insana. Hele cocuklar soz konusu olunca. Her iki minnosu da henuz yuz yuze gormemis olsak da onlardan bir parcayi, bir gunu, bir gulucugu paylasmis olmak muhtesem bir duygu.

Paketimizi 23 Nisan gunu diger hediyelerle birlikte actik. Defnem ozenle hazirlanmis paketten cikanlara bayildi. Paketimizden bir doktor takimi, sevgiyle ve ozenle hazirlanmis bir lapbook ve bir de kucuk bakir kova cikti. Doktorculuk oynamaya zaten bayiliyor Defnecik. Ozellikle gercekten doktor olan teyzesiyle doktorculuk oynamak ona ayri bir zevk veriyor. Lapbookumuzu tek tek inceledik ve hala incelemeye devam ediyoruz.

Hem hediyelerimizi gonderidigimiz Zeynep'e hem de hediye aldigimiz Zeynep Deniz'e bu guzel ve anlamli gunu bizlerle paylastiklari icin tesekkur ediyoruz.

Iste postadan bize Ankara'dan sevgi tasiyan, Defne'ye gelen hediyeler. Bizim gonderdigimiz lapbookun fotolarini ayrica paylasacagim.

Archi*Sugar


29 Nisan 2009 Çarşamba

Doruk'un 23 Nisan Hediyesi

Neslihan & Doruk


Seher'in önerisiyle başladığımız bu olayda bize de hediyemiz, fikir annesi Seher ve İrem'den geldi :) Hediyemiz tam 23 Nisan'da elimize geçti, eve döndüğümüzde hediyemizi teslim alıp eve çıktığımda, Doruk paketi gördüğünde görmeye değerdi, ama onu fotograflayamadım. Ama 'İrem'den Doruk'a hediyeeeeeeeeeeee' dediğimde paketin bir üstüne atlayışı vardı ki :)
Neyse Seher'cim cok guzel bir kartla beraber oğluma Playdooh'un Palyacolu oyuncagını almış. Doruk en çok saç çıkarma ve dil cıkarmaya bayıldı, saclarını tarayıp durdu :)

İremcim ve Sehercim, tekrar cok tesekkur ediyorum

Bizim hediyemiz de Ada'ya gitti, neyse ki o da çok sevmiş oyuncağını :)

Ada'nın 23 Nisan Hediyesi..


Elif & Ada (30 aylık)
Sevgili Seher'in düzenlediği 23 Nisan Oyuncak Arkadaşım çekilişinde Ada'nın oyuncak arkadaşı Tuana idi... Tuana da hediyesini çok beğenmiş,annesi çok güzel bir mail atmış bize..

Biz de Doruk'un oyuncak arkadaşı olmuşuz...

Doruk ve annesi Neslihan, Ada için çok güzel bir hediye seçmiş...Balık tutmaca!

Hediyesi elimize ulaştığında çok heyecanlandı Ada...Doruk Doruk diye koşturdu..Ne varmış içinde bakayım mı diye sabırsızlandı...Ben konuyu daha önceden ona anlatmıştım ama o olayın hediye boyutunda idi tabi ki:)

Şimdi Ada balıklarını bir güzel tutuyor sonra da ip gibi diziyor onları:)) Hediyeyi aldığından beri günde 2-3 kez oynuyor...

Çok teşekkür ediyoruz Doruk!!

Ve de böyle güzel bir fikirle hayatımıza renk katan Seher'e de tekrar teşekkürler!!!


28 Nisan 2009 Salı

Rüzgar'dan Nar'a 23 Nisan hediyesi





Rüzgar ve annesi Iraz'dan Nar'a 23 Nisan hediyesi olarak çok güzel bir ahşap abaküs geldi. Bu, Nar'ın hem ilk 23 Nisan hediyesi hem de abaküsle ilk tanışması. BEÖ'de sayıları çalıştığımız bir haftaya böyle bir hediyenin denk gelmesi de ayrıca çok iyi oldu. Rüzgar ile Iraz'a çok teşekkürler, sevgiler...

23 Nisan Oyuncak Arkadaşım

Demet & Deniz (15 ay)


Bu guzel fikir için Seher'e çok teşekkurler :)
Deniz'in oyuncak arkadaşı Begüm, Begüm'ün oyuncak arkadaşı da Deniz oldu birbirlerinin şansı oldu minikler..
Hediyesi Deniz'e tam da 23 Nisan günü ulaştı sabahtan dışarı çıkmıştık akşamustu eve geldigimizde hediye paketimiz de geldi..Deniz paketini parçalayıp yeni oyuncagını keşfe çıkarken ben de ona oyuncak arkadaşı Begum'ü anlattım.. Sevgili Guneş ve minik Begüm'e buradan çok teşekkürler..

23 NİSAN OYUN ARKADAŞIM

Dijle ve Dijle Ezel(13 ay)

23 Nisan etkinliği çevrevesinde bizim oyun arkadaşımız Sevgili Nihal Şeker ve Ömer 'di.Bizim hediyemiz İstanbul'a gitti.Umarım Ömer'in hoşuna gitmiş ve O'nu neşelendirebilmiştir.

Ezel'in hediyesi ise sevgili Meral Özevin ve Zeynep Ece'den geldi.Dün ofise gelen kargoyu heyecanla öğleden sonra eve götürdüğümde aynı heyecanı fazlasıyla Ezel de görmek çok güzeldi.

Öyle ki ben işte anneciğim bak 23 nisan bayram hediyen gelmiş hadi kutumuzu açalım demeye kalmadan kutuyu parçalarcasına açtı.Ben fotoğraf makinasını alıp gelene kadar(yan odadan) olay bitmişti.

Sevgili Zeynep Ece;bizim için resim boyamış,çıkartma yapıştırmış, zarif annesi de hatıra notu düşmüştü.Resmimiz hatıra kutumuzun içinde yerini aldı.

Yap/boz'a gelince;Ezel çok sevdi ve sadece 1 kere gösterdikten sonra acemice de olsa;doğru parçayı doğru yere koymaya çalıştı:))

Ve bu vesile ile öncelikle bu etkinliğe vesile olan Seher'e ve oyuncak arkadaşımız Meral ve Zeynep Ece'ye çok teşekkür ederiz.



















27 Nisan 2009 Pazartesi

23 Nisan / Oyuncak Arkadaşım

Özgür(keo) & Ceren(18aylık)

Öncelikle sevgili Seher'e bir kez de buradan teşekkürler...

23 Nisan çekilişimizde Ceren'in oyuncak arkadaşları Yaman ve Defne oldu.
Ceren Defne'ye, Yaman da Ceren'e hediye aldı. Sevgili Esra ve Yaman'a çok teşekkür ediyoruzz:)) Annesi Ceren'e 23 Nisan Çocuk Bayramı'nı, oyuncak arkadaşını, ona hediye aldığını, paketi Yaman'ın gönderdiğini anlattı da anlattı.
Yaman'dan gelen paketi merakla açarken...

Çok beğendiği yeni oyuncağını keşfederken ve yakışıklı Yaman'ın güzel sözlerle dolu anı yazısına bakarken:))

Bu esnada söyledikleri;
-bayyam bayyaamm
-Laman (Yaman)
-oncak (oyuncak)
-uuutimaa hehehee :)*
*(çok mutlu olduğu anlarda söylüyor, söyledikleri arasında sadece bunun anlamını bilmiyorum:)) Bazen ben de onun gibi söylemeye çalışıp -Ceren bu ne demek? diyorum. O da bana garip garip bakıyor -"anne yanlış zamanda yanlış yerde söyledin" der gibi:))

26 Nisan 2009 Pazar

23 Nisan Oyuncak Arkadaşım.

Güneş-Begüm

Montessori Eğitimi Mail Grubumuzda 23 Nisan için Sevgili Seher'in öncülüğünde çekiliş yapıldı, sonuçta her çocuk başka bir çocuğa oyuncak gönderecek, 23 Nisan Oyuncak Arkadaşı olacaktı, bizim şansımıza çekiliş sonucunda :D biz Sevgili Demetin Tatlı kızı Denize, Denizde Begüme çıktı. :)
Denizin hediyesi İzmirden bize ulaştığında Begüm Su Çiçeği çıkarmıştı ve hediyemizle pek ilgilenememiştik, Deniz içinde internet üzerinden bir hediye seçtik ve eşim ilgilendi hediyeyi alma ve kargoya verme aşamaları ile, yoksa ben çok daha farklı birşeyler düşünüyordum, Sevgili Demet'te çok ince düşünmüş ve Denizin bir fotoğrafı arkasına güzel bir hatıra yazısı yazmış, biz ise 2 kelime bile yazamadık :( olsun ama bloğumuz sayesinde buradan bu güzel bebek ve eğitici kitap için çok teşekkür ediyoruz, bizim hediyemizle Deniz oynarken bizi hatırlasın istiyoruz. İşte Hediyelerimiz... :D

22 Nisan 2009 Çarşamba

Kahverengi Basamaklar ve Pembe Kuleler

Maceramızı aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

http://www.akifamily.com/2009/04/kahverengi-basamaklar-ve-pembe-kuleler.html

Sevgiler,

Sedef & Derin (10 ay)

13 Nisan 2009 Pazartesi

BEÖ-Taşıtlar/ Nar (17 ay)





Cesitli tasit resimleriyle hazirladigim kartlarla once 2 asamali oyun oynadik. Nar henuz konusmadigi icin 3. asamaya-isimlerini soyleme asamasina gecmedik! 1. asamada tek tek tasitlari isimleriyle tanittiktan sonra 2. asamada ben bir tasitin ismini soyledim, Nar ilgili karti gosterdi.
daha sonra ayni oyunu bu kez seslerle oynadik. ben her bir tasit icin bir ses tanittim. tren icin "cuf cuf", otomobil icin "biip bip", helikopter icin "pirpirpirpir" gibi.. bu kez ben bir tasitin sesini taklit ettigimde Nar, bu ses hangi tasita aitse o karta isaret etti.



ESLESTIRME
Tasit kartlarindaki her bir tasiti bir oyuncakla eslestirdim. Tek tek Nar'a tanittiktan sonra kartlari dizdim ve her bir oyuncagin sirasiyla hangi karta "kardes" oldugunu sordum. Nar oyuncaklari ilgili kartlarin yanina yerlestirmeye calisti, yerlestiremediginde ise parmagiyla gostererek eslestirme yapti.



KOPRUNUN ALTINDAN TASIT GECİRMECE
Legolarla kopru yapip teker teker tum tasitlari altindan gecirmeye calistik. Benim ismini soyledigim tasitlari Nar sirasiyla diger tarafa gecirmeye calisti. (ayni oyunu hayvanlarla da yapiyoruz)



OYUN HAMURUYLA TASITLAR
ev yapimi oyun hamuru ve geometrik sekilleri kalip olarak kullanarak otomobil ve yelkenli yaptik.


KUTULARLA TREN
Ayakkabı kutularını birbirine baglayarak basit bir tren yaptim. Nar'in en sevdigi 5 hayvan oyuncagini sectik (resimdeki sirasiyla Filinta, Kirpik, Kerata, Zibidi ve Filip) Once butun hayvanlari vagonlara yerlestirip "cuf cuf" sesleri esliginde treni surukledi Nar.
Sonra her bir hayvani koridora belli araliklarla yerlestirdim-her biri ayri istasyonda nar'i bekledi. Nar koridorda ilerlerken tek tek hepsini alip vagonlara yerlestirdi.
sonra da ben bir hayvanin ismini soyleyip-mesela Kirpik- trenden inmek istedigini soyledigimde Nar onu alip vagondan cikardi.

HAYAT BILGISI
Nar ile haftasonu Burgazada'ya yolculuk yaptik. Boylece kartlarda ogrendigi bir kac tasitin gercegiyle tanisti. Vapura bindi, fayton gordu ilk defa, kucuk teknelere baktik birlikte, bisikletli abilerle tanisti. Baska bir gun evimizin balkonundan ucaklarin gecisini izledik ve sansimiza bir helikoptere el salladik.

idilveNar

11 Nisan 2009 Cumartesi

Gokyuzu ve Kuslar

Nazan ve Derin ( 11 Aylik)
Kizimin son zamanlarda kuslara gosterdigi ilgiyi firsat bilerek, kuslar ve gokyuzu temali bir donence yapmaya karar verdim. Daha once Banu'nun yaptigi gokyuzu temali donenceyi ornek alarak yaptigim donence cok ama cok buyuk begeni topladi. Sadece Derin'in degil babamizin bile cok hosuna gitti. Konuyla uyumlu olmasi acisindan donencemizi salonda camin onune astik.

7 Nisan 2009 Salı

Elma Yapboz

Gülnur - Defne (2 Yaş)


Bu yapbozu mukavva ve elişi kağıdı ile yaptım.Yapmak isteyenler için;
adresten çıktı alabilirsiniz.
Benim çok hoşuma gitti yalnızca aynı şeyi Defne için söyleyemeyeceğim.Çok ilgisini çekmedi.

6 Nisan 2009 Pazartesi

B.E.Ö - taşıtlar

ensar bera (12 ay )

http://oyuntukani.blogspot.com/

1 Nisan 2009 Çarşamba

RULO YAPIMI

gülay ve talya(27 ay) http://uzaylianne.blogspot.com/

Merhaba arkadaşlar Talya ve ben aranıza yeni katıldık sizlerle yaptığımız son aktiviteyi paylaşmak istiyoruz. yaptığımız aktiviteyi sevgili esranın verdiği bir linkle keşfettik...... rulo yapımı...ve işe koyulduk ihtiyacımız olan bambudan yapılmış, rulo yapmaya uygun bir parça idi evdeki amerikan servisimiz ve nihale takımımızla bu aktiviteyi gerçekleştik küçük kaslarının gelişimi açısından çok faydalı olduğu kanaatindeyim bambudan olmasının sebebi ise çok daha kolay rulo hale gelebilmesi..talişin bu aktiviteyle bu kadar ilgileneceğini hiç beklemiyordum neredeyse tüm gece elinde bambu servislerle gezdi ve minik başarısını büyük bir zevkle bizlerle paylaştı

Kelebek Lapbook

Esra (archi*sugar) ve kizi (3 yas)
...........................................................
Daha onceki lapbookumuz: Penguen Lapbook

Hem baharin gelmesi hem de kizimin kelebeklere olan ilgisinden dolayi bu seferki lapbook konumuzu kelebekler olarak sectim. Tahmin ettigim gibi kizim kitabini gorunce cok cok begendi ve hergun cikarip tum ozelliklerini tekrar tekrar gozden gecirdi. Iste kelebek lapbookumuzun detaylari. (fotograflarin daha iyi incelenebilmesi icin herzamankinden biraz daha buyuk tuttum, ustune tiklamaniz yeterli)

Lapbookun on kismi

Lapbookun arka yuzu


Yararlandigim Linkler

Kapak Sayfasi:
  • montessorimakers yahoo group'tan "Sandpaper Letters"in K harfi... kesip zimpara kagidina tersten cizip kesilmis
  • Mavi kelebek resmi: Preschool Post Butterfly Lessons
Arka Kapak Sayfasi:
Ic Sol Sayfa:
  • Kelebek simetrisi - Homeschool Share , Butterfly lapbook - Symmetrical Butterfly
  • Simetrik kelebegin icindeki yazi - Bir minik kelebek ront
Bir minicik kelebek uctu geldi donerek
Kondu bir papatyaya cok mutluyum diyerek
Papatya cok haindi birden bire silkindi
Yere dustu kelebek, ah vah diyerek
Ordan bir ari geldi kelebege el verdi
Kurtardi kelebegi o minicik melegi
Ic Orta Sayfa:
Ic Sag Sayfa:
Ekler: (bu bolumdekileri de diger kartlarda yaptigim gibi lamine ettim. Her kullanimdan sonra cizgileri siliyorum.)Archi*Sugar