Yasal Uyari

Aksi belirtilmedikce bu sitede yayinlanan tum yazilarin ve fotograflarin telif hakki yazarina aittir. Izinsiz yapilan tum alintilar icin hukuki yollarin acik oldugu hatirlatilir.
-----------------------------------------

Tanitim

Bu blog, cok yazarli olup Montessori Egitimi mail grubu uyelerinin yazilarindan olusmaktadir ve Montessori Egitimi ile ilgili yazilar icermektedir. Yazarin ismi (ya da takma ismi) yazinin genelde basinda ya da sonunda yer almaktadir.

Buyuyorum Egleniyorum Ogreniyorum aktiviteleri her iki haftada bir konu degistiren ve uyelerimizin cocuklar ile yaptigi calismalari icermektedir.

Buyrun, hosgeldiniz...


3 Ekim 2008 Cuma

Gökyüzü - Aydedeyle Can (17 aylık)



Can tam bir aydede manyağı oldu. Öncelikle bunu söylemeden edemeyeceğim.. Gökyüzü etkinliği aslında bizim gökyüzünü tanımaya başladığımız dönemle tam olarak örtüşen bir zamana denk geldi. Can arabada giderken, gökyüzünün hafifçe kızıllaşmış ve grileşmiş halini görüp, telaşla ve heyecanla bana neler olduğunu sormuştu. ben de ona anlatmıştım, dünyamızın güneşe sırtını döndüğünü, bu yüzden havanın karardığını, ertesi sabah yeniden barışacaklarını, ama bu sırada bizi aydedenin aydınlatacağını, bazen aydedenin bulutların arkasında uyuyakaldığını bu yüzden görünmediğini.. Can da büyük bir dikkatle dinlemiş ve çok eminim ki anlamıştı.

Sonra babannesinin balkonundan büyük bir netlikte görünen kuzey yıldızı ile tanıştırmıştım onu. Aydede ortalarda görünmüyordu. Ama kuzey yıldızı da ilgisini çekmiş, işaret parmağın hedefinde yer almıştı günlerce. Sonra aydede göründü ve kuzey yıldızı hedeften ve gözden düştü. Hatta Can'ın bütün gün De-de, de-de diye dolaşmasına sebep oldu. Ona gündüzleri de-de'nin olmadığını, sadece akşamları hava kararınca geldiğini söyledik. Bu kez dedenin gelişiyle anne babanın gelişi arasında bağlantı kurarak, dedeyi görünce bizim geleceğimizi, biz gelince dedenin çıkacağını düşünmeye başladı. Ama gökyüzü bu rahat durmadı ki, yağmurlar başladı, hava gündüzleri de karanlık olmaya başladı. Can da bana telefonda "Dede, anne del" demeye tabi. Yani hava kararmıştı, aydede yine bulutların üstünde uyuyakalmıştı anlaşılan ama oradaydı hava karardığına göre ve annenin de eve gelmesi gerekiyordu. Neyse ki yağmurlar bir süre devam etti de çiseleyen yağmurun altında koluna değen "Bbuuu"ların bulutlardan geldiğini, bulutların güneşin önünü kapattığını, güneşin bu işe çok kızdığını anlattık ona.

Bulabildiğim kadar gökyüzü ve gökyüzündekiler resimleri gösterdim Can'a. Öncelikle müptelası olduğu resimli okul ansiklopedilerinin coğrafya ve bilim sayılarından. Çeşit çeşit gökyüzü, uçak, roket, helikopter, ay, güneş resimleri.. Hatta Can için gökyüzüyle eşdeğer Uuuuuuu! minare resimleri.. Kah ellerini havalara kaldırarak, kah balkona koşup gökyüzünü göstererek, kah uçak gibi havalarda kollarını savurarak hepsini dikkatle inceledi. Sonra internetten daha renkli resimler bulup gösterdim. Ama hepsinde favorisi aydedeydi, aydedenin tahtına ne uçaklar oturabildi, ne güneş ne de gökkuşağı. Biz de aydede resmi bulamayınca aydedeyi çizmeye başladık. Ben hilal şeklinde çiziyordum, Can yuvarlak.. Ee, tabi aydede bu, o da gökyüzü gibi yanar döner.. Bir yuvarlak oluyor bir hilal.. Durduğu gibi durmuyor ki!! "Alla alllaaaaa" Sonra aydede şarkıları söyledim Can'a. Tam sözlerini bilmediğim için kendi uydurduğum sözlerle biraz ama olsun, Can yine de büyük memnuniyetle dinledi. "Aydede aydede aydedeeee, aydede aydede aydedeeee.. Geceleri ışık saçarsın, gündüzleri saklanır kaçarsın" (dedim ya sözler uydurma, aslı nasıl bilmiyorum..)

Gökyüzü etkinliğine son noktayı "Canı Sıkılan Aydede" kitabıyla koyduk. Hem de ne nokta, üç nokta ya da daha çok. Daha noktalamamız bitmedi. Her gördüğümüze anlatıyoruz :) Aydedenin gökyüzünde tek başına canı çok sıkılmış, buluttan aşağı bakmış, bir AYçiçek tarlası görmüş. Hoooppa diye oradan inip, hemen bir ayçiçeği olmuş, bütün gün diğer ayçiçekleriyle beraber güneşe yüzünü dönmüş, ama bir gün kamyonlar gelmiş, ayçiçeklerini toplayıp çekirdeklerinden yağ yapacaklarmış, aydede oradan kaçıp bir pastanedeki AYçöreklerinin yanına gitmiş. Bir adam gelmiş ayçöreği isteyince, kağıda sarıldığı gibi adama verilmiş, tam adam onu HAAAM yiyecekken Pıır diye kaçıp kitapçıdaki bir kitabın kapağına konmuş. Aynı gün küçük bir kız annesiyle gelip kitabı almış, annesi kıza her akşam masallar okurken aydede de dinlemiş ve hepsini öğrenmiş. Sonra gökyüzüne gidip, her gece yıldızlara masallar anlatmış, canı da bir daha hiç sıkılmamıııışş. Hikaye ilgi çekici anlaşılır resimlerle süslendiği için Can çok ilgilendi. Şimdi de "dede, hoooppaa.. Mama, ham, ınnnn..." diyerek anlatıyor. "Aydedenin canı sıkılmış" diye başlar başlamaz, kitaptaki ilk resimde kollarını bağlamış aydede gibi kollarını birbirine dolamaya çalışıyor :) Çok eğleniyoruz. Walla bu etkinlik konusunu seçen kimdi bilmiyorum ama allah razı olsun demeden geçemeyeceğim.. İlk etkinliğmize CANı gönülden katılmış olduk biz de..



Can (17 aylık) ve annesi Berna

bernacan.blogspot.com





Begümün İlk Etkinliği 100 Günlük:))



Bu etkinliği gördüğümde begümle ne yapabilirim diye düşünüyordum begüm henüz 3.5 aylık,
begümle gezmeye çıkmıştık, bebek arabasında gökyüzünü uzun uzun seyretti. Gülücükler attı çok eğlendi.
Bu da begümün odasındaki gökyüzü:)

Bizde etkinlik için bir adım atmış olalım istedik.:)




29 Eylül 2008 Pazartesi

Kerem'in Gokyuzu (15 ay)


Biz gökyüzünü böyle anlatmaya çalıştık. Biraz kolay bir çalışma oldu ama evde ancak böyle antatılırdı herhalde. Dışarı çıkmış olsaydık teleskopla yıldızlara bakabilirdik.


Kerem kendi gökyüzünü yapmaya çalıştı. Benim hazırladığım bulutları, ay ve güneşi mavi gökyüzüne serpiştirdi. Bunları yaparken çok eğlendi.



Bazen işi büyüttü ve kendi oyuncaklarını da yaptıgı faaliyete dahil etti:))


Veee finalll! İşte Kerem'in gokyuzu



19 Eylül 2008 Cuma

Rima(21aylık) İle İlk Etkinliğimiz :) GÖKYÜZÜ

buHeyecanla başladık güne çünkü bu bizim ilk etkinliğimiz olacakdı.Renkli kartonlar, boya kalemleri ,karton makası, çocuklar için uygun olan bir yapıştırıcı masamızda yerini aldı.Bu haftaki kelimemiz GÖKYÜZÜ.
Kelimemizin gökyüzü olduğunu öğrendiğim gün hazırlıklara başladım.O gece balkondan bakarak aydedeyi izledik ve aydede şarkısını söyledim kızıma.
Hani şu bizlerin zamanından kalma "Ay dede ay dede senin evin nerede,Hep yakın ol bizlere yıldız kalsın geride"sözlerinin oluşturduğu şarkıyı.Çok hoşuna gitti.Önceleri ayde, ayde diyordu.Ondan sonraki gecelerde beni kendisi balkona sürükledi ve ayde,ayde demeye başladı.Bizde ilk olarak aydede ile tanışmış olduk.
Etkinlik için aldığım kartonları, makası ,yapıstırıcıyı şaşkın gözlerle inceledi.Ona aydede yapacağız, güneş yapacağız ,yıldızlar yapacağız seninle dedim.Gözleri güldü ve bana anninaaam dedi.
ANNİNAM=Rimanın dili ile Anneciğim demek.O kadar sevindiki sanırım bu şekilde ifade etme isteği duydu.
Mavi kartonumuza gökyüzünün gündüz halini,siyah kartonumuza ise gökyüzünün gece halini hazırladık.Beyaz beyaz bulutlar hazırlayıp ona verdim yapıstırmasını öğrettim dudaklarını uzata uzata bir iş becerebilmenin heyecanı ile yapıstırdı bulutları. İyice yapışması için elleri ile üzerine pat pat vurması çok hoş görünüyordu.Daha sonra sarı kartonumuz ile güneşi hazırlayıp verdim.Hepsini kendisi yapıstırdı ve hepsinin sonunda alkış bekledi benden.




Daha sonra bir uçak,kuşlar ve hava balonu hazırladık.Hepsini çizerken ve keserken adlarını söyledim ve onada söylettirdim.Uçak=cacak ,kuş=kus, balon=babon, Güneş=üeş dili döndüğünce söylemeye çalışdı.Siyah kartonumuza ay ve yıldızlar hazırladık.Rimayı en çok ilgilendiren kısım aydedeli kısım oldu.Ve ayde,ayde derken aydede demeyi öğrendi.Anneanneside bende çok mutlu olduk.
Her şey bittikden sonra bir kezde anneanne için saydık gökyüzündekileri.Ama o kartonları elinden bırakmayı hiç istemedi.Teyzesi işden geldiğinde yapdıklarımızı gösterme hevesi ile öyle bir koşduki kartonları almaya çok kötü kaydı mermer üzerinde ve birden boylu boyunca yerde buldu kendini.Normal zamanda bu şekilde düşmüş olsaydı dakikalarca ağlar susmak bilmez epey bi nazlanırdı ama ağlamak aklına bile gelmeden kartonları kaptığı gibi teyzesinin önüne koydu.AYDEDE,AYDEDE dedi.


Bizim ilk etkinliğimiz çok güzel geçdi.Esra hanıma ve tüm montessori grubu üyelerine sevgilerle :)

Mete, ay dedeyi yerde sanarken gökte buldu!...

Uzun bir süre Mete ile ilgili bir şey yazamadım. Bunun iki nedeni vardı; birincisi yazlıkta internet yoktu, ikincisi her etkinlikte Mete ile bir şeyler yapabilmenin zorluğu. Nede olsa torun, sonuçta annesi ve babası ile yaşıyor. Biz ancak seviyoruz.
İLK COĞRAFYA BİLGİSİ AY DEDE: Torun Mete’nin ay dede ile tanışması alınan ayakkabılarıyla oldu. Üzerine ay dede şekli yapıştırılmış ayakkabılarını çok sevmişti. “Hani ay dede?” dediğimizde pabucunu gösteriyordu. Mete’nin ilk coğrafya bilgisini, ayakkabıları aracılığıyla edindi.
AKŞAMLARI AY DEDE İLE BULUŞMA: Mete yazlıkta bizimle 10 gün kaldı. Şansına dolunay vardı gökyüzünde. Bir akşam yürüyüşe çıktığımızda gökteki dolunayı fark etti. Eliyle "bak, bak" diye gösterince “ işte aydede o. Yanındaki parlayan şeyler de yıldızlar.” dedik. Artık her akşam arabasına koyuyorduk Mete’yi. “Hadi ay dede bizi bekliyor, ona gidelim.” diyorduk. Arabaya kuruluyor, ay dedeyi seyrede seyrede uyuyordu. Ama artık “Ay dede nerede?” dediğimizde pabucuna bakmıyor, gökyüzünü gösteriyor.
Punto Dede

16 Eylül 2008 Salı

Damla hanım (18 aylık) ve gökyüzü aktivitesi

Damla henüz gökyüzü ile ilişkili olarak bir tek aydedeyi tanıyor (idi). Bu aktivitede ona, kendisinin de katılacağı bir şekilde gökyüzünde bulunan herşeyi tanıtmayı amaçladım.

Bunun için önce, düz beyaz resim kağıdından güneş, aydede, yıldızlar, kuşlar, yağmur damlaları, gökkuşağı, bulutlar kesip hazırladım.
Aktiviteye başlarken, önce ona tek tek hazırladığım şablonları tanıttım, isimlerini tekrar ettirdim (yeni konuşmaya başladığından herşeyin ismini tekrar ediyor bu aralar).

Ardından, pastel boyalarla, istediği şekilde, istediği renkte bu şablonları boyadı. Renk seçimini tamamen kendisi yaptı, bazı şekilleri bana boyattı, çoğunu kendi boyadı. (Henüz tabii ki boyayamıyor, karalıyor sadece).
Yağmur damlaları ve gökkuşağını aktivitemize dahil edemedik, onların ne olduğunu kavrayamadık çünkü :)

Ardından, boş bir beyaz sayfa aldık, bu gökyüzümüz oldu. Damla hanım Pritt aracılığıyla, tamamen kendisi, boyadığı figürleri tek tek gökyüzüne yapıştırdı.
İlk kez yapıştırıcı kullandığı için, ilk seferinde ben yardım ettim (öğrettim), yapıştırma işini tamamen kendi yaptı.

Son olarak gökyüzümüzün üzerine tarih atarak son şeklini verdim ve onu duvarımıza astık..

11 Eylül 2008 Perşembe

Sil Bastan...

Istanbul'da Montessori felsefesini uyguladigini iddia eden ve bircok materyali bir odaya toplayip gunde 20 dakika cocuklarin ellemelerine izin veren bir anaokuluna ithaf olunur...

Gectim tum materyalleri, tum fikirleri, tum aktiviteleri... Montessori hakkinda tum bildiklerinizi unutun... Tum materyalleri kilitleyin, yakin, yok edin... Aktivitelere de son verin... Ve kendinizle basbasa kalip 10 dakika dusunun... Nedir Montessori?

Sil bastan...

1. Cocuklar birer bireydir ve onlarin isteklerine, secimlerine, ozelliklerine saygi gosterilmelidir.

2. Cocuklar secimlerini yapmakta, istemek ve istememekte ozgurdur.

3. Her cocuk farklidir. Cocuklar once incelenmeli, kendi ozelliklerine gore davranilmalidir. Her cocuk icin tek bir dogru asla yoktur, olamaz.

4. Ceza asla uygulanmamalidir. Cocuk yanlisini deneyip yanilarak gorur. Dogru yol gosterilir ancak zorlama, baski asla uygulanmaz.

5. Egitimci sadece yol gostericidir. Cezalandirici ya da zorlayici degildir.

6. Cocuk, oyunla ogrenir.

7. Montessori metodu asla cocuklari akademik calismalar icin egitme metodu degildir. Cocugun dogal gelisimini izleme ve destekleme sistemidir.

8. Cocuga her zaman sevgi ve saygi ile yaklasilmali, onlarin gelecegin birer buyugu olacagi unutulmamalidir.

Cocugun ruhunu ozgur birakin, onu dunyaya kazandirin.

Maria Montessori

10 Eylül 2008 Çarşamba

BEÖ:Gökyüzü

Nilgün ve Dila'sı (18,5 aylık)
Aslında olay şöyle gelişiyor, biz bu oyunları zaten yapıyorduk, bu periyottaki konu gökyüzü olunca yazmak istedim sadece.
Önce soru cevap oyunu
Anne: Dila gece gökyüzüne baktığımızda ne görüyoruz?
Dila: Ayyyyyyy (diyor ve hemen pencerenin kenarına giderek bana ayı gösteriyor).
Bir ara ayı sadece dolunay hali ile görmüştü , diğer hallerinin ay olmadığını düşünüyordu sanırım, ama sonrasında onları da öğrendi. Artık okuduğumuz kitaplarda gökyüzünde ay varsa benim sormama fırsat vermeden “ayyyy” diyor.
bu soru sorma olayı oldukça keyifli oluyor, ben de soruları çoğaltarak sürdürmek istiyorum
Sonra gökyüzündeki taşıt oyunu
Dila uçak geçerken sesini duymuşsa önce “vuuuuvvvuuu” diye uçak geçtiğini bana haber veriyor (bu arada işaret parmağı ses duyduğunu belirtmek için kulağında oluyor) gece-gündüz fark etmez, hemen gökyüzüne bakıyor ve bana uçağı gösteriyor. Sadece gece şöyle bir sorunumuz olabiliyor, bazen ses duyup uçak göremediyse bakış alanındaki bir yıldızı uçak sanıyor. Ben O’na anlatıyorum, “gördüğün ışık duruyorsa yıldız, gidiyorsa uçak” diye ama şu ana kadar çok başarılı olamadım.
Aklıma gelen ama zamansızlıktan dolayı henüz gerçekleştiremediğim fikirler,
- Rasathane halkgünü etkinliklerine katılmak
- Oyun hamurları ve pasta kalıpları ile gökyüzü yapmak (bunları da yaparsam eklerim bloga)
NOT: Yine foto yok:)

8 Eylül 2008 Pazartesi

BEÖ, Gökyüzü (Sinan-3,5 yaş, Civan 1,5 yaş)

Gökyüzünde neler neler olur? Neler uçar, neler kaçar, neler yağar? Önce bunlar üzerine uzuuuun sohbetler ettik Sinan'la. Sonra da konuştuklarımız çerçevesinde bir boya-kes-yapıştır çalışması yaptık.

Gökyüzünü oluşturmak için su ve undan cıvık bir karışım hazırladık ve içine mavi parmak boyasından ekledik. Boyayı cıvık hamurla karıştırmak, ellerinden hissetmek, kağıda sıvamak çok hoşlarına gitti.


Daha sonra hamurun yardımıyla biraz yapışkanlık kazanan kağıda önceden hazırlamış olduğum, gökyüzünde olan nesnelerle kolaj yaptılar.

İşte böyle birşey çıktı. Fakaaaat hazırladığımız boyalı karışım kurudukça ufalandı. Bir dahaki sefere 1 bardak kaynayan suya 1/2 bardak unu karıştırarak ekleyecek ve kısa bir süre pişirip soğutacak ve boya ile öyle karıştıracağım. Hem yapısının hem de yapışkanlığının daha başarılı olacağını düşünüyorum.
Sinan'ın bu iş çok hoşuna gitti ve aynı gün tekrar yapmak istedi. Bu kez yapıştırıcı ile kes-yapıştır çalışması yaptık. Benim aklıma gelmeyen gökkuşağını kendi kesip ekledi. Gökkuşağı dediğim de kolajda anlamsız görünen kağıt parçaları oluyor:)

2 Eylül 2008 Salı

29 Ağustos 2008 Cuma

ışıl'ın bahsettiği how to raise an amazing child the montessori way adlı kitabın türkçe çevirisi yeni çıktı. geçenlerde kitaptan bir alıntı yapmıştım, onu buraya da eklemek istedim.

"çocuklar birilerinin bir şeyler anlatmasından çok kendileri bir şeyler yaparak daha iyi öğrenirler. bu kural, özellikle çocuklar küçükken geçerlidir fakat daha büyük çocuklara hatta erişkinlere bile uyarlanabilir. çocuklar sadece etraflarındakini öğrenmezler, öğrenmeyi de öğrenirler. hiçbir kitap, dere kıyısındaki büyüleyici bir dünyayı veya çürümüş bir kütüğün altındakileri görüp incelemek kadar öğretici değildir. kitaplar ve benzeri materyaller, çocukların etraflarındaki uyaranları ve tecrübelerini zihinlerine yerleştirmelerine yardımcı olur fakat öğrenmenin temeli doğrudan gözlem ve pratik yaparak atılır."


cem: 4 yaşında

27 Ağustos 2008 Çarşamba

Damla hanımla müzik aktivitesi

Damla hanım'la müzik aktivitesini gerçekleştirmek için, Ya-Pa yayınlarından almış olduğumuz ve severek okuduğumuz, aşağıda resmi bulunan kitabımızdan faydalandık.

Bu kitapta, hayvanlar sırayla farklı müzik aletlerini çalıyorlar, biz de birlikte çalıyor veya seslerini taklit ediyoruz.
Damla hanımın mevcut tüm müzik aletlerini aktivite masamızın üzerine dizip, sayfalarımızı açtık ve resimde gördüğümüz aletleri çaldık.

Damla hanım çok eğlendi. Onu mutlaka resimdeki aleti bularak çalması konusunda zorlamadım. Yönlendirmedim. Kendisi istediğini çaldı. Bu zaten bu kitabı okuma biçimimiz olduğundan yadırgamadı.
Bu sefer armonikayı daha uzun ve düzenli çalması beni sevindirdi. Yoksa Damla hanım genelde müzik aletleriyle pek ilgilenmiyor :( Resim yapmak daha çok ilgisini çekiyor kızımın.

23 Ağustos 2008 Cumartesi

Yeni bir oyun köşesi

Ceren 10 aylık & Keo(Özgür Ekim)


Ceren küçükken onun için salonda oluşturduğumuz köşesine, emeklemeye ve sıralamaya başladıktan sonra sığmaz oldu.Oyuncakları ve materyalleri de günden güne artınca, bir de kendi odasında da vakit geçirmeye alışsın diye orda da bir köşe oluşturdum.
Daha önce kitaplık olarak kullandığımız raflı dolabı boşaltıp onun köşesine koydum.Diğer oyuncakları ve kitapları da hala salondaki köşesinde duruyor.Onlarla orda vakit geçiriyor/uz.
Bu yeni köşesine çok ilgi gösterdi.İstediği oyuncağı almaya çalışıyor, alamadıkları olunca işaret ediyor biz alıp veriyoruz, oynayınca ortalıkta bırakıyor ve tabii ki ben kaldırıyorum.Ama bu bile onda "oyuncaklar yerine kaldırılmalı" düşüncesini zamanla oluşturacaktır diye düşünüyorum.Ki daha ilerde de kimin kaldırması gerektiğini öğreneceğini ümit ediyorum:))

Şu an dolabındaki oyuncaklar materyallerdem daha fazla olsa da amacımız zamanla dolabın sadece materyal dolabı haline gelmesini sağlamak(ilerde yetmeyecek ve daha büyük bir dolaba ihtiyaç olacak diye düşünüyorum)...

14 Ağustos 2008 Perşembe

BEÖ: Müzik

Bir hafta buralardan uzaklaşmak çok iyi geldi hem bana hem de Eslem'e. Hafta başında yeniden iş başı yaptım. İzinden önce kızımla birlikte "Müzik "aktivitemizi gerçekleştirdik ama koşturmaca nedeniyle ne fotoğraf çekebildim ne de buraya aktarabildim yaptıklarımızı. Müzik aktivitesi ile ilgili olarak önce kızımla birlikte benim üniversite zamanlarımdan kalma gitarımı çıkarıp notalara bastık birlikte. Gitarımız olduğunu bugüne kadar keşfedememiş olan kızım, gitarı gördüğü andan itibaren gözleri yerinden fırlamış bir şekilde atıldı üstüme tabi:) Gitarla ilgili ne biliyorsam anlattım. Sonra notalarımın olduğu defteri çıkarıp kızıma serenat yaptım. Daha doğrusu birlikte çaldık gitarı. Bununla bir süre geçirdikten sonra evdeki enstrümantal müzik CD'lerinden bir kaç parça dinledik. Ve son olarakta Dolapdere Big Gang CD' si ile karşılıklı dans ettik.

Elmas&Eslem
Eslem: 28 Aylık

8 Ağustos 2008 Cuma

Dikis /Nakis - Cow Sewing




TR - Bu aktiviteyi bir kac gunder beri deniyoruz ve Amber bu aktiviteye umdugundan daha buyuk bir ilgi gosterdi.

EN - Amber has been trying and very interested in this activity for couple of days now. I think the end of the thread is not stiff enough. I will have her try this activity with a shoe lace or a pipe cleaner. I should probably get some wooden beads or spools too.

Renk Eslestirme - Color Matching






TR - Bugun renk eslestirme aktivitelerinin bir kac tanesini denedik ama Amber cok fazla ilgi gostermedi. Yine, yeni kopek disleri cikiyor oldugu icin Amber oyuncaklari dislemeyi tercih etti.

EN -I tried couple of these activities this evening with Amber. She was more interested in biting everything. The K-9s are coming again!

Mandal Aktivitesi




TR - Bu aktivite Amber'in cok hosuna gitti. Amber once kovayi ters cevirip sallayarak mandallarin yere dokulmesini bekledi. Mandaallarin dusmedigini gorunce, mandallari tek tek cekerek kovadan cikardi daha sonra mandalari kovanin icine doldu ve bosaltti.

EN - This is another activity that we worked on this evening and Amber enjoyed it a lot. First she held the bucket upside down and tried to shake the clothespins off the bucket. It was fun to watch the little smart pants :). She finally figured out that she needs to take the pins off the bucket. Instead of putting pressure on the ends of the pins, she just pulled the pins off and placed them inside the bucket and kept filling and emptying the bucket with the pins.

7 Ağustos 2008 Perşembe

BEÖ-Muzik


Doruk montessori grubuna uye olusumuzdan sonraki ilk aktivitesini gerceklestirdi. Tahta kasigi ve oyuncak kutusuyla kendi muzigini yapti:) Kendisi ilk aktivite sonrasi gayet mutluydu. Sonraki aktiviteleri de heyecanla bekliyoruz.
Sevgiler...

BEÖ - Müzik

ilkay ve kızı (23 aylık)
Büyüyorum eğleniyorum öğreniyorumun bu haftaki aktivitesi müzik olunca çok sevindik kızımla. Halihazırda nasılda keyif aldığımız bir konu ama bu aktivite adına hem kendimizi geliştirecek, hemde yeni birşey öğreneceğimiz bir şeyler yapalım dedik. Bununla ilgili yeni bir müzik aleti alabilirmiyiz acaba diye dolandık oyuncakçılarda. Ama sonra orjinal bir müzik aleti almakdansa elimizdeki bütün materyallerden yeni sesler bulmak ve bu yeni seslere uygun yeni şarkılar yazmak amacımız oldu. Öncelikle elimizde var olan müzik aletlerimizden kızım sesler çıkartırken, annesi kızının istediği temada şarkılar uydurdu. Ama bir şartla müzik susunca anne de sustu. Mesela anne sordu sana ne hakkında şarkı söyleyim...elma derse, anne elmaya güfte yazarken, kızı da bestesinden sorumlu oldu. Ortaya tabiki korkunç ritimler ve acayip sözler çıktı, ama kızım müzik ile annesini isterse susturup isterse şarkı söylemeye başlatabildiği için çok memnundu. Oyunumuzun adını orkestra şeflikçiliği koyduk. En azından kızım daha tam söyleyemesede bu ad çok yakıştı bu oyuna:))Bundan sıkılıncada ikinci aktivitemize geçtik. Önce odasında eline verdiğim darbuka kadar ses çıkartacak kutu bulmaca oynadık. Sonra da bulduğumuz bütün devşirme darbukaları dizip önüne oturup ksilofonun çubuğuyla hepsinden ayrı ayrı sesler çıkarttık. Çook eğlendik ve herhangi birşeyin müzik yapmak için kullanılabileceğini keşfettik. Okay Temiz'in tahtına yakında varis oluruz bu gidişle:))

2 Ağustos 2008 Cumartesi

Muzikli Hikaye Saati :)

Amber 18'inci ay

Dun Amber'le birlikte katildigimiz muzikli hikaye saatinde Amber her zamanki gibi cok guzel vakit gecirdi.